Her yaştan herkesin okuyabileceği ve ders alabileceği harika bir klasik.
Yazarın kaleminden okuduğum ilk kitabı ve çok sevdim. İncecik bir hikayeydi ama verdiği mesaj çok anlamlı ve güzeldi.
Bu kitapta Scrooge isminde huysuz, kendini dünyaya karşı kapatan, aile bağları tamamen kopmuş, kendini insanlardan uzaklaştırmış orta yaşlı bir adamın hayatını okuyoruz.
Benim keyifle okuduğum bir kitap oldu eğer sizler de benim gibi yazarın İki Şehrin Hikâyesi kitabıyla tanışmaya korkup tereddüt ediyorsanız bu kitaba bir şans verip yazarın kalemine alışabilirsiniz.
Charles Dickens
Merhaba, bugün sizlere son zamanlarda okuduğum en sürükleyici kitabı anlatmaya geldiiim.
Uzun zamandır okurken bu kadar keyif aldığım ve bu kadar heyecan duyduğum başka bir kitap olmamıştı. Daha şimdiden benim için bu senenin favori kitapları arasında yer alacak bir kitap oldu.
Kesinlikle tavsiye edebileceğim güzel, farklı ve akıcı bir kitaptı. Her yaştan insanın severek okuyabileceği bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kitapta da belirttiği gibi; Charlie'nin Çikolata Fabrikası sevenlerinin bayılacağı duygusal, merak uyandırıcı, sürükleyici bir hikaye.
Konusuna gelecek olursak;
Lucy Hart, anne ve baba sevgisi olmadan büyümüş ve kardeşinin hastalığından sonra annesi ve babası üzerindeki ilgiyi çekip onu ihmal etmiştir. Lucy'de kendini hep bu yüzden yalnız hissetmiş ve Saat Adası serisi kitapları çocukluğundan beri en büyük arkadaşları olmuşlardır.
Bir okulda yardımcı öğretmenlik yapmakta olan Lucy, öğrencisi olan Christopher'ı bu kitaplarla tanıştırmıştır. Lucy'nin en büyük dileği ise anne ve babası olmayan Christopher'ı evlatlık edinmektir. Fakat buna yetecek maddi gücü ve yaşantısı yoktur.
Saat adası kitaplarının yazarı Jack ise yaşadığı Saat Adasında yıllardır kitap yazmamıştır ve en sonunda bir kitap yazacağını ve bir yarışma düzenleyeceğini duyurur.
Yarışma Saat Adasında gerçekleşecektir ve sayılı kişiler seçilecektir. Yarışmayı kazanan ödül olarak Saat Adası serisinin en yeni kitabına sahip olup büyük ödülü kazanacaktır. Lucy ise bu ödülle Christopher'a annelik yapabilmek ve her şeye sahip olabilmek umuduyla Saat Adasına, yarışmaya gider ve hikayemiz başlar.
Bir Dilek OyunuMeg Shaffer
Franz Kafka'nın babası Hermann Kafka'ya yazdığı itiraf niteliğinde sitem dolu olan mektubu.
Konusu çocukluğu boyunca babasına karşı olan nefretle karışık olan sevgisi. Annesi hep babasına karşı Franz Kafka'nın yanında oluyor ama aslında onun istediği bu değil.Franz,babasıyla arasındaki bağın güçlü olmasını istiyor ama babası ona kurallar koyarak mesafesini koyuyor.Bu da onun çekingen içine kapanık, kendine güveni olmayan bir çocukluk dönemi yaşamasına neden oluyor.
Arka kapak yazısı; Modern edebiyatın en önemli isimlerinden biri olan Franz Kafka’nın 1919 yılında Julie Wohryzek ile nişanlanması üzerine, bu nişana karşı çıkan babası Hermann Kafka’ya yazdığı bu uzun mektup ona bu olay nezdinde söyleyemediği her şeyi içeren bir tür ‘itiraf’ metnidir. Baba-oğul arasındaki çatışmayı gözler önüne seren mektup aynı zamanda Kafka’nın kişiliğini aydınlatmaya yardımcı olur. Hiç gönderilmeyen ve yayımlanması amacıyla da yazılmayan bu mektup, okura Kafka’nın dünyasını açarken babasına olan hisleri eserlerindeki izleklerle birleşince daha da anlamlı hale geliyor. Dostu Max Brod sayesinde edebiyat dünyasına kazandırılan bu mektup yüzyılın en büyük itiraflarından sayılmaktadır.
