8/10
·524 syf.··
2026 9. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2026 14:17
Yıllardır kitaplığımda olan bir kitap şimdiye kadar neden okumadım bilmiyorum .. Dizisinin çıkacağını görünce kitaba başladım ortalarında bırakmamak için kendimi zor tuttum , bir şeyleri yarım bırakmayı sevmediğim için kitabı bitirdim, çok zor oldu ama bitirdim. Kemal evlenmek üzereyken akrabası füsun'la tanışıyor ve Füsun onun kara sevdası oluyor Bir türlü füsundan vazgeçemiyor. Kemal füsun'un elinin değdiği her şeyi alıp eve götürüyor .. Tamam küpesini falan götürürsün de tuzluğu götürmek nedir , ayva rendesini alıp götürmek nedir . Ben burada saplantılı bir aşk, takıntılı bir adam görüyorum kitaptansa ben diziyi daha çok beğendim .. Okumak isteyenlere keyifli okumalar dilerim :) .
Duygu ve Düşünce
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,4bin okunma
Yüzyıllar Girse de Araya Parmaklarımız Değer Birbirine
7/10
·376 syf.··
2026 1. kitabı
Saklı Zaman Bahçeleri ‘ni tatilde bir çırpıda okudum . Şiddetin her türlüsünden uzak , umut veren , kötülük varsa iyilik de var mesajını veren , yormayan ,germeyen , su gibi akıp giden bir roman .Zaten Ankaralı olmaktan mütevellit Bige Güven Kızılay’ın yeri başka gönlümde . Tarihin 3 farklı zaman diliminden 3 anlatıcı Acelenius , İskenderiye Kütüphanesi ‘nin bilgi bekçilerinden bir eski köle , İskenderiye Kütüphanesi ‘nin yakılmasına tanık olmuş , kendisindeki saklı bilgiyi aktarmanın derdinde…Özgürlüğünün bilgi ve merak sayesinde olduğunu bilir , başka kölelerin esaretten kurtulması için düşer yollara… Papirüsün bebek teni anlamına gelmesi nasıl şahane bir bilgidir . Bakî , Çınar Bekçisi bir ailenin şair ruhlu oğlu ; dalkavukluğa meyil veren kardeşi Halil’in aksine haysiyetli , adaletli , merhametli…16.yüzyıl İstanbul’unun Sevda eflatun bulutundan şöyle bir geçirdi bizi . Çınar Bekçileri gerçek mi bilmiyorum ama Çınar kovuğuna bırakılan dilekleri birilerinin kutsal görev addedip gerçekleştirmesi şahane bir olay Ya ibrişim berberleri , ayva tüylerini özenle alan , tertemiz berberler varmış Nuruosmaniye’de bir zamanlar . 2020’lere geldiğimizde ise Umay ve Kaan Umay DTCF (okulum )Arkeoloji mezunu bir arkeolog , Kaan ise hırslı , insan ilişkileri zayıf bir genel müdür.Pandemide birbirlerine şifa olacak , özellikle Kaan içindeki iyi öze ulaşacaktır. . Aralarında yüzyıllar olan bu insanlar bir şekilde bağlı görünmez bağlarla! Tıpkı bizim bizden öncekilerle ve sonrakilerle bağlı olduğumuz gibi . Neyi beslersek o büyüyor bizde ve çevremizde…Ben umuttan , kapsayıcılıktan ,kahkahalardan ve öğrenmekten beslenmeye devam . Sevgiyle tavsiye
Saklı Zaman BahçeleriBige Güven Kızılay · İnkılap Kitabevi · 2026189 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yaş Daha Otuz Beş Değil
9/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
141 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2026 21:50
Beklediğim gibiydi, yoğun melankoli, neredeyse her şiirde sonbahar esintileri, Cahit Sıtkı'nın Orhan Veli gibi erken dünyadan ayrıldığını düşünmek üzücü fakat şiirlerini okurken erken vefatının bir çeşit anlatısını okuyormuş hissiyatına kapılmamak da elde değil. En sevdiğim şairlerden birisi, büyük üstat Dante'den de esinlenmesi cabası :) "Ayva sarı nar kırmızı sonbahar! Her yıl biraz daha benimsediğim." Otuz Beş Yaş Cahit Sıtkı Tarancı Dante Alighieri
Otuz Beş YaşCahit Sıtkı Tarancı · Can Yayınları · 202014,1bin okunma
Puan vermedi·524 syf.··
2026 10. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2026 00:04
