Baştan sona tek bir an bile kopmadan okunan -maalesef- gerçek bir hikaye. Ah, Petey! Tanıma şansına sahip olan herkes onu ne çok sevmiş. Bu denli acıklı ancak bu denli sevgi dolu bir hayata şahit olmak inanılmaz güzeldi.
Tam da bu zamanlarda okumak istedim bu kitabı. Yaşadıkları soykırımın, vahşetin etkisinin hala silinmediği, onca filme ve kitaba aktarıldığı bir milletin evlatları nasıl olur da bugün yaşadığını yaşatır diye. Ve cevabımı tam olarak şu cümlelerde buldum.
"Bu psikolojik evre sırasında, doğaları daha ilkel nitelikte olan kişilerin, onları kamp yaşamında çevreleyen vahşetin etkilerinden daha kolay kaçınabildikleri gözlemlenebiliyordu. Şimdi özgür kaldıklarına göre, bu özgürlüğü fütursuzca ve saygısızca kullanabileceklerini düşünüyorlardı. Onlar için değişen tek şey artık ezilen değil, ezen olmalarıydı. Zor kullanımın ve adaletsizliğin nesnesi değil, uygulayıcısı oldular. Davranışlarını, kendi korkunç deneyimlerine dayanarak gerekçelendirdiler.
...
Bu insanlar kendilerine yanlış yapılmış olsa bile, kimsenin yanlış yapma hakkının olmadığına yönelik sağduyuyu ancak yavaş yavaş kazanabilirdi. Onlara bu hakikati yeniden kazandırmalıydık, yoksa bunun sonuçları birkaç bin ekinin mahvolmasından daha kötü olabilirdi."
Özel bir çocuğun gözünden dünyaya bakmamızı, onun iç dünyasına girmemizi sağlayan muhteşem bir kitap. Özellikle ebevenlere ve öğretmenlere tavsiyemdir.
İnsanın içine ișleyen hem sıcacık hem dehșet dolu bir hikayeyi anlatıyor Kitap Hırsızı. Anlatıcının kim olduğunu idrak etmem benim için tam bir șoktu. Kitabın dili akıcı ve farklı, asla sıkılmadım. 2. Dünya Savașı'na ve o dönemde yașanan olaylara ilgisi olan kitapseverlere kesinlikle tavsiyemdir.
Büyük bir beklentiyle okuyup büyük beğeni kitlesinin aksine beğenmediğim bir kitap oldu. Sıradan cümlelerin așırı süslenip püslenmesi ve felsefik havaya büründürülmesi beni açıkçası hiç büyülemedi. Ya da felsefeden anlamayan benim. Bir kitapta olaydan çok ruha dokunan cümlelerdir benim aradığım ve zihnime kaydettiğim, buna rağmen Ermiș'te birkaç cümle dıșındaki birçok cümleyi iki kez okumama rağmen anlayamadığımı da söyleyebilirim.