Herkese merhaba nasılsınız?
Direkt yorumuma geçmek istiyorum.
400. sayfalarda genel olarak kitaba 8 puanlık demiştim son 200 sayfada da ters köşe falan yapar 8,5'tan 9 yaparım diyordum... Maalesef öyle olmadı 8'den direkt 7'ye düştü Zifiri muhabbeti dışında merak ettiğim ayy ne olacak ki şimdi diyeceğim başka hiçbir şey olmadı.
Zümrüt Denizli Tress 'i Sissoylu'ya kıyasla çok daha fazla sevmiştim... maalesef Sissoylu 1. kitap bana hitap etmedi.
Ne Vin'in her şeyi çok basit bir şekilde başarabilmesi ne de ters köşe yapmak için birilerini öldü gösterip sonra puuff diye bir şekilde geri döndürmesi. Maalesef hitap etmedi.. Brandon'dan bu kadar basit hareketler maalesef beklemezdim hele ki 'seçilmiş kişi' tropesini kullanmasını hiç beklemezdim.
Çünkü bence bu trope tam bir 'ben belki yazamam insanların ilgisini çekemezsem ya da batırırsam bari bir yerlerden toparlayabileyim' mantığıyla yazılan bir trope.
Sen gel o kadar güzel kendi içerisinde de alt sınıflara ayrılan detaylı bir büyü sistemi yap ama böyle bir trope ile tüm o sistemi mahvet.
Keşke ana karakterimiz Vin değil de başka bir şekilde Kelsier'i ya da Mare'yi okusaydık...
Viscartes Dediğiniz gibi zaman geçince de kitapların etkisi daha belirgin oluyor belki de ileride farklı gelir. Benim seride en sevdiğim kuşatma olmuştu o yüzden belki seversiniz diye düşündüm :) iyi okulamar.
O halde eğer akılda tutulacak bir şey varsa o da kuşların büyük bölümünün bu görev paylaşımını en uygun çözüm olarak gördüğüdür. Hem de kuşkusuz bizden çok daha önce!