Yaşamımızı özgür irademizle, karar vererek yönlendiremiyoruz. Yaşam denilen şey kendisi sinirlerle, dokularla, hücrelerle ilgili bir şeydir; düşünceler bu hücrelere gizlenir, arzular buralarda konuşlanıp hayaller kurar. Sen kendini güvende hissedebilirsin, gücünün kuvvetinin yerinde olduğunu zannedebilirsin. Fakat bir odada ya da gökyüzünde tamamen tesadüfen gözüne çarpan bir renk tonu, ya da bir zamanlar sevdiğin bir parfümün kokusu derinlerde gizli saklı anıları getirip önüne koyar. Çoktan unutulmuş bir şiirin aniden karşına çıkan bir dizesi, epeydir çalmadığın bir müziğin ezgisi; yaşamımız bu tür şeylere bağlıdır Dorian. Browning bununla ilgili yazmıştı; duyu organlarımız bizim yerimize hayal eder. An gelir beyaz bir leylağın kokusu burnuma çarpar ve ben hayatımda geçirdiğim en tuhaf ayı yeniden yaşamak zorunda kalırım.
"Bir narsistle baş etmenin güç yanı,
size sonsuza dek kükreyen bir boz ayı tehdidiyle karşılaşacağınızı ya da karanlık bir mağarada çorak bir yalnızlıkla cezalandırılacağınızı hissettirerek,muhakeme gücümüzü alıkoyabilecek olmasıdır."
Görevinin ilk günlerindeki hamleleri Birinci Dünya Harbi çıkanaı
kadar devam edecekti. Orduyu disiplin altına almak, gençleştirmek
ve eşit yurttaşlık yaklaşımıyla herkesin askere gitmesini sağlamak cn
büyük idealleriydi. Türk ordusunu hantal görünümünden kurrar-
mak için 27 Haziran'da subayların emeklilik yaşları kanun ile be-
lirlendi. En düşük rütbeli subay olan teğmen 41, en yüksek rütbeli
müşir ise 68 yaşına kadar görev yapabilecekti. Bu uygulamalarla
1908'de 26.310 olan subay sayısı 16.121'e gerilemişti.221 Osmanhı
İmparatorluğu'nun ıslahat yüzyılından kalma uygulamalardan ötü-
rü Müslüman olmayanların askerlik mükellefiyetleri bulunmuyor-
du. Bu durumun önüne 7 Ağustos 1909'da çıkarılan bir kanunlı
geçilmişti. Kanunla, gayrimüslimlerin askerlik yükümlülüğünce dahil edilmesi sağlanmıştı. Osmanlı İmparatorluğu'nda uzun süre
boyunca gayrimüslimler, askerlik hizmetinden muaf tutulmuş ve
bunun yerine belirli vergiler (cizye gibi) ödemişlerdi. Ancak bu de-
ğişiklikle birlikte, gayrimüslimlerin de Müslümanlarla eşit şekilde
askerlik yapmaları zorunlu hale getirilmişti. Düzenlemeye rağmen
Hristiyanlar çeşitli bahanelerle Müslümanlarla birlikte askerlik
yapmak istemiyorlardı. Balkan Harbi'ne giden süreçte askere alma
konusunda düzen bir türlü sağlanamadı. Enver Paşa tüm bu karma-
şayı çözmek ve yalnızca 15 milyon Türk'ün omuzlarına yüklenmiş
askerlik mükellefiyetini her Osmanlı için geçerli kılmak adına 12
Mayıs 1914 tarihli askerî yükümlülük kanununu yürürlüğe koydu.
Osmanlı sülâlesi hariç olmak üzere her şahsın 18 yaşını tamamladığı
yılı izleyen mart ayı başında askerliği başlayacaktı.
Mutluluk, insanın her gününü dört gözle yarını, gelecek ayı, gelecek yılı beklemeden ve her gününü dün olmasına engel olmaya çalışarak durdurmaya çalışmadan geçirmesidir.
Kışın güneşlenir, yazın gölgede serinlenirdim, geceleri evimin damında sırt üstü yatar, ayı ve yıldızları seyre dalardım. İnsan aya ve yıldızlara bakar da, nasıl Tanrıyı düşünmez? Uyuyamaz olurdum. Kimin eseridir bütün bunlar, diye sorar dururdum kendi kendime. Yapan niye yapmış, niçin yapmış?