Türkiye gezmesi çok ucuz bir ülke ve insanı da yardımsever!
9/10
·288 syf.··
2026 43. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 01:02
İnsanlar doğar, yaşar ve ölür. Arkasında dürüstlük, doğal dostluk ve sıcaklık bırakırsa her zaman yaşar ve de anılır. Bazen böyle oluyor; en sevdikleri, insanın hayatından tak diye çıkıyor, diyor Johann Wolfgang Von Goethe bir kitabında. Oysa, "Hayat bizi yavaş yavaş ölüme alıştırır," diyordu Orhan Kemal El Kızı'nda... #305423857 Ölümler mi hızlanmaya başladı biz mi giderek yavaşlıyoruz? Necip Fazıl Kısakürek misali, "Kefenimizden evvel çürüyoruz." Y - A - V - A - Ş - L - A - Y - I - N . . . Koştukça geç kalıyorsunuz çünkü. Acele ettikçe yetişemiyorsunuz. Oysa bir şehri tanımanın en iyi yolu yürümekten geçer: "Yürüyeceksiniz. Gençseniz ve bir şehirde gönlünüzce yürümüyorsanız orayı gezdiğinizi söyleyemezsiniz." Hızla akıp gidiyor çağ ve o çağın akıntıya kapılıp giden insanlarıyız. Ufacık tatillere kocaman geziler sığdırmaya çalışıyor, gittiğimiz yere en hızlı ulaşım araçlarıyla gidiyor, nereler popülerse orayı gezmeye çalışıyoruz. Ne gezdiğimiz yerleri kendimiz seçiyor ne de oraya dair bilgileri araştırıyoruz. Oysa, "... şehri gezerken bile okuyacaksınız. Yirmi saat geziyorsanız mesela, iki saat okuyacaksınız," diyor İlber Hoca, keşif ancak böyle mümkün, o ruhu koklamak... youtube.com/shorts/2_pLX7mX... "Öğrenmek kolay; fakat hiçbir şey yapmadan sızlanmak daha da kolay." Gel Dünyayı Keşfedelim, Dünyadan Türkiye'ye uzanan bir yolculuk, Asya'nın bozkırlarından yola çıkıyor, Avrupa'yı aşıyor, Balkanları geçiyor, Ortadoğu'dan Türkiye'ye uzanıyorsunuz. Bütün yolculuklar gibi bu yolculuk da kahramanın evine dönmesi ile son buluyor: İzmir'den Ayvalık'a uzanıyor, Eskişehir'i tadıyor, Ani Harabelerinden Kars'a sesleniyorsunuz. Her yol gibi bu yol da muhakkak Aksaray'dan geçiyor, Türkiye'nin İtalya'sı Safranbolu'nun atmosferini soluyor, Kapadokya'yı
Gel Dünyayı Keşfedelimİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 2024821 okunma
Harika bir kitap
10/10
··
Beğendi
12 öykü ve hepside birbirinden güzel öyküler diyebilirim. Kardan Adam'dan sevgiyi, Veli'den hayvanları sevmeyi, oyuncaklardan teknoloji bağımlılığından kurtulup eski gibi koşup oynayan sağlıklı çocuklar olmayı, Orhan'dan eğer yaramaz bir çocuksak yalnız olmadığımızı, karınca - kaplumbağa ve keçi'den doğamız neyi gerektiriyorsa öyle yaşamayı, rengârenk bir top'dan etrafa mutluluk saçmayı, bir sicap'dan doğayı ve hayvanları korumayı, Şeyda'dan bir gül uğruna çıkılan yolda uslanmayı, Ayşen'den kalp temizliği ve saygıyla her şeyin kendiliğinden kalbimize göre olacağını, Aydın'dan çocukların başka arkadaşlarıyla kıyaslanmalardan gördüğü zararı, Kemal'den yeni doğan kardeşiyle zorlaşan hayatını nasıl düzene koyduğunu ve Elif'den sokak hayvanlarının da ne kadar değerli ve sevgi dolu olduklarını öğrendik. Her kütüphanede bulunması gereken bir kitap. Hepsi birbirinden güzel, akıcı ve eğitici öyküler. Her çocuğun hatta ebeveynlerin bile okuması gereken bir kitap. Tavsiye ederim. Gelecek nesillerin daha iyi olabilmesi için gerçekten de böyle kitaplara ihtiyacı var.
