Yapay zekâ dünya'yı ele geçirse ne olur?
10/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 21:00
Öncelikle selamlarrrrrr! Vahşet uyarısı!!! Kitabın kısaca konusu ; Gelecekte hızla gelişen yapay zeka sistemi insanlığa başkaldırır ve dünya genelinde devasa bir yıkıma yol açar. Bu küresel felaketin ardından insanlığı korumak amacıyla tüm dünyada internet kullanımı tamamen yasaklanır. İnternete erişim, yalnızca yapay zekayı kontrol altına almak ve ehlileştirmek amacıyla kurulan belirli üniversitelerin özel bölümlerinde serbest bırakılır. Bu seçkin kurumlardan biri de giriş şartları son derece ağır olan Simora Üniversitesi'dir. Yapay zekanın ilk büyük saldırısında annesini kaybeden ve babasından ayrı düşen Peri Menger, intikam ve hayatta kalma arzusuyla üç yıl boyunca durmaksızın çalışır. Simora Üniversitesi Yapay Zekâ bölümü sınavlarında birinci olarak okula girmeyi başarır. Peri, bu üniversitenin yapay zeka bölümü için gerekli olan sözleşmeyi imzalar. Sözleşmede, ölüme kadar olabilecek her şeyin sorumluluğu öğrencilere bırakıldığı yazılır. Sonrasında bir 70'ler partisi düzenlenir. Ardından bir gece yarısı dersi konulur. Bu derste herkes bilincini yitirir. Bilinçleri yerine geldiğinde ise kapının olmadığını farkederler. Sonrasında bir göz ve "X" beliririr. Ve bir ses duyulur. "Korindon'a hoş geldiniz." Korindon insanlığa karşı ayaklanma başlatan en zeki yapay zeka modelidir. Korindon'dan çıkmak isteyenlerin kafası patlar. Kalan 120 öğrenci, hayatta kalmak adına yapay zekâ ile ölümcül oyunlar oynayacaktır Öncelikle Squid Game'i özlediğim için başladım ve beklentimin üzerindeydi hatta taştı bile. Ceren'in dili ne basit ne ağır çok yerinde zaten. İlk olarak karakterlerden bahsedicem. Yekta kadar uyuz olduğum bir karakter görmedim ben ya! Bu kadar sinir bozucu bir canlı olamaz. Hani bağıra bağıra söve söve okudum ya. Ayrıca Peri kadar da salak bir insan
1000Kitap
Kuğu Kıyım 1: SimoraCeren Melek · Indigo Kitap · 2026111 okunma
Varoluşun ince hesabına okkalı tokat;
Puan vermedi·104 syf.··
2026 11. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 20:10
Modern mezarlığa hoş geldiniz; hani şu her sabah kart basıp akşamına "mutluluk" satın aldığımızı sandığımız o devasa, ışıltılı toplu mezara. Alain Badiou, Gerçek Mutluluğun Metafiziği adını verdiği bu incecik ama zehirli kitabıyla tam da buraya, o sahte konfor alanımızın orta yerine dalıyor. Hacmi küçük, derdi büyük bir mevzu bu. Adam resmen piyasa ekonomisinin, kariyer planlarının ve o bitmek bilmeyen "güvenlik" masallarının suratına okkalı bir tokat aşk ediyor. Bizim o uysal, evcilleştirilmiş, sistemin suyuna giden zavallı bireyliğimizi alıyor; altını oya oya içinden hakiki bir "Özne" çıkarmanın derdine düşüyor. Çıkarabilir miyiz peki? Şüpheliyim ya, neyse. Dünya dediğin yer zaten baştan aşağı bir itaat okulu, bunu hepimiz biliyoruz. Ekonomi politik falan derken iki büklüm olmuşuz, ruhumuzu üç kuruşluk mesleki güvence hesaplarına meze yapmışız. Badiou tam da bu noktada damardan giriyor işte: "Ulan" diyor mealen, "gerçek mutluluk dediğin şey ince hesaba gelir mi hiç?" Gelmez tabii. Ama biz ne yapıyoruz? Gitgide daha erken yaşlarda başlıyoruz o şüpheli güvencelerin peşinde takla