Hepimiz kahkalarımızı gözyaşlarımızla ödüyoruz ve bu hususta bir dilenci bir milyarderden farksızdır. Çok gülenin çok ağladığını söyleyen atalar sözü de bize heyecanlarımız arasındaki muvazeneden doğan bu büyük müsavatı bildiriyor.
Atalar sözü evlada mirasmış. Tüccarlık, ticaretin sokaktaki üniversitesidir. Ticaret, insan insana ilişkidir. İnsanlara yapılan hizmettir. Ürün insandır. Satış, müşterilerin aklına, gönlüne ve kesesine hükmedebilme sanatıdır. Dili acı olan insan ticaret yapamaz, satış yapamaz, yapmamalı.
Canzi'yi tanımadan evvel ben tanrıları kıskandıracak bir durumda idim. Şöhret?.. Vardı. Servet?.. Vardı. Gençlik, sıhhat, kadınlar... Ne ararsan... Fakat her şeyin dolu dolu köpürüp taşması bende bir nevi tiksinti ve tokluk uyandırmıştı. Eski Yunanlıların bir hikmeti hatırıma geliyor: "Nerede tokluk orada hypris" yâni küfür ve günah. Biz Türkler'in bir atalar sözü de aynı şeyi söyler gibi: "Kula belâ gelmez kul azmayınca; kul belâsını bulmaz; Hak yazmayınca." Azmak burada büyümek, şişmek, azmanlaşmak mânâsındadır. Demek mükemmelleşen, dolan, tamam olan her şey ya dışarıdan ya içeriden yıkılıp boşalmaya mahkûmdur. Benimkisi -elhak-noksansız oldu. Hem dışarıdan, hem içeriden gümbür gümbür çöküverdim.
"Eğer bir adamın hayatında duyduğu haz ve keder yekûnları hesap edilecek olursa görülecektir ki hiç kimse kimseden daha fazla ne mesut ne de bedbahttır. Hepimiz kahkahalarımızı gözyaşlarımızla ödüyoruz ve bu hususta bir dilenci bir milyarderden farksızdır. Çok gülenin çok ağladığını söyleyen atalar sözü de bize heyecanlarımız arasındaki dengeden doğan bu büyük eşitliği bildiriyor. Bunun için geçici hazlar ve kederler istisna edilirse, insanlar arasında devamlı bir saadet ve felaketten bahsedilmesini bile fazla bulanlardanım."