Kardan Adamın Güneşe AşkıŞeyda Bülbül · Yazardan Direkt Yayınevi · 20253 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bu Ülke: Bir Zihin Haritası
9/10
·339 syf.·
Beğendi
·
2026 12. kitabı
Cemil Meriç'in Bu Ülke'si, yalnızca bir fikir kitabı değil; dil, tarih, aydın sorumluluğu ve medeniyet arayışı üzerine yapılmış güçlü bir muhasebe. Kitap, okuru hazır cevaplarla rahatlatmıyor; aksine zihni diri tutan sorularla karşı karşıya bırakıyor. Bence eserin en kıymetli tarafı, Batı hayranlığı ile Doğu romantizmi arasında kolaycı bir yere sığınmaması. Cemil Meriç, kelimeleri bir süs gibi değil, düşüncenin yükünü taşıyan canlı varlıklar gibi kullanıyor. Bu yüzden metin zaman zaman yoğun, hatta yorucu; fakat o yoğunluk kitabın ağırlığını artırıyor. Bu Ülke, hızlı okunacak bir eser değil. Altı çizilerek, durup düşünülerek, bazı bölümlerine yeniden dönülerek okunmalı. Türkiye'yi, aydını, dili ve kendi zihinsel konumunu sorgulamak isteyen okur için güçlü ve kalıcı bir kitap.
Edebiyat
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,4bin okunma
Puan vermedi·339 syf.··
2026 249. kitabı
Cemil Meriç, Türk düşünce tarihinin en sarsıcı, en ödünsüz ve entelektüel boyutu en yüksek anıt kitaplarından biri olan bu eserinde; kendi ifadesiyle "fildişi kuleden yabancıların dünyasına fırlatılmış bir Manifesto" sunuyor. *Bu Ülke*, sadece bir sosyoloji ya da felsefe kitabı değil; Doğu ile Batı arasında sıkışmış, kendi köklerine yabancılaşmış, entelektüel krizler yaşayan Türk aydınının trajik bir anatomisidir. Meriç, o muazzam üslubu, keskin zekası ve kelimeleri birer kılıç gibi kullandığı lirik diliyle; sağ-sol, ilericilik-gericilik gibi yapay kutuplaşmaların arkasındaki sığlığı deşifre ediyor. Ona göre izmler, idraklerimize giydirilmiş deli gömlekleridir. Kitap boyunca tarihten edebiyata, oryantalizmden jön türklere, kültürden uygarlık kavramına kadar uzanan geniş bir yelpazede, ülkenin entelektüel hafızasını amansız bir sorgulamaya tabi tutuyor. Geçirdiği talihsiz kaza sonucu gözlerini kaybettikten sonra iç dünyasının dehlizlerinde ve kütüphanelerin derinliklerinde kurduğu o devasa düşünce evrenini okura açıyor. *Bu Ülke*; sömürgeciliğin entelektüel boyutu olan "kültür sömürgeciliğine" karşı çekilmiş en sert bayraktır. Okuru sloganların konforundan düşünmenin çetin coğrafyasına davet eden, bu toprakların ruhunu aramaya adanmış, her satırı bir aforizma gücünde olan zamansız bir tefekkür ve entelektüel namus başyapıtıdır.
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,4bin okunma
Hiçbirimiz masum değiliz!
