O mahmur gözler aşıkların yolunu vurdu.
Bundan da anlaşılıyor ki, şarabın öldürücü! Ne kadar ağladım ne kadar inledim... Fakat bir türlü duymadın. Herhalde sevgili, eşiğin, konağın pek yüksek!
Oysaki bir insan sizin canınızı sebepsizce yakıyorsa konu siz değildiniz.
İçinde belki de öyle bir yangın var ki,
Bu yangın dışarı taşıyor,
Size kadar ulaşıyordu...
Hem Sadullah ile Asude arasında bir tek zincir yoktu ki! Halka halka zincirler vardı. Her biri paslanmış, kaynamış, köhnemiş zincirler…
Krallar da ölürdü. Önemli olan mutlu ölmekti. Kendisini mutlu sanan veya öyle inanan insanların aslında ne kadar aldandıklarını, dünyanın bir rahatlık ve mutluluk yurdu olmadığını, ölümden sonraki mutluluğu elde etmenin ise en büyük erdem olduğunu düşündü.