Distopya okumak hep çok zor gelmiştir bana. Hayal etmesi, empati kurması zor, ekstrem senaryolar. Peki gerçekten öyle mi? O denli uzak mıyız bu senaryolara? Damızlık Kızın Öyküsü bu soruyu, okuduğum süre boyunca zihnimde diri tutan bir kitap oldu. Belki bazı yönlerden çok uzaktık, ama insan olmakla birlikte gelen bazı yönlerden ise çok yakın. Kısaca tüm çevresel kirlilik ile beraber doğum oranları sıfıra inmiş, insan ilişkileri 'yozlaşmış'. Ve muhafazakar Hristiyan bir zümre(Jacob'un oğulları) tarafından ABD yönetimi ele geçirilmiş ve "İncil kanunları" ile teonomik bir yönetim kurulmuş, ülkenin yeni adı Gilead Cumhuriyeti. Kadınlar ikinci sınıf insan muamelesi görüyor ve toplum kabaca beş sınıfa ayrılıyor: Gilead yönetiminden sorumlu Komutanlar, Komutanların eşleri, komutan ailesinin cariyesi konumundaki damızlık kızlar, komutan ailesinin hizmetçisi konumunda Marthalar ve halkın geri kalanını oluşturulan düşük insanlar. İncil'de yazdığı haliyle, Yakup'un eşi Rachel'in çocuğu olmuyor ve bu yüzden kendisini suçlu hissediyor. Rachel, Yakup'a cariyesi olan Bilhah'ı sunuyor ve ondan çocuk yapmasını istiyor. Çocuğu da kendisi sahiplenecek ve Yakup ile Rachel'in çocuğu olacak bu çocuk. Bu senaryoyu Gilead'da ayin şeklinde düzenli olarak her komutan hanesi gerçekleştiriyor. Üreme yeteneği olduğu bilinen damızlık kız, komutandan çocuğu olması için ilişkiye zorlanıyor (damızlık kız olmak istemiyorsa Koloni'lerde köle gibi çalışmak zorunda) ve komutanın eşi bu ilişkiden doğan çocuğu büyütüyor. Çocuğun biyolojik annesi olan damızlık kız ise çocuğundan zorla ayırılarak başka bir haneye 'tahsis' ediliyor. Bu kızların isimlerinin bir önemi yok, ait oldukları komutanın ismiyle, "onunki" şeklinde adlandırılıyorlar. Hulu tv tarafından dizisi de çekilen ve Emmy, Altın Küre gibi ödüllere