daşdibek

Ahmet Haşim = hayat demekti. Bu formül haricinde bir Ahmet Haşim tasavvur etmek, fizikçe uyuşmaları mümkün olmayan unsurları bir araya toplamak gibi tabii kanunların, aklın, idrakin kabul ederneyeceği bir şeydi. Gerçi, onun varlığı, birçok zıt unsurların karmakarışık kaynaştığı bir yerdi. Gerçi, o canlıydı; zaifti. Yaramazdı; usluydu. Maküldü; mantıksızdı. Çirkindi; güzeldi. Kahotikti; ahenktardı. Acıydı; tatlıydı. Kızgındı; serindi. Mundardı; paktı. Nazikti; kabaydı. Sertti; rakikti [ince] . İyi idi; fena idi. Tıpkı hayat gibi. ..
Sayfa 11 - İletişim Yayınları, 1. Baskı 2000, İstanbul·Kitabı okudu
Reklam
Gerçek anlamda sevgi, diğer insanları da kendimiz kadar sevebilmeyi içerir, kendimizden çok ya da kendi yerimize değil. Bir başka deyişle, sevgi, diğer insanların seçimlerini kendi seçimlerimiz gibi sevebildiğimizde gerçekleşir. Ama sevgi tek bir yaşantı değil süreçtir. İnsanın kendisini savunmasızca ortaya koyabilmiş olmasının acılarını ve zaferini içeren bir süreç. Mutluluk o anda yaşanılan her şeyi hissedebilmektir. Dünyamızla karşılıklı etkileşimlerimizde keder de yaşanır sevinç de. Mutsuzluk, yaşama katılacak yürekliliği gösterecek yerde, insanın kendi içinde ürettiği ve gerçek dünyayla ilgisi olmayan duygularla yoğrularak kendini yaşamaktan kaçınma sonucu yaşanan bir olgudur. Mutsuz insan, kederine karamsarlık, sevincine kaygı katar, gerçeğini doyasıya yaşayamaz. Çünkü kendine karşıdır. Oysa yaşamak ve sevmek birbirinden ayrı olgular değil, bir bütündür. Kendimizi yaşayabildiğimiz ve beraberliklerimize bir şeyler katabildiğimiz her yerde sevgi vardır. Ama bu, içinde bulunduğumuz kısırdöngülerden özgürleşip, her yaşantı parçasının bizi çevreye yönelik yeni bir etkileşime doğru harekete geçirmesiyle gerçekleştirilir. Bir başka deyişle, sürekli yaşantı üretebilmeyi içerir. Dünyamızla beraberliğimizde bu sürekliliği ya da ileri doğru hareket eden süreci gerçekleştirebilmek, kendini yaşamakla eşanlam taşır. İnsanlar sürekli seçim yaparlar, ama çoğu bunu kabul etmek istemez. Denize girmek için kıyıya gelen üç kişiden biri derhal suya dalabilir, diğeri sonunda nasıl olsa gireceğini bildiği halde bir süre suyun soğukluğunu deneyerek vakit geçirdikten sonra girebilir, sonuncusu ise girmekten vazgeçebilir ve girenleri seyreder. Bu bir seçimdir ve insan nasıl isterse öyle "olur". Ama seçimlerinin sonuçlarını da kabullenmesi koşuluyla!
170/171 Engin Geçtan, İnsan Olmak, Metis Yayınları, 13. Basım Şubat 2016 Yayıma Hazırlayan: Müge Gürsoy Sökmen / Kendini Yaşamak·Kitabı okudu

daşdibek

, bir kitap okudu
Puan vermedi·192 syf.·
2025 8. kitabı
Engin Geçtan
8.5/10 · 33,4bin okunma
Geçmişinin tutsağı olan insan, içsel dünyasına inebilme özgürlüğüne sahip değildir; sürekli kendisini gözlem ler ve yargılar. Özgür insan ise kendini gözlemlemeden yaşama katılır. Bu, gerilim boşaltmak amacıyla yapılan taşkın davranışlardan farklı, bilinçli bir katılmadır. O andaki içsel yaşantısını algılayabilmeyi ve bunu <<hissettirebilmeyi>> içerir. Bazen yaşanılan bir duygu dile getirildiğinde bu, yaşanılan şeyi hissetmek ve hissettirebilmekten çok, yeni bir yaşantı olabilir. Yaşanılanın ne olduğunu anlatan düşünce kendini yaşama anlamına gelmez. Çünkü insan kendini yaşadığında içerik yerine süreç vardı. Yaşanılanlarla davranışlar aynı anda bir bütün olarak ortaya çıkar. Başka bir deyişle, insan o anda <<nasıl>> yaşıyorsa öyle <<olur>>!
Sayfa 168 - Engin Geçtan, İnsan Olmak, Metis Yayınları, 13. Basım Şubat 2016 Yayıma Hazırlayan: Müge Gürsoy Sökmen / Kendini Yaşamak·Kitabı okudu
Her insan bağımlılık ve özgürlūk özgürlük ya ya da da boyun boyun eğme ve kendine kendine yön verme eğilimlerinin yarattığı çatışma ile dünyaya gelir, Çünkü doğum olayı, bir diğer insana tümden bağımlı ve çaba gerektirmeyen bir durumdan, aynı bir varlık olmayı ve kendi eylemlerinin sorumluluğunu üstlenmeyi gerektiren bir yaşama geçici temsil eder. İnsanın kendi sorumluluğunun doğrultusunda gösterdiği çaba yaşamın özüdür. Ne var ki bazı insanlar bu çabayı göstereceği yerde, vaktiyle dölyatağıyla kurduğu beraberliği yaşamında da gerçekleştirmeyi yeğlerler. Böylesi bir seçim, beraberliğin içinde yokolma anlamına gelir, ölümü simgeler.
Sayfa 153 - Engin Geçtan, İnsan Olmak, Metis Yayınları, 13. Basım Şubat 2016 Yayıma Hazırlayan: Müge Gürsoy Sökmen / Yaşam ve Ölüm·Kitabı okudu