Tanışır tanışmaz bana ideal gibi gözüken bir adamla karşılaşmıştım! Beni sevdiğini söylüyordu, onu delicesine seviyordum, ikimizin aynı doruklarda dolaştığını sanıyordum. Ve benim pırıl pırıl göklerimi bulutlandırıyordunuz!
Kadın olmak, açık bir biçimde bir felaket gibi
görünüyor; tersine, erkek olmak "hatta önemsiz bile olmak" bir lütuftur. Öyle büyük bir şey olmasa bile, erkek en azından kadına göre bir şeyin temsilcisidir: Basit bir "olasılıklar laboratuvarı"nın.
Beni gerçek bir kadına dönüştürdünüz. Erkeklerin gölgesi ya da taklidi olarak görülen yapma bir kadın değil. Erkeklerin dudaklarına ya da boynuna takılı kaldığı için
gülünen sevimli bir kadın değil. Kendinden geçmişçesine aşkı bulutlara taşıyan bir kadın hiç değil. Ama "yaşamak ve sevmenin kendisi için aynı anlama geldiği" bir aşk kadını. Bir an bile sevmeden yapamayan bir kadın.
Bizler, bir aşk bizi düş kırıklığına uğrattı diye sevmeyi hiçbir zaman bırakmadık. Birileri her zaman orada aşkımızı beklemektedir. Sadakatsizlik, ölüm sevdiğimiz kişiyi bir elimizden alsın... dünya hemen bize bir başkasını gönderir! Hiçbir zaman yalnız değilizdir. Öteki, sonsuzluktur.