Ze Oroco, hayatta zorluklar yaşamış ve tüm bunları unutmak için geçmişi ve hatta asıl ismini de geçmişte bırakıp Brezilya'nın ücra köşelerinde kendi halinde doğayla bütünleşerek yaşayan biridir. Doğanın dilinden anlayan, onu özümseyen hatta iletişim kurabilen Ze Oroco, Roshina adını verdiği kayığıyla da konuşabilmektedir. Roshina ona masallar anlatır, deredeki balıkların yerini haber verir ve daha birçok konu hakkında sohbet ederler. Tüm bunlar çevresindeki insanların onu deli sanması için yeterlidir aslında. Sözde onun iyiliği için tedavi adı altında bir hastaneye yatırırlar ama Ze Oroco'nun yaşadıkları işkenceden farksızdır.
Bu kitap hem çok huzurlu hem de çok hüzünlü. Doğayla uyum içerisinde yaşayabilen insanların deli sanılması asıl delilik bence. Doğa yaşayan, ruhu olan bir varlıkken neden konuşamasın ki?
Konusu çok güzel olmasına rağmen çok akıcı bir kitap değildi maalesef. Sıkıldığım ve anlamsız bulduğum bölümler de oldu. Özellikle yolculuk hikayelerinde canım fena halde sıkıldı. Sonu ise tam istediğim gibi bitti diyebilirim.
Korelilerin fotoğraf makinesi karşısında poz verirken “kimçiii” diyerek tebessüm etmeleri, kimçinin günlük hayatın her alanına sızdığını gösteren ironik bir örnektir.
Romanyalı Adrien, çocukluğundan beri seyahat etmenin hayalini kuran özgür ruhlu biridir. Büyüdüğünde ise hayalleri gerçeğe döner ve Akdeniz'e doğru yola çıkar. Gemi yolculuğunda tanıştığı Musa adındaki Yahudi bir adam ile arkadaş olur ve Musa'nın ısrarıyla onun macerasına ortak olur. Musa, kızı Sara'yı alıp evine geri götürmek için çıkmıştır bu yolculuğa çünkü kızının kötü durumda olduğunu düşünmektedir. Nitekim Sara'yı bulurlar da ancak hepsinin gözünü para hırsı bürüdüğünden geri dönemezler. Adrien'de safça arkadaşına eşlik eder.
Bu yolculukta eski arkadaşı Mihail'e de rastlar ama onu eskisi gibi bulamaz. Mihail, para ve statü uğruna kendinden ve kişiliğinden vazgeçmiştir. İşin kötü yanı, yaptıklarının normal olduğunu düşünmesidir. Adrien, çevresinde Mihail ya da Musa olmasına rağmen kendini hep çok yalnız hisseder. Gittiği her yerde, yolsuzlukla ve yalanlarla karşılaşır.
Daha önce yine aynı yazara ait olan Baragan'ın Dikenleri'ni okumuş ve çok beğenmiş olduğumdan sahafta Akdeniz'i görünce bir heves satın aldım. Bazen okurken sıkıldığımı söyleyebilirim ancak dostluk, din, hayat, sosyal yaşam hakkında verdiği mesajlar oldukça güzeldi. Bu öğretileri edindiğim için kendimi şanslı hissediyorum.
Herkese tavsiye ederim.
Bir yemeğin hijyen veya sağlık dışındaki nedenlerden dolayı yasaklanması yemeğe atfedilen sembolik değerin hiç de hafife alınamayacağının göstergesidir.