Simyacı kitabına başladığım an daha ilk sayfalarda anladım ki sihirli bir serüven yolculuğu beni bekliyor. Her safyasında bambaşka bir dünyanın içinde gizemli bir şeylerin peşinde “gerçek” yolculuğun izi sürülüyor. “Kişisel Menkıbe” ve “Evren’in Ruhu” iki anahtar kelime. Herkes kendi hayatının başkahramanı. Kendi içsel yolculuğumuz yüreğimizin sesinde gizli. Eğer bir şeyi isterken isteğin şeyin ruhunu içindeki ruhla birleştirebilirsen Evren de sana yardım eder. Çoğu zaman da böyle olur. Kitap kişisel gelişim kitapları içinde de değerlendirilebilir. Tavsiyeler ve işaretler bolca. Dil açısından da gayet sade ve net kolay okunabilir bir kitap. Çerez tadında diyebilirim. Siz de ağzınızı tatlandırmak istiyorsanız buyrun okuyun.
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,9bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Harpagon, cimriliğin üst seviyesinde bir baba ama bir o kadar da ısındım ona. Moliere’nin dili kullanmadaki ustalığı olsa gerek; sade, akıcı, günlük, doğal, içten..
“Bendeniz buraya biraz budalılık serpiştireyim de gideyim”
Kitabın adını-Deliliğe Övgü- görür görmez bir dakika çenenizi okşayıp düşünebilirsiniz. Kendinizi bir deli olarak düşünüyor, kitabın adını garipsemiyor olsanız bile bolca hiciv sizi bekliyor.
Rotterdamlı Erasmus, eserini dostu Thomas Morus’a adadığını belirterek eserini onun himayesine bırakıyor. Girişte samimi bir ortam çiziyor.
Dünyayı bir dart tahtası olarak düşünecek olursak Erasmus oklarını bu kitabıyla tam ortasından vuruyor diyebilirim. Dili kullanmaktaki ustalığını kendi sesimde şöyle buluverdim: “Evet, sen busun. Siz böylesiniz. Hepimiz birer budalayız! Ama hangi türden bir budala?” İç sesimin daha sert ve baskın çıktığını kitabın akışında hissettim.
Kibrin kızkardeşi dalkavukluğu anlatırken “Tanrım bir eşeğin diğer bir eşeği tatlı tatlı kaşıması ne kadar büyük fedakârlık gerektiriyor!” deyişi güldürdüğü gibi düşündürüyor da.
Erasmus, kitabın başkarakteri olarak kendisini okuyucularına Tanrıça olarak sunuyor. Hayatın sırrını çözmek için uğraşan zavallı insancıklara tepeden kahkahasını salıveriyor. Bunu yaparken bazen budalılığa övgüler yağdırdığı gibi bazen de yeriyor. Kitap hiciv türünde retorik unsurlar barındırıyor. Budalılık bazen insanın özünü oluşturan doğallığın yayılma biçimi olarak çıkıyor, bazen de kendini bilge sanan gerçek budalılara atıfda bulanarak.
Yunan-Roma mitolojisinden birçok Tanrı da anlatmak istediğini şekillendiriyor. Buradaki amacı daha çok çağının toplumsal, siyasal, daha çok dinsel olgularını eleştirmek olmuş. Özellikle kilise adamlarını!
Her yaşta farklı bir tat bırakacak olan bu eser başucumda uzun yıllar duracak.