Panik ayakların hep fiziksel, somut bir şey olduğunu sanırdım. Gürültülü ve duvarlara çarpmaya benzeyeni bir hal. Oysa tam tersiymiş: Derdi toplu bir dinginlik.
KARNE
Ben mektepliyken de çok silgi tüketirdim
Şıklardan en çok “hepsi”ni severdim
Doğrular boğardı beni
Hep yanlış yapmam bu yüzden belki
Tek doğrum gözlerimdi onu da dört yanlış götürdü
Geceler bilir geçirdiğim cinnetleri
Beni ağlatacak kadar bir acın varsa
Gel demiştim birilerine
Gelişleri kalabalık oldu hep, bozgunuma milattır
Gözler bilir aktığım şehirleri
O günden beri matematiğim zayıf
Dört işlemden birine çarpılırım hep
Adım bölücüye çıktı bir zamanlar, tutanaklara geçti
Dikenler erittim bedenimde toplamdan bir gül çıkaramadım
Mizan bilir azaldığım demleri
Kirliydi sayfaları tarihi sevmedim hiç
Her savaşta yenilen bendim belki
Hiç teslim olmadım ama
Hiç merak etmedim Babil’in Asma Bahçeleri’ni
Yine de sevdim her ihtilali
Kan bilir aktığım nehirleri
Psikolojide panik atak bir öğrenci oldum hep
Nerde bir çift karagöz görsem hala öyleyim
Kimse bilmez öldüğüm esmerleri
Panik atakların hep fiziksel, somut bir şey olduğunu sanırdım. Gürültülü ve duvarlara çarpmaya benzeyen bir hal. Oysa tam tersiymiş: Derli toplu bir dinginlik. Gece denizde yüzerken bir petrol tabakasının ortasında kalmak gibi. Kıpırtısız, yoğun, sessiz bir karanlıkta asılı durmak gibi.
Panik atakların hep fiziksel, somut bir şey olduğunu sanırdım. Gürültülü ve duvarlara çarpmaya benzeyen bir hal. Oysa tam tersiymiş: Derli toplu bir dinginlik.