"Bugünün çocuğunu, yarının büyüğü olarak yetiştirmek hepimizin insanlık görevidir." Mustafa Kemal Atatürk
Biliyorsunuz ki, gelirleriyle ihtiyaç sahibi köy okullarına kitap alabilmek için kitap temalı içerikler ürettiğim ve 10 Kasım 2018 tarihinde açtığım bir YouTube kanalım var. Bu kanalın gelir elde edip çocuklara daha çok kitap ulaştırabilmesi de tamamen size bağlı, bu linkten kanalıma abone olabilirsiniz : youtube.com/channel/UCLDoHV...
Gelelim esas konuya. :)
Aşağıda anlatacaklarımın hepsini bir video olarak izleyebilirsiniz:
youtu.be/Gn-DQ901tWs
Fakat videoyu izlemek için zamanınız yoksa yine de ben size anlatayım neler yaptığımızı...
Bugün itibariyle Hayriye Ç. arkadaşımla insanlık adına çok küçük fakat kendi adımıza büyük bir adım attık. Hatay'da bulunan Tahtaköprü İlkokulu/Ortaokulu'na tamamen YouTube gelirlerimle onlarca kitap bağışladık.
Ben Hayriye'ye bu kitapları yolladım: i.ibb.co/YhCJv01/6dbJ7DD...
O da sağolsun üzerine onlarca kitap eklemesi yaparak mutluluğumuzu daha da katladı: i.ibb.co/yXSPDmw/AQswGYo...
Çocukların fotoğraflarının çekilmesine okul tarafından izin verilmediği için size onları gösteremiyorum ama arkadaşlarımın mutluluğundan bu işin insana ne kadar saf bir mutluluk verdiğini görebilirsiniz:
i.ibb.co/25Kr693/HMK-340...
Veee gelelim en güzel kısma.
Artık kanalımın adıyla oluşturulmuş bir kitaplığa sahibim:
i.ibb.co/GMtZZcs/HMK-340... :))
Bu mutluluk tarif edilemez bir şey. Fakat sizler olmasa bunu başaramazdım, kanalın izlenmesinde ve yayılmasında bugüne kadar emeği geçen değerli arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Ne kadar sevmesem de, yaptığım iyilik çok küçük de olsa, bu şekilde açık olarak gösterip paylaşmak zorundayım. Çünkü sosyal
"Hayatım hayatımın romanı olsun.." diyerek başlayalım..
En çok yarım bırakılan kitaplar arasında 1, En çok okunacak kitaplar arasında 3. sırada olması bile bir çelişki teşkil etmiyor mu? Meraklanıp, kitaba başlayıp, kitaba tutunamayanlar: (Selim olsa hepinizden tiksiniyorum derdi :)) )
Kitap hakkında fikir ve naçizhane tavsiyelerime gelirsek:
1. Kitaba korku ile başlamayın ( "Yok bu kadar insan iyi kitabı neden yarım bıraksın ki?" gibi)
2. Hiçbir olumsuz yorum sizi yıldırmasın;
3. Kitabın kalınlığı, sayfa sayısı gözünüzde dağ olmasın;
4. Kitaba başlamadan önce akıcı bir roman olacak diye düşünmeyin;
5. Ve sonda yeni ve hiç bilmediğin türden kapılar açmak senin elinde..
İlk başlarda okuduğumda biraz afallamıştım. Bir çok okurun dediği "anlaşılmamazlık, akıcılık" kısmı bende yoktu. Ama bunlar güzel günlerimdi. Kitap bir yerden sonra karmakarışık olmaya başladı. Karakterler belleğimde kayboldular. Kitabın gelgitleri beni yormaya başladı. Okuduğum kısımların üzerinden iki kere geçmek zorunda olduğum bile oldu.
Sonra yavaş yavaş taşlar yerinde durmaya başladı.
* Okumadığım zamanlarda okumak için içimden gelen talep;
* Her an Selim`in yerine kendimi koymam;
* Bir okumaya başladım mı ne kadar çok okuduğuma kendimin bile şaşması, vs.vs.
Bir süre sonra kendinizden geçiyor, ara sıra Turgut çokça Selim oluyorsunuz. Altını çizdiğiniz alıntıları okudukça anlıyorsunuz ki aslında bu çaba boşuna değildi.
Kitabı akıcı bir roman olarak değil, piskolojik ve felsefik yönden ele alırsak daha az hata yapmış olur, daha çok okumak için yol kat etmiş oluruz.
*En sıkıldığım nokta (1 ay o bölüm yüzünden aksadım) Günseli`in Selim hakkında konuştuğu bölümdü. İlk kez kitapta o bölümde sıkıldım. Paragraf boyunca bir tek virgül, nokta işaretine rastlamadım. Bu beni yıldırmadı desem yalan