asya

Gizlenmiş korkunun, uyurken ve uyanıkken öylece duran boşluklu bir kimyası var. Açık korkularsa, beklenmedik bir zamanda şehri bir lahzada yıkıyor. Birkaç dakika; sonra anlıyorsun ki enkaza dönmüş olan üstünden alevler ve dumanlar yükselen o bina, anlaşılmaz bir tesadüf eseri, senin içinde oturduğun bina değil, komşuların binası.
Sayfa 105·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kamp, içinde yaşa ya da dışında ol, senin hikâyen oluyor, senin için ondan kaçış yok. Sınıfta arkadaşın birden sana saldırıyor, onu neyin kızdırdığını anlamıyorsun bile. Bir iki gün sonra da senin Filistinli olduğunu öğrendiğini anlıyorsun. Senin varlığın, salt senin var oluşun, senin sen oluşun, başkası olmayışın, öfke tetikleyen kışkırtıcı bir durum. Ya da hoşnutsuzluk ortaya çıkmasına, en azından tiksintiye. Sanki çorba kasesine şanssızlık eseri düşmüş bir böceksin.
Sayfa 70·Kitabı okudu
8/10
·150 syf.··
2026 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2026 16:21
Irmak Zileli’nin romanında, Türkiye’ye kaçak olarak gelen ve bir dizi olayın ardından kendini çatıdan düşmüş, yerde yatarken bulan Tina’nın iç monologlarını okuruz. Fiziksel hareket edemez, sesini çıkaramaz. Yalnızca küçük “tık tık” vuruşlarıyla yaşadığını duyurmaya çalışır. Ama hayatı boyunca olduğu gibi, o ses bir türlü tok bir “tak tak”a dönüşmez. Tina’nın varlığı yine duyulmaz. Bu monologlar bir benlik, hatta bir hayat muhasebesi gibidir; dışlanmışlık, kimlik kaybı, ait olamama, aktarılan travmalar, “deda”ya yönelen yakarışlar ve yarım kalmış bir aşk iç içe geçer. Ömrün sonuna gelindiğinde geriye dönüp atılan o “son bakış”, yalnızca anıları değil; soruları, keşkeleri ve sona gelmişlik hissine rağmen sönmeyen umut kırıntılarını da beraberinde getirir ve o bakış “son” olmaz; çoğalır, değişir, içsel bir hesaplaşmaya dönüşür… Tina hayatı boyunca fazla gelmekten, yer kaplamaktan, dikkat çekmekten korkmuş biridir. Bu korku onu geri çekilen, silikleşen bir varoluşa iter. İç dünyasındaki bu kendini azaltma eğilimi, göçmen ve “yabancı” olmanın toplumsal dışlanmasıyla birleştiğinde görünmezliği pekiştirir. Ancak onun yabancılığı yalnızca coğrafi değildir; Tina zaten kimliğiyle bocalayan, kendi ayağına dolanan bir genç kadındır. İlerleyen sayfalarda Tina kendine şu soruyu yöneltir: “Ben mi ittim kendimi yabancılığa? Farklı olabilir miydi?” Yabancı olmak zamanla bir kişilik örgütlenmesine dönüşür: beklemek, geri çekilmek, yer istememek. O küçük “tık tık”ların duyulmaması belki yalnızca dış dünyanın değil, kendi geri çekilişinin de sonucudur. Ancak bu sorgulama, dışlanmanın ve sevgisiz bakışların ruhsallık üzerindeki etkisini ortadan kaldırmaz. Dış gerçeklik ile iç dünyanın kırılganlığı birbirini besler. Metnin merkezindeki bakış metaforu çok güçlü. Tina’nın meselesi sadece
Son BakışIrmak Zileli · Everest Yayınları · 2026794 okunma

asya

, bir kitap okudu
8/10
·150 syf.··
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2026 16:21
·
2026 15. kitabı
Irmak Zileli
8/10 · 794 okunma
Etrafa bakıyorum tanımam gerek, tanırsam burayı ancak anlatabilirim derdimi, tanıdık hiçbir şey göremiyorum ki deda bu en fenasıdır başka bir memlekette olmanın, tanıdık bir iz, içinde bir anının gizli olduğu küçük bir mekân da yeterli, insan tanıdık hiçbir şeyin olmadığı bir yerde hafızasını yitirmiş gibi oluyor, ki öyle değildir tabii, ama işte elinde değil insanın tabelalar yabancı, etrafta hiçbir şey yok tutunabileceğim, kendime ait...
Sayfa 137·Kitabı okudu