Ahh Deborah.. Tümörün sadece ruhunda olduğu küçük kalp.. Yr ve yeryüzü arasında gidip gelen aklınla yaşadıklarına, hikayene tanıklık etmek güzeldi. Hoşçakal..
Bazen bir şeylere ulaşabilmek için elimizdekileri feda etmemiz gerektiğini, bunun asla bir kayıp olmadığını aksine kazanacağımız çok fazla tecrübenin sadece birer parçası olacaklarını anımsatan bir Paulo Coelho kitabı. Akıcı bir dil ile yazılmış, severek okuduğum ve içinden dersler çıkardığım çok güzel bir kitaptı.
Sokrates’in doğruluk ve eğrilik üzerine açtığı bir tartışmadan yola çıkarak her şeyin doğru olduğu bir devlet düzeni kurmaya karar verirler. İçinde bu devlet düzeni dahil birçok konunun tez-anti tez yöntemiyle tartışıldığı kitap, birçok noktaya parmak bastığı gibi filozofların sonsuz fikir yürütme yönlerini de ortaya koyuyor.
Bir çırpıda biten, tek kişilik bir tiyatro oyunu olarak da sahnelenen mükemmel kitap. Bir kadının “Elalem ne der?” diyerek içine kapanık bir şekilde yaşadığı hayatından, herkesin sorunu görüp asla çözüme yardım etmemesine kadar giden ve sonunda kahramanın kendisine çare bulmaya çalışması hakkında bir serüven. Sevdiği adamla evlenememiş, ailesinin zoruyla evlendiği adamdan fiziksel ve psikolojik şiddet gören bir kadının hikayesi.. Kitap iki sonlu bir şekilde bitiyor. Yazar “Bu sonu beğenmediyseniz bakın bir de bu var.” diyerek okuyucusuna tercih sunmuş. Hayatın içinden, okunası..