Sen olmasan.. Seni bir lâhza görmesem yâhud,
Bilir misin ne olur?
Semâ, güneş ebediyen kapansa, belki vücûd
Bu leyl-i serd ile bir çâre-i teennüs arar,
Ve bulur;
Fakat o zulmete mümkün müdür alıştırmak
Bütün güneşle, semâlarla beslenen rûhu,
Bu rûh-ı mecrûhu?...
Sen olmasan.. Seni bulmak hayâli olsa muhâl,
Yaşar mıyım dersin?
Söner ufûlüne bir lâhza kail olsa hayâl;
Kırılır senden ayrılınca nazar;
Ne hazîn
Gelir hayât o zaman hem vücûda, hem rûha!
Yaşar mıyız seni kaybetsek âh ben, kalbim,
Bu kalb-i muztaribim?
Sen olmasan... Bu samîmî bir i’tirâf işte;
Sen olmasan yaşamam.
Seninle râbıtamız hoş bir i’tilâf işte;
Fakat bu râbıta hâlî mi rûhu ezmekten?...
Akşam
Gurûba karşı düşündüm sükûn içinde bunu;
Fena değil sevişip ağlamak, fakat heyhât,
Bükâya değse hayât!...
~Tevfik Fikret