Tasavvuf, Kur’an ve Sünnet’in kendisidir. Tasavvuf, Allah Teâlâ’nın emirlerine uymak, günahlardan kaçınmaktır. Öyle günahlar vardır ki insanın bütün iyiliklerini, ateşin odunu yaktığı gibi yakar bitirir.
Gavs-ı Sânî [k.s]
Sükûta Varmayı Emreyle Bülbüle Gülşende Mest-i Zevk Olan Ahbab Uyanmasın..
Geçen günlerde medresemize boya yapan Süleyman amcamız bu hafta tekrar ziyarete geldi. Kahvaltıda yanımıza oturdu. Size Gül getirdim hocalarım diyip birkaç tane gül koydu masaya. Tabi pek herkesin dikkatini çekmesede ben o an pürdikkat güllere bakıyorum. Aldım bitanesini. Kokluyorum pek kokusu yok gibiydi. Üstünden 2 gün geçti,biraz kurumaya başladı. Aynı geçen sefer paylaştığım hocamın mezarındaki gül gibi. Tabi Gül'e karşı zaafım olduğunu asla inkar edemem. Gül hiç ayrılığa gelirmi..?Sınıfa geldiğimde rahleme koydum, sınıftan çıktığımda gömleğimin cebine koydum,hiç ayırmadım kendimden. Yattığımda baş ucuma koymuştum vs derken Gül'üm solmaya başladı.. Tabi üzüldüm o an bakınca lakin birşey dikkatimi çok celbetmişti.. ; Gül çok güzel kokuyordu.. Sahiden ilk aldığımda o kokusuz gül şimdi solarken çok güzel kokuyodu. İnanmak için çok kez kokladım ve kokusu mest eder hâle gelmişti..
O zaman içimden şöyle geçmişti.. ;
İnsan bazen güzel kokular vermek için solması gerekiyor.. Hakiki lütûflar imtihanlar sonrasında veriliyor insana.. Nitekim hep öyle olmadımı..? Mum'u herkes sever ama ışığının yanmasından ötürü olduğunu idrak edemez insanoğlu.. Bazen Görmek istediğimiz kareler tebessümler'de değil Yorgun yüreklerde saklıdır.. Gül solmasaydı öyle güzel kokabilirmiydi..? Sanki nasıl seslendi bizlere " beni canlı hâlimde bulamazsın, beni bulmak ve kokumu almak istiyorsan İmtihanın içinde lütfû,siyahın içindeki beyazı, Sana batan şeyin dikeni olmadığını görmek zorundasın.." der gibi.. Yusuf Â.s Gül gibiydi, Kardeşleri onun dikenini gördüler sadece.. Attılar kuyuya onu,hakikatte Allah attı ﷻ. Ama kardeşleri anlamadı kuyuya atılmasının bile kokusunu vermek için olduğunu.. Yusuf Â.s o karanlıkta gördü