Kişisel gelişim kitaplarını tek başına okumayı her zaman kolay bulmuyorum. Bazen anlatılanlar ne kadar doğru olsa da kuru öğütler arasında kaybolabiliyorum. Ama bu tür konular bir romanın içine ustaca yerleştirildiğinde, karakterlerle birlikte yürümek ve onların yaşadıkları üzerinden düşünmek çok daha etkili geliyor bana. Elian da tam olarak böyle bir kitap oldu.
Kitabın merkezinde Nava var. Onun Mira, Aura ve Unaya arasında geçen yolculuğunu okurken aslında yalnızca bir karakterin hikâyesine tanık olmuyoruz; modern insanın iç dünyasına, yalnızlığına, arayışlarına ve kendini bulma çabasına da eşlik ediyoruz.
Özellikle Mira bölümünde anlatılan sosyal medya dünyası oldukça tanıdık geldi. Sürekli mutlu görünen insanlar, kusursuz hayatlar, beğeniler ve onaylanma isteği... Günümüzde pek çoğumuzun farkında olmadan içine çekildiği bu düzenin insanı nasıl yorduğunu Nava'nın yaşadıkları üzerinden görmek etkileyiciydi. İlişkilerinde aradığı mutluluğu bulamaması, kendini sıkışmış ve yetersiz hissetmesi de karakteri daha gerçekçi kılmış.
Sonrasında Aura'ya geçişiyle birlikte şu soruyla karşılaşıyoruz: Kaçmak gerçekten çözüm mü? Bazen bulunduğumuz ortamı, insanları ya da şartları değiştirdiğimizde her şeyin düzeleceğini düşünüyoruz. Oysa kitap çok güzel bir şekilde gösteriyor ki insan kendisiyle yüzleşmediği sürece nereye giderse gitsin aynı sorunları yanında taşıyor. Bu yönüyle kitap bana sık sık durup düşünme fırsatı verdi.
Eserde en sevdiğim detaylardan biri, kişisel gelişim mesajlarının doğrudan verilmek yerine hikâyenin içine yedirilmiş olmasıydı. Kendine saygı duymanın, sevgiyi önce kendi içinde bulmanın ve başkalarının onayına bağımlı yaşamamanın önemi sık sık karşımıza çıkıyor. Ancak bunlar nasihat şeklinde değil, Nava'nın deneyimleri aracılığıyla anlatılıyor.
Her bölüm