Etrafımı sessizlik kaplamıştı, birkaç yarı aydınlık pencere vardı, donuk ay ışığı sisin arasından belli belirsiz parlıyordu. Esrarengiz sessizliği durup içime çektim, gerisinde gizem,tensel ve tehlikeli bir evrenin gizlendiğini gördüm. Sesislik bir yalandı çünkü tüm dünyanın birikmiş pisliğini örtüyordu.
"Çiçekler hiçbir şeyin kalıcı olmadığını öğretir bize; ne güzellikleri kalıcıdır ne de solgunlukları;çünkü sonradan yeni tohumlar verirler. Mutluyken de üzgünken de hatırla bunu. Her şey geçip gider, yaşlanır, ölür ve yeniden doğar. "
İnsanı boğan su o canlıyı yaşatıyor, kendisini yaşatan hava o canlıyı boğuyordu. Anlaşılmaz bir şeydi bu.Başkalarına mutluluk getiren çocuk, onlara felâket getirmişti. Deniz, ana karnında aylarca suyun içinde kalmıştı,niye o zaman boğumlamamıştı? Sonra niye suda boğulmuştu?
"Bu dünyada sana kötülük yapmak isteyen insanlar çıkacak karşına, ama unutma ki iyilik yakmak isteyenler de çıkacak. Kimi insanın yüreği karanlık, kimininki aydınlıktır. Geceyle gündüz gibi.Dünyanın kötülerle dolu olduğunu düşünüp küsme, herkesin iyi olduğunu düşünüp hayal kırıklığına uğrama! Kendini koru kızım, kendini insanlara karşı koru!"