''Dünyaya bakıyorum, buradaki ormanlara ve dağa, gökyüzüne, her şey yerli yerinde, olması gerektiği gibi. Ama biz öyle değiliz. İnsanlar değil. Biz hatalıyız. Yanlış yapıyoruz. Hiç yanlış yapan hayvan yok. Nasıl yapsınlar? Ama biz yapabiliriz ve yapıyoruz. Ve hiç durmuyoruz.''
"Ben, kendimim. Benim bedenim çürüyüp
ölmeyecek"
"Yaşayan bir beden acı duyar Kuğu; yaşayan bir
beden yaşlanır: ölür.
Ölüm, yaşamımızın ve tüm yaşamın bedelidir."
"Ben bu bedeli ödemiyorum! Ben ölüp, o an yeniden
yaşayabiliyorum! Ben öldürülemem; ben Ölümsüzüm.
Bir tek ben sonsuza kadar kendimim!"
"O halde sen kimsin?"
"Ölümsüz Olan."
"Adını söyle," Jvral.
1104/2713
"Benim adımı söyle. Daha bir dakika önce
söyledim sana. Benim adımı söyle!"
"Sen gerçek değilsin! Senin adın yok. Sadece ben
varım."
"Sen varsın: Adsız, biçimsiz. Günün ışığını
göremiyorsun; karanlığı göremiyorsun. Kendi
kişiliğini koruyabilmek için yeşil yeryüzünü, güneşi ve
yıldızları sattın. Ama senin kişiliğin yok. Satmış
olduğun her şey, sendin. Her şeyi, bir hiç için verdin.
Ve şimdi de hiçliğini doldurabilmek için kaybetmiş
olduğun dünyayı, ışığı ve hayatı kendine çekmeye
çalışıyorsun. Ama bu doldurulamaz. Ne yeryüzündeki
tüm şarkılar ne de gökyüzündeki tüm yıldızlar senin
boşluğunu doldurabilir."
"O büyüyü yaratırken de öldün."
"Evet! Öldüm. Siz korkakların hiçbir zaman bulamayacağı
şeyi ölümden geriye gelen yolu bulmak
için ölmeye cesaretim vardı. Zamanın başlangıcından
beri kapalı olan kapıyı açtım. Artık bu yere serbestçe
gelip, yine serbestçe yaşayanların dünyasına geri gidebiliyorum.
Tüm zamanlarda ve tüm insanlar arasında
bir tek ben Her İki Diyarın Kralı'yım, Ve açmış
olduğum kapı sadece burada açılmadı, aynı zamanda
yaşayanların, bizi karanlıkta bir bütün yapan akıllarında,
varlıklarının derinliklerinde ve bilinmeyen
yerlerde de açıldı. Onlar bunu biliyor ve bana geliyorlar.
Ve ölüler de bana gelmek zorunda, hepsi, çünkü
ben yaşayanların büyücülüğünü kaybetmedim: Onlar
da ben emir verdiğimde taş duvardan tırmanmak
zorundalar; bütün ruhlar, bütün hükümdarlar, bütün
büyücüler, gururlu kadınlar, benim emrimle bir
yaşama bir ölüme, bir yaşama bir ölüme gitmek
zorundalar. Hepsi bana gelmek zorunda, ölüler ve
yaşayanlar, bana, ölüp de yaşayana!"
Anayasayı o zaman askıya almışlardı.Bunun geçici olacağını söylediler. Caddelerde herhangi bir protesto gösterisi bile olmamıştı.İnsanlar geceleri evde oturuyorlardı,televizyon seyrederek,gidişatı anlamaya çalışarak.Parmağınızla gösterebileceğiniz bir düşman bile yoktu.