atmaya. Risk almaktan, tesadüflerin o tekinsiz ama büyüleyici karanlığına sapmaktan ödümüz kopuyor. Filozofun dediği gibi, her şeyi uydurmuşuz istihdam piyasasının o leş yapısına. Sonra da akşamları evde oturup, o uyuşturulmuş zihinlerimizle mutlu olduğumuza ikna etmeye çalışıyoruz kendimizi. Yersen. Kitabın en can alıcı, en pesimist damarıma dokunan yeri de o meşhur "hakiki yaşam" mevzusu zaten. Şair Rimbaud vaktiyle "Hakiki yaşam yok" diye kestirip atmış, haksız da sayılmaz hani; şu etrafta gördüğümüz süslü yalanlara bakınca insanın inanası geliyor. Ama Badiou o kadar kolay teslim olmuyor bu karanlığa. Hakiki yaşamın mevcut olmasına karar verecek olan bizzat sensin, diyor. Yani o her köşede
Gerçek Mutluluğun MetafiziğiAlain Badiou · Monokl · 2015147 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İnce Memed 2 İncelemesi
Puan vermedi
“Hayat savaş değilse hiçbir şey değildir. Toprak savaşıysa, savaşların en kutsalıdır. İnsanoğlu bu dünyada savaşmıyorsa, ne işe yarar? Ottan çöpten ne farkı kalır?” -alıntı- Tamam ya, benim gerçekten en sevdiğim yazarlar hep Türk Edebiyatından çıkacak o kesinleşti. Yaşar Kemal’den okuduğum bilmem kaçıncı kitap. Bu seriye de geç kalıp hayıflanmakta sonuna kadar haklıyım. Bir insan; bir olayı, nasıl olur da o dönemden bu döneme değişmeyen birkaç dinamik üzerine, hem de böylesine devasa bir kurguyla yazabilir? Bu dinamikler günümüzde de belimizi büken dinamikler. Haksızlık, yolsuzluk, adaletsizlik, başıbozukluk, ayaklanma, güçlünün güçsüzü ezdiği bir dünya dinamiği işte… Ben hayranlıkla okudum İnce Memed 2’yi, hayranlıkla! Karamsarlığın diz boyu olduğu, insanların çoğunluğun ne kadar korkak ve güçten yana olduklarını, iyi olarak adlandırılabilecek olayların, sebeplerin zamanla kötüye dönüşmesi; insanların içindeki bu düşmanlığı, Çukurova’yı, Yaşar Kemal’in köylüleri anlayan sesinden dinliyorum. İnsanlardan ümidini kesmeyen, onları anlayan onlardan biri ama korkusunu bir kenara koyabilen cesur bir “insanoğlu” Memed. İçimde bir yerlere dokunuyor, köylülerle üzülüyorum, onlarla umutlanıyorum, Memed gibi meraklanıyorum. Olayları tek başıma değil de tüm bu kalabalıkla bekliyorum. Henüz serinin 2.kitabındayım. Bundan sonraki olaylarda, insanlara umut olan Memed, bana da umut olacak mı? Merakla bekliyorum. #kitaplayseyorumum #incememed2 #yasarkemal #turkedebiyatı books
İnce Memed 2Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202339bin okunma
Puan vermedi·464 syf.··
2026 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 12:52
Bazı önemli klasikleri nasıl olsa ileride okurum diyerek ihmal ettikten sonra sırasıyla, Aşk Ve Gurur, Kızıl İle Kara ve son olarak da İki Şehrin Hikayesi’ni bitirdim. Her biri hakkettiği övgüyü alan bu unutulmaz edebiyat eserleri hakkındaki düşüncelerimi burada paylaşıyorum. Eğer benim gibi çok detaylı olarak incelemediyseniz Fransız ihtilalini, halkın krala ve asilzadelere karşı ayaklanması ve Cumhuriyeti kurarak Fransa’yı düzlüğe çıkarması olarak özetleyebilirsiniz. Ancak açıkçası bu kadar kanlı bir ayaklanma olduğunu ve birçok masum insanın bu süreçte öldürüldüğünü bilmiyordum. Sanırım bu kitap okuduğum ve hiçbir zaman unutmayacağım eserlerden biri oldu. Sakın kaçırmayın.
