Üç Silahşörler – Alexandre Dumas🇫🇷 Fransa’da geçen bu macera dolu romanda, genç ve cesur bir delikanlı olan D’Artagnan, silahşör olmak için Paris’e gider. Burada Athos, Porthos ve Aramis adında üç silahşörle tanışır. İlk başta aralarında küçük anlaşmazlıklar olsa da zamanla dostlukları pekişir ve birlikte krala sadakatle hizmet ederler. D’Artagnan ve üç silahşör, Fransa Kralı XIII. Louis’yi ve Kraliçe Anne’i, Kardinal Richelieu’nun entrikalarından korumaya çalışır. Aynı zamanda tehlikeli ve zeki bir casus olan Milady de Winter ile de mücadele ederler. Milady’nin entrikaları, silahşörlerin dostluğunu ve sadakatini pek çok kez sınar. Roman boyunca dostluk, cesaret, onur ve fedakârlık ön plandadır. D’Artagnan zamanla olgunlaşır ve gerçek bir silahşör olur. Romanın ünlü mottosu: “Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için!”
Kar Ateist kelimesinin kaynağı yunanca “athos” imiş. O kelime de Tanrı’ya inanmayan kişiyi değil, Tanrılar tarafından terk edilen yalnız kişiyi anlatıyormuş. Bu da insanın burada hiçbir zaman ateist olamayacağını gösterir. Çünkü Allah bizi burada istesek bile terk etmez.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kadınların girmesi yasak olan, Bizans yasalarınca özerk bir hükûmet olarak yönetilen ve 2000'den fazla rahibin (monk) yaşadığı Athos Dağındaki hayatı konu alan belgesel. ... In the New Testament we read that Jesus Christ climbed a high mountain with his disciples to reveal to them his divinity. The aim is the same for all monks: you try to purify your soul. You try to free yourself from passions and weakness, above all from egoism. youtu.be/U5pwfLRI-R8?si=...
Din
"Gençsiniz siz" dedi Athos. "Acı hatıralarınızı tatlı hatıralara dönüştürecek zamanınız var!" Alexandre Dumas Üç Silahşörler
Edebiyat
Biz üç kişiydik; Athos, Porthos ve ben Aramis..
Şarkı
Bu koca evrende, Asya ve Avrupa küçük birer köşe, her okyanus bir su damlası, Athos Dağı bir avuç toprak; zamanın her ânı sonsuzlukta bir nokta. Her şey küçük, değişken, bir şimşek çakımında yitip gidiyor. Zamanın uçsuz bucaksızlığında ve insan çokluğunun ortasında bu mesafeyi koruyabilirsek, kendi varlığımızın da hiçbir önemi olmadığını anlamaya başlarız: Bir zamanlar başkalarının yaşadıkları yaşamı, senden sonra yaşanacak yaşamı ve şu anda barbarların yaşadığı yaşamı düşün; kaç kişinin senin adını bile bilmediğini, bilenlerin kaçının çok geçmeden unutacağını, belki de şu anda seni övmekte olan kaç kişinin çok geçmeden seni yereceğini düşün; ne anıların, ne ünün ne de başka herhangi bir şeyin adını anmaya değeceğini düşün. Bu kozmik bakış açısı yukarıda alıntıladığımız talimatın anlamını netleştirir: "Son saatini düşün." Ölümümüz de dahil her şey, genel bir dönüşüm ve değişim sürecinin bir parçası olarak görülmelidir: Var olan her şeyi iyice düşün: zaten çözülme sürecinde olduklarını, değiştiklerini, çürümeye ve dağılmaya yüz tuttuklarını, bir anlamda ölüme yazgılı olduklarını göreceksin. Tahta Gözler
Felsefe ve Düşünce