Merhaba, bugün sizlere uzun zamandır okumayı düşündüğüm ve sonunda okuduğum Kuyucaklı Yusuf kitabının yorumuyla geldiim.
1937'de yayımlanan bu eser, Sabahattin Ali'nin kaleme aldığı ilk romanıdır. Yazar bu romanını gerçek bir hayat hikayesinden esinlenerek yazmıştır.
Sabahattin Ali bu romanın da aşk dışında adalet sistemi, güçlü - güçsüz, köylü - şehirli, ezen - ezilen, zalim-mazlum kavramlarını, o dönemin şartlarını ve toplumsal olayları da ele alarak bizlere bu romanı sunmuştur.
Sabahattin Ali 1931'de cezaevinde kaldığı sırada kitabın baş kahramanı Kuyucaklı Yusuf'la tanışmış romanda da kişiye gerçek adıyla yer vermiş. Bu bilgiyi bilerek okuduğunuzda Yusuf'un yaşadıklarını daha çok içselleştirecek ve onunla birlikte yaşayacaksınız hikayeyi. Benim için gayet güzel ve sürükleyici bir kitap oldu. Adeta baştan sona bir film izler gibi okudum kitabı.
#kısabilgi
Sabahattin Ali bu kitabın devamını getirmeyi düşünmüş fakat bunu gerçekleştirememiş.Cevdet Kudret Solok, Sabahattin Ali ile yaptığı bir söyleşiye dayanarak eğer yazılsaydı ikinci cildin Çineli Kübra, üçüncü cildin de dağdan şehre inen Yusuf'un dünyasını konu alacağını bildirmiştir.
#SPOİLER içerir!!!
Biraz kitabın konusundan bahsetmek istiyorum.
Aydın'ın Nazilli ilçesinin Kuyucak köyünde yaşayan Yusuf 9 yaşındayken eşkıyaların baskını ile anne ve babasını gözleri önünde kaybeder. Bu olayda bir de sağ baş parmağını kaybeder. Haline acıyan kaymakam Salâhattin bey, Yusuf'u yanına evlatlık alır. Karısı Şahinde Yusuf'u hiç istemez ve bu yüzden sık sık kavga çıkarır ama bir yandan da Yusuf evin küçük kızı Muazzez'e baktığı için sevinir. Yıllar geçtikçe kendini bir yere ait hissetmeyen ve kaymakamın tüm imkanlarına rağmen Yusuf okumayı reddeder.Yusuf ve Muazzez bir yaşa kadar kardeş gibi büyürler fakat bu ilişki daha
Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat Puanım: 10/10
Tanzimat Dönemi edebiyatının önemli eserlerinden biri ve ayrıca Türk edebiyatının ilk telif romanıdır.
Okurken keyif alarak okuduğum bir kitap oldu. Yazı dili oldukça güzeldi ve hikayesi çok etkileyiciydi. Adeta bir film izler gibi okudum.O kadar akıcı,o kadar sürükleyici bir kitap.
Kitapta sadece Talat ve Fitnattan değil, evlilik, aşk, kadın-erkek ilişkisi, özellikle de görücü usulüyle evlilik üzerine göndermeler yapılmış.
Konusuna da çok kısa bir şekilde değinmek istiyorum , Fitnat anası, babası ölmüş ve yazarın değimiyle biçare bir kızdır. Üvey babasıyla birlikte yaşar ve üvey babası başına bir şey gelmemesi için kızı evden dışarı bile çıkarmaz ama Fitnat bir gün sokaktan geçen bir çocuğa aşık olur ve o çocuk da Fitnat'a karşı aynı duyguları hissetmektedir. Bu iki aşık birbirlerini görebilmek için neler neler yapar ki görmeniz lazım... Kesinlikle alıp okumalısınız ve okudukça kitabı keşfetmelisiniz.
Taaşşuk-ı Talat ve FitnatŞemseddin Sami