Peki albayım. Ben de susarım o zaman, gecekondumda oturur anlaşılmayı beklerim.
Fakat albayım, adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar? Sorarım size, nasıl? Kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı? Ben ölmek istiyorum sayın albayım. Ölmek. Bir yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum. Tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan, bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor. Küçük oyunlar istemiyorum albayım.
Kelimeler, kelimeler albayım, bazı anlamlara gelmiyor...
Art arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
Dışarda gürül gürül akan bir dünya...
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana
Bir bu yana...
Canımda çınlar sesin; her yerdesin, nerdesin?
Gündüz gece yaptığım işlerin içindesin.
Rüyama başkası da giriyor zaman zaman,
Sen uyanık gördüğüm düşlerin içindesin.
Bu şiir bu kitapta mi bilmiyorum ama çok sevdiğim için paylaşmak istedim.
Ey dev,
Kudurmuşsan denizden intikam al !
Ufuklardan zalâm al !
Kırılsın çıldıran darbenden emvac,
Bütün sahiller olsun mahv u tarac !..
Benim yalnız uzaklaş meskenimden,
Çekil, git revzenimden !
Ey Serseri Çekil !
Aynanın önüne gel de, ne dilemen
gerektiğini sana göstereyim. Gözlerinin arasındaki şu iki çizgiyi görüyor musun? Sonra, yukarı doğru halka halka
duracağı yerde tam ortasından aşağı inik duran şu kalın kaşları ve mertçe açıldığı hiç görülmeyen, kapakları altında şeytanın casusları gibi gizli gizli ışıldayan, derinlere gömülü şu iki kara iblisi görüyor musun? İşte asıl o sert
çizgileri yok etmeyi, gözkapaklarını çekinmeden içtenlikle açmayı, o iblisleri de kötü düşünce ve kuşkudan kurta-
rıp bir düşmanlığını görmediği kimseleri dost bilen,inançlı, saf birer melek haline getirmeyi, işte asıl bunları iste ve öğren. Yediği tekmeleri hak etmiş de yine de çektikleri yüzünden, yalnızca tekmeyi atandan değil, bütün dünyadan da nefret eden bir alçak tavrı takınma!"