değersizlik duyguları yaşayan insan kendi gerçekliğini kabul etmediğinden gerçek dışı bir üstünlük düzeyine ulaşabilmek için çaba harcar ve enerjisinin çoğunu bu amaç için tüketir,
ne var ki bu amaca ulaşmak için geliştirdiği yöntemler esneklikten yoksundur ve kendisini tanrılaştırmak umuduyla oluşturduğu hedefler ulaşılmaz niteliktedir,
üstelik seçtiği hedefler topluma değil kendi kişisel çıkarlarına yöneliktir.
tasarımları bencil niteliktedir ve kişisel üstünlüğünü sağlayabilme yolunda diğer insanlara zarar verebilecek girişimlerde bile bulunabilir ,
üstünlüğünü güç ve para kazanarak gerçekleştirmek isteyen kişi amacına ulaşmak için diğer insanları kolayca harcayabilir.
entelektüel üstünlüğünü kanıtlamak için çevresindeki sürekli eleştiren ve yanlışlarını arayan bir diğeri, onların düşünce ve isteklerine saygı gösteremez.
ancak diğer insanlara değer veremediği için tüm bu çabalarına karşın kendisini yine de değersiz bulur ve toplumun dışında kalmış hisseder.
saygınlık uğruna bu denli çaba harcadığı halde çevre isteklerinin saygısını kazanamamış olmasının nedenini bir türlü anlayamaz.
“O bir beyefendi” dedi kardeşi somurtarak.
“Prens!” diye şakıdı kız. “Daha ne olsun?”
“Seni kölesi yapmak istiyor.”
“Özgür olmak isteyen kim?”
“Ona karşı dikkatli olmanı istiyorum.”
“Onu görüp de aşık olmamak;onu tanıyıp da ona güvenmemek mümkün değil.”
“Sibyl,adam aklını başından almış”
“Onu yanımda görenler, benim neyin peşinde olduğumu bir bakışta anlarlar. Tam babamın ‘mal’ dediği cinsten bir kız bu. Elbette! Eve bir mal getirebilir miyim, Doktor?”
Bana nazikçe,ona bu tür hatırlatmalar yapmanın gereksiz olduğunu çünkü sevgi dolu ailesinin zaten kıymetini bildiğini ve ölürken onlara ihtiyacı olduğu noktada kardeşlerinin orada olacağından emin olmanın onu rahatlattığını söyledi.
Jobs: “Biraz ot iç,
istersen sana eşlik ederim”
“yok,sağ ol” dedim.
Babam esrarın sersemliği ile motivasyonumu kaybetmeme neden olacaktı sonra da “gördünüz mü,başaramadı” diyecekti.