O günü iple çekiyor. O gün gelip kapıya dayandığında daha onlarla beraberken gideceklerini, evin bomboş kalacağını düşünmeye başlıyor. Onlarla olmaktan bile daha çok onları beklemek güzel, diye geçiriyor içinden. Onlar varken içine acılar birikmeye başlıyor.
İmanım denenmişti ve ben bu denemeyi kazanmıştım. Ama acınmakta haklıydı bana. Bu dünyaya iki kez gelinmezdi. Amcamın dediği gibi. Bu dünyada iki defa kariyer yapılmazdı. Amca kızımın dediği gibi. Bu dünyada bir kez daha doktor, bir kez daha profesör olma hakkım yoktu. Annemin dediği gibi.
Herkesin gelmeyeceği herkesçe bilindiği halde (bilmeyen beklediğini de bilmiyordur; o nedenle üzerinde durmaya değmez), beklediği şeyleri farkında değilmiş gibi kıpırtısızca beklemesi, olanı biteni sessizce izlemesi, zamanın tüm ağırlığını ve saydamlığını her saniye tüm netliğiyle görmesi - ve yine kıpırdamaması gibi... işte yaşamın en uç noktası budur.