Türk Edebiyatı’nın en önemli kalemlerinden biri: Orhan Kemal…
Aslında bir çoğumuz Orhan Kemal’i; toplumun sorunlarını, halkın çektiklerini, diğer bir ifade ile ekmek kavgası veren birey ve bireylerin durumunu dile getiren bir yazar, yani “toplumcu gerçekçi” bir yazar olarak biliriz. Ve bu yönünü birçok eserinde işlemiştir.
El Kızı ise evlerin içinde süren aile çekişmelerini, Türk aile yapısını, ev içinde bireylerin birbiri ile olan ilişkilerini yazdığı en yetkin kitaplarından biri.
Aslında bir nevi toplumun genelinde olan sorunları, bir “toplumcuk,” yani aile gözünden bizlere aktarıyor.
El Kızı, toplumun aile içi ilişkilerde kendini en iyi şekilde gösteren bir kitap.
Roman, İstanbul’da hukuk fakültesi öğrencisi olarak eğitim gören Mazhar’ın, her gün gördüğü ve eğitimini tamamladıktan sonra onunla evlenecek olan Nazan’ı alıp kendi evine, annesiyle birlikte yaşamak üzere getirmesiyle başlar.
Nazan, kaynanası Hacer Hanım tarafından “el kızı” olarak görülüp türlü baskılara, hakaretlere, dışlanmalara maruz kalır. Nazan’ı bir türlü kabul etmeyen kaynana, oğlunun Nazan’ı boşayıp İstanbul’a, teyzesinin yanına geri göndermesine sebep olur.
İstanbul’da da toplum tarafından bir türlü kabul görmeyen Nazan; türlü zorluklarla, ailesinden ve oğlundan uzakta yaşam mücadelesi vermek zorunda kalır…