Dirmit o günden sonra hep sözcüklerden bir yorgana sarıldı. Sözcüklerden bir yatağın üstünde uyudu. Sözcüklerden yapılma bir sandalyenin üstünde oturdu.
Sonunda Dirmit şiir yazmanın bir yolunu buldu. Sözcükleri tek tek kafasının içinden alıp yüreğine koydu. Yüreğine güp güp attıran sözcüğü hemen kağıda yazdı. Yüreğini attırmayan sözcüğü yüreğinden çekip aldı. O günden sonra yüreğine kul köle oldu.
Kar Seyit'in bir ciğerini, elektrik kaynağı iki gözünü aldı. Atiye Seyit'in kızarıp sızlayan gözlerine her gece çiğ patates halkaları bağladı. Patates Seyit'in gözlerindeki sızıyı, kızartıyı onun inlemelerine dayanamayıp geçirdi. Ama elektrik kaynağı her gün Seyit'in gözlerinin içine mor alevleri ile baka baka parladı. Seyit'in gözleri yaşardı, kızardı. Akı büyüdü, karası küçüldü. Seyit'in gözleri çiğ patates halkaları ile elektrik kaynağının savaş alanına döndü. Gündüz çiğ patates halkaları yenik düştü, gece elektrik kaynağı.
Soluksuz yazılmış bir eser.. tasvir yok denecek kadar az. Sürekli bir devinim... Soluksuz okuma isteğim var. Ama kitabı bırakıp yeniden elime aldığımda aynı aksiyon kaldığı yerden devam ediyor.
Huvat'ın ailesinin Latife Tekin'le mutlaka bir ilgisi var. Yazar da 9 yaşında ailesiyle birlikte Kayseri'den İstanbul'a taşınıyor. Dirmit yazarın küçüklüğü muhtemel.
Kayserili olarak o kadar ince işlenmiş bir dile kayıtsız kalamadım. Kullanılan eski terimler, Halit'in düğünü, nişanı, yeni doğan çocuğa yapılan ağza tükürme merasimi hiç uzak değil. Dayanamayıp aradım netten. Bünyanlıymış Latife Tekin
Bir de ne kadar çabuk inanıyor insanlar her duyduğuna, klasik yurdum insanı işte. İnsanlara atfedilen etiketler anarşist, cinli, büyülü, perili, efsunlu diye uzayıp gidiyor. Batıl inançlar enfes verilmiş. Anadolu insanına has yaşam stili bunlar. Henüz bitiremedim kitabı bu arada.
Bu öğretmen Alacüvek'in çocuklarına altın kuş masalını, çobanım çobanım şarkısını, bir de arayı kim kesti oyununu öğrendikten sonra gitti. Yerine gelense Alacüvek'e bir bavul dolusu kitap, ütü diye bir şey, bir de bilen bilmeyeni dövecek diye bir kural getirdi. Bu kural sayesinde pısırıklar okumayı herkesten çabuk söktüler, kerrat cetvelini su gibi ezberledilet. Her sokakta kendilerine dayak atanlardan tahta başında intikam aldılar.