Dikkat spoiler içerir.
Gerçek adı Muhammed Ali olan Mevlana'nın yoldaşı ve zamanın büyük tefekkürlerinden Şems Tebrizi'nin hayat hikayesinin anlatıldığı biyografi denilebilecek bir roman. Çok küçük yaşta doğru düzgün yemek yememesi, bir okuduğunu kolay kolay unutmaması sebebiyle Kuran kursunda kendi yaşıtlarını ve üstlerini geride bırakması, diyar diyar gezip en sonunda Şam'da Muhyiddin Arabi bile derdine derman olamaması sonrasında Mevlana'yı görüp ona hem yoldaş hem de mürşit olmak üzere yola çıkması anlatılıyor. Burada Konya'ya vardığında Mevlana'ya Bayezid Bestami ve Peygamberimiz ile ilgili bir soru sorması, aldığı cevaptan hoşnut kalarak devam etmesi, ondan şarap istemesi ve Mevlana'nın tereddütsüz getirmesi, tüm kitaplarını nehre atması, visal orucu denen 3 gün iftarsız oruç tutma işine başlaması, eskiden Konya halkına sürekli vaaz veren onları gören bir insanken yavaş yavaş kendini soyutlaması ve insanların Şems'e bu yüzden kızması anlatılıyor. Bu sırada Ateşbaz gibi eliyle ayağıyla ateş yakan müritler, babası Bahaeddin Velid, oğlu Sultan Velid ve Alaattin'in Habil ve Kabil gibi olması gibi konular da anlatılıyor. Şems'in Konya'yı bir gece terk etmesi, Mevlana'nın yataklara düşmesi, Konya halkının pişman olması, yazdıkları mektuplara bana öyle bir şey yaz ki geleyim demesi üzerine Mevlana'nın Humuş yazması ve Sultan Velid ile 20 adamının eşlik ederek onu Konya'ya getirmesi anlatılıyor. Bu arada Eyvallah köyü gibi bazı kıssadan hisseler, aslında Şems'in sert tabiatlı olması, sözünü kimseden esirgememesi, bazen beddua da etmesi gibi konular anlatılıyor. Döndükten sonra Mevlana'nın hızlıca toparlaması, bir daha gitmesin diye evlatlığı Kimya Hatun ile Şems'i evlendirmek istemesi, Kimya ile konuştuktan sonra bunu kabul etmesi, Kimya'yı seven asi oğul Alaaddin'in bu