En son Dostoyevski'nin yeraltından notlar kitabını okurken onun isimsiz başkahramanı gibi hissetmiş, Kafka'nın Dönüşüm'ünde Gregor Samsa'nın bir hamam böceğine dönüşmesi ile bir becek olmanın yarattığı ağırlığı iliklerime kadar hissetmiştim. Bu iki eser ile Fareler ve İnsanlar arasına sayısız roman ve öykü girdi ve bir kez daha bir karakterin yaşadıklarını onunla birlikte yaşamaya başladım. Lennie'nin mahsun halleri, onun saflığı ve insan olmak için verdiği çabayı onunla yaşayıp hazin sonu adeta onunla birlikte bekledim. Lennie gibi biri olmanın ne kadar zor olabileceğini gerçek manada hissettim.
Çok garip şeyler hissettiren ve sizi gerçek manada çarpan bir eser. Bitireli bir kaç gün olmasına rağmen hala diyalogları ve Lennie'nin hayallerini zihnimde tekrarlıyorum. George'un anlattığı hikayeleri Lennie'nin tekrarlattığı gibi tekrar tekrar anımsamak istiyorum. İstemsizce "Tavşanlarımız da olacak mı?" diye sorup duruyorum... Böyle bir etki bıraktı bende...
Aslında Steinbeck yine şaşırtmadı. Çünkü heybesinde çok şey biriktiren bir isim olduğunu biliyoruz. Ve Steinbeck'in roman ve hikayelerinin büyük bölümü yaşanmış olaylardan oluşuyor. Bir dönem gazetecilik yapan ve Gazap Üzümleri dahil bir çok roman ve hikayesini gazetecilik yıllarında yaptığı gözlemleri derleyerek oluşturan Steinbeck, bu öyküsünü de gerçek bir olaydan esinlenerek yazmış. Detayları iyi bir gazeteci olması ile toparlayıp, sanatsal yönünü de kalem ustalığı ile tamamlamış.