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Can Yayınları · 202376,6bin okunma
Ben Bir Kılıçsam Camdan Yapılmışım
10/10
·456 syf.··
2026 24. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 22:11
Dediğim gibi ikinci kitapta toparladı,yani hâlâ bazı eksikler var ama ilk kitap kadar fazla değil.İkinci kitabı çok ama çok sevdim,gerek alıntıları gerek karakterleri ile mükemmel bir kitaptı.Sanırım benim için serinin en sevdiğim kitabı olacak ama emin konuşmayayım.Yine de sayfa 260'a kadar içim çıktı.Çok ama çok sıkıcıydı yani nasıl tahammül ettiğimden emin değilim. Bu seriyi sırtlanan tek karakter Julian heralde çünkü diğerleri gereksiz bir atışma içinde.Hayır hep bir laf hep bir kavga.Ayrıca kitap yine romantizm açısından çok ama çok düşüktü,yani duyguları falan anlayamaz oldum.Bakın kesinlikle romantizm düşkünü biri değilim ama kitapta lafı geçen bir şeyi de görmek isterim. Her neyse Mare yine harika bir kızdı,yani biraz deli ama napayım seviyorum delileri.Çok fazla karakter çatışması var kızda,yani bu yazarın hatası mı yoksa bunu mu yazmak istedi anlayamadım.Hataysa da güzel olmuş,yani bipolar ben için güzel.Deli deliyi dakikada buluyor,sizi bilemem.Sever misiniz,sevmez misiniz. Kitapta distopya,isyan,ayaklanma ruhu çok iyi verilmiş.Yani ciddi ciddi "Bu ne biçim düzen be?!" diye sövebilirsiniz.O kadar iyi yansıtılmış ki sınıf ayrımı kendinizi orada o hengamede hissediyorsunuz.Aşağılanıyorsunuz yani. Mare çok değişti bu arada yani o kız değil,Julian olmasa ölüp giderdi herhalde.Julian'ı seviyorum ben ya.Çok zeki,anlayışlı yani bu adam mükemmel bir devrim yapar.Herkese Julian lazım."Her eve bir suç kralı"der gibi oldum.Bilen bilir.Beyaz Leke'den.Ben de her şeyi okumuşum ya. Durun konudan sapmayayım Julian önemli.Yani böyle tam uzun yolda yan yana oturulacak kişi.Uzun yol yolculuklarını bilenler bilir.Julian harika biri ya.Satırlarca anlatabilirim bu adamı. Kısa kesiyorum güzeldi,beğendim.Bayıldım...
Cam KılıçVictoria Aveyard · Pegasus Yayınları · 20162,021 okunma
Kendisinde kasabayı koleradan korumak gücünü bulur.
Puan vermedi
1892'de Travnik yakınlarında Dolac'ta doğdu. Zagreb, Viyana ve Kraków'da sürdürdüğü eğitimini Graz Üniversitesi'nde verdiği "Osmanlı Yönetimindeki Bosna-Hersek'te Kültür Yaşamı" konulu doktora tezi ile tamamladı. I. Dünya Savaşı sırasında milliyetçi etkinliklerinden ötürü Avusturya-Macaristan İmpar.yetkilileri tarafından bir süre gözaltında tutuldu. Savaşı izleyen yıllarda Yugoslavya Dışişleri Bakanlığı'nda çalıştı. Budapeşte, Madrid, Cenevre ve Berlin'de dış görevlerde bulundu. 1892'de Travnik yakınlarında Dolac'ta doğdu. Zagreb, Viyana ve Kraków'da sürdürdüğü eğitimini Graz Üniversitesi'nde verdiği "Osmanlı Yönetimindeki Bosna-Hersek'te Kültür Yaşamı" konulu doktora tezi ile tamamladı. I. Dünya Savaşı sırasında milliyetçi etkinliklerinden ötürü Avusturya-Macaristan İmpar.yetkilileri tarafından bir süre gözaltında tutuldu. Savaşı izleyen yıllarda Yugoslavya Dışişleri Bakanlığı'nda çalıştı.Budapeşte, Madrid, Cenevre ve Berlin'de dış görevlerde bulundu. Yazarın en büyük özelliği kitaplarındaki olayları tarafsızlıkla anlatmasıdır. En acımasız hatta insanlık dışı sayılabilecek eylemlerde dahi yazar yalnızca olayı, o sırada insanların ne düşündüklerini ve hareketlerinin sebeplerini anlatmakta; fakat herhangi bir görüş belirtmemektedir. Hümanist olan Ivo Andrić eserinde çeşitli dinlerin ve soyların kaynaştığı bu bölgede en küçük bir din ve ırk ayrımı yapmadan, anlattığı olaylarda yer alan bütün kişilere eşit bir sevgi ve ilgi göstermiştir. İşte, ihtiyar Yelisey ile genç Mile iki kardeş gibi aynı anda, aynı yerde öldüler ve başlariyle askerî karakolu ilk süsleyen kişiler oldular. Sonraları, ayaklanma sürdükçe, karakol bu süsünden hiç yoksun kalmadı".(Syf.118) Drina köprüsü üstündeki karakoldaki Zalimce idamlar Osmanlının işini zorlaştırmış. Eskiden adı bile
Edebiyat
Drina Köprüsüİvo Andriç · İletişim Yayınevi · 20257,5bin okunma