Niyetinde saflığa ulaşmış bir anne-baba, bir insanın anavatanının onun çocukluğu olduğunu bilir. "Çocuğumun çocukluğunu doya doya yaşaması ve olabileceği en iyi insan olarak gelişmesi için elimden gelenin en iyisini yapacağım," der.
Gerekli gereksiz herşeyin sorumluluğunu almayı öğretti yetişme tarzımız. Sonuç; umutsuzluk, yılgınlık, öfke... Herşey benle ilgili değil, her tavır benim yüzümden değil. Bazı şeyler onların kendileriyle ilgili. Öğrendik:)
Bazen bilmek yeterli gelmiyor. Bildiklerimizi güzel ve etkili bir kalemden okumak gerekiyor içselleştirebilmek için. Beyhan Budak da onlardan biri. Kliniğinde sohbet ediyormuşsunuz hissi içinde kendinizin farkına varıyorsunuz farkında bile olmadan. :)
Anne baba olmak farkındalık gerektiriyor. Ve bu kitabı aldıktan yıllar sonra en ihtiyaç duyduğum zaman okudum. İçselleştirmem gerekenleri çok güzel verdi. Kriz anlarında cümleler ilaç gibi geliyor.
Bir insan huzurlu, mutlu, neşeli hissederken kötü davranış göstermez. Aksine, içinde birikmiş öfkeyi, mutsuzluğu, kini, nefreti sağaltmak için kötüye meyleder. Bu yüzden çocuğun içindeki olumlu duyguları harekete geçirmek, kötü davranışın devam etmesine engel olan bir yöntemdir.