Puan vermedi
Rus Aleksandr Herzen'in Suçlu Kim? eseri, yalnız bir aşk hikâyesi ya da aile dramı değildir. Eser, dönemin Rus toplumunu, eğitim anlayışını, sınıf farklılıklarını ve bireyin toplum içindeki yalnızlığını eleştiren güçlü bir toplumsal romandır. Rusya özelinde yaşadığımız dünyayı da anlatıyor! Merkez de emekli General Alexsey Abramoviç'in ailesi yer alır. Generalin köylü bir kadın olan Dünya'dan evlilik dışı bir çocuğu olur. Daha sonra Glafira Lvovna ile evlenir ve eşinin isteğiyle çocuğunu yanına alır. Ancak çocuk aile içerisinde hiçbir zaman gerçek bir sevgi ve aidiyet duygusu göremez. Bu durum, eserin temel eleştirilerinden biri olan sevgisiz eğitim ve yanlış aile anlayışını ortaya koymaktadır. Ailenin çocuklarına ders vermesi için getirilen Dmitri Yakovleviç, yoksul bir doktorun oğludur. Eğitimli, dürüst ve idealist bir gençtir. Ancak hayatı boyunca sınıfsal engellerle mücadele etmek zorunda kalır. Roman boyunca Herzen, insanın karakterini belirleyen şeyin doğuştan gelen özelliklerinden çok aldığı eğitim ve içinde yaşadığı toplumsal koşullar olduğunu göstermektedir. En dikkat çekici karakterlerden biri de Vladimir Beltov'dur. İyi eğitim almış, dünyayı gezmiş, zengin ve kültürlü bir insan olmasına rağmen hayatında bir amaç bulamaz. Bürokrasiye dayanamaz, görevini bırakır ve sürekli bir arayış içinde yaşar. Dmitri'nin eşine aşık olması ise yalnızca bir aşk meselesi değil, aynı zamanda dönemin aydın insanının yaşadığı kimlik ve amaç bunalımının sembolüdür. Onun gelişiyle bir aile parçalanır; kadın hastalanır, koca içkiye yönelir ve çocuk sahipsiz kalır. Romanın ismindeki soru burada anlam kazanır: Suçlu kimdir? Herzen'in cevabı tek bir kişiyi işaret etmez. Ne yalnızca Beltov suçludur ne Dmitri ne de kadın. Asıl suçlu; bireyleri mutsuz eden, onları sevgisiz
Suçlu Kim?Aleksandr Herzen · Yordam Edebiyat · 2020356 okunma
Puan vermedi·301 syf.··
2026 10. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 22:19
"Beyin yaşamın mucizesi, evrenin bilinmeyen ancak görünen tek şifresi, bilgesidir." İsmail Hakkı Aydın’ın Beyin Tanrısal Bir Parçacık adlı eseri, klasik bir bilim kitabı olmanın çok ötesinde; insanı, düşünceyi, sevgiyi, özgürlüğü ve farkındalığı merkeze alan felsefi bir düşünce yolculuğu sunuyor. Yazar, beyni yalnızca biyolojik bir yapı olarak değil, insanın hayal kurma gücünden sanata, bilinçten kendini gerçekleştirmeye uzanan tüm iç dünyasının merkezi olarak ele alıyor. Kitap boyunca özgürlük, yaratıcılık, mutluluk, sevgi, bilinç ve değişim gibi kavramlar sürekli bir zemin oluşturuyor. Özellikle insanın kendi zihinsel potansiyelini fark etmesi gerektiği fikri, metnin omurgasını belirliyor. Anlatımda bilimsel referanslarla birlikte zaman zaman şiirsel ve sezgisel bir dilin öne çıkması, eseri salt akademik bir çerçevenin dışına taşıyor; daha çok düşünmeye davet eden bir metne dönüştürüyor. Kitabın en güçlü yanlarından biri, özgürlük ile düşünce arasındaki ilişkiyi ısrarla vurgulaması. Özgürlüğün olmadığı yerde hayalin ve üretimin de zayıfladığı fikri, eserin temel bakış açısını özetliyor. İnsan kapasitesinin sınırını çoğu zaman zihninde çizdiği düşüncesi ise metin boyunca farklı biçimlerde tekrar karşımıza çıkıyor. Okuma sürecinde dikkat çeken şey, metnin sürekli olarak okuru durup düşünmeye zorlaması. Sevgi, mutluluk, bilinç ve insanın kendini anlama çabası etrafında dolaşan bu düşünceler kimi yerlerde katı bir kabulle değil, sorgulamayla karşılık buluyor. Bu da kitabı tek yönlü bir anlatıdan çıkarıp daha etkileşimli bir zihinsel alana taşıyor. Sonuç olarak Beyin Tanrısal Bir Parçacık, beyne dair teknik bir bilgi aktarımından ziyade, insanın kendi zihnine ve varoluşuna yeniden bakmasını sağlayan bir metin. Kitabı bitirdiğinizde akılda kalan şey yalnızca
Beyin Tanrısal Bir ParçacıkCan Hikmet Değirmenci · Girdap Kitap · 201951 okunma