“Hayatımın en mutlu ânıymış, bilmiyordum. Bilseydim, bu mutluluğu koruyabilir, her şey de bambaşka gelişebilir miydi?” “Sanki kendimi onun yerine çok kolay koyabilir, sanki onu derinden anlayabilirdim.” “Bana yalan söylemeni isterdim aslında… Çünkü insan ancak kaybetmekten çok korktuğu bir şey için yalan söyler.” “Her akıllı insan hayatın güzel bir şey olduğunu, amacının da mutlu olmak olduğunu bilir… Ama sonra yalnızca aptallar mutlu olur.” “Kalabalığın kafamın içinde dur durak bilmeden dolanan uğultusu, orkestranın tangırtısı ve şehrin iniltisi sandığım amansız gürültü, ondan uzak olmanın huzursuzluğuymuş yalnızca.” “Herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım.” 1970’lerden 1990’lara İstanbul. Orhan Pamuk’un kalemini tam olarak burada, tasvirlerinin, betimlemelerinin arasında sevdim. O dönemlerde Nişantaşı’nda yaşıyormuşsunuz hissine kapılıyorsunuz. Bir tarafta burjuvadan zengin soylu aileler; bir tarafta yoksul, geçim derdine düşen aileler. Ve modernizm adı altında kendilerince benimsedikleri ahlâk felsefeleri! Kemal ve Füsun da bu iki zıt ailenin kavuşamayan aşklarıydı. Aşk mı? Takıntı mı? Saplantı mı? O kısımları ise fazlaca düşündürücü. 30’lu yaşlarda aileden zengin iş adamı Kemal kendisine denk, ailesinin uygun gördüğü bir kız olan Sibel’le nişan hazırlığındayken Sibel bir çanta beğenir ve bütün hikaye de tam olarak burada başlar. Kemal çantayı almak için butiğe girdiğinde 18 yaşında uzak akraba kızı Füsun’u görür. Görür görmez güzelliğinden, gençliğinden, çekiciliğinden etkilenir ve adına “aşk” dediği korkutucu bir takıntıya kaptırır kendini ve Füsun’un peşinden ayrılmaz. Günlerce, aylarca hatta yıllarca. (Dile kolay 8 yıl!) Füsun’a ait olan, Füsun’un kullandığı eşyaları, taktığı aksesuarları, içtiği sigaraların izmaritlerini toplayarak Merhamet
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,4bin okunma
Puan vermedi·524 syf.··
2026 2. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2026 12:00
Masumiyet Müzesi, Orhan Kemal’in 2008 yılında yayımladığı aşk romanıdır. Bu kitabı farklı kılan şey ise yazarın, kitapta kurguladığı aşk hikayesini somutlaştırmasıdır. Yazar, kitapta anlattığı hikayede geçen yüzlerce antika eşyayı toplar ve İstanbul Çukurcuma’da aldığı apartmanı müzeye çevirerek burada sergiler. Böylece kitaptaki Kemal ve Füsun’un efsanevi aşkı, bu müzeyle birlikte ölümsüzleşir. Masumiyet Müzesi, yazıldığı yılda çok ses getirmiş ve çok satanlar listesine girmiştir. Bugünlerde tekrar gündeme gelmesinin nedeni ise kitabın dizi olarak tekrar hayat bulması oldu. Kitap, zengin iş adamı Kemal’in uzak akrabalarının kızı olan genç ve güzel Füsun arasındaki aşkı anlatır. Kemal sosyoekonomik ve kültürel olarak kendine yakın olan Sibel ile nişanlanma arifesindedir. Fakat tesadüfi bir şekilde karşılaştığı Füsun’a tahmin edemediği bir şekilde bağlanır. Önceleri ikili bir şekilde yürütmeyi düşündüğü bu ilişki, Füsun’un beklenmedik hamlesiyle sona erer. Aniden ortadan kaybolan Füsun’u bulduğunda ise Füsun, artık o toy kız değildir ve evlidir. Kitapta Kemal’in Füsun’a duyduğu aşkı kimileri romantik bulurken kimileri de bunu takıntılı bir durum olarak değerlendirmekte. Kemal sekiz yıl boyunca hemen hemen her akşam onların evine gider ve Füsun’u ilgilendiren her eşyayı çalıp birlikte oldukları Merhamet Apartmanı’nda biriktirir. Bu eşyalar kimi zaman bir ayva rendesi, kimi zaman ise Füsun’un içmiş olduğu sigaranın izmaritidir. Füsun’un; genç yaşta düştüğü aşk ise önce onu üniversite okuma ihtimalinden uzaklaştırır. Sonrasında Kemal’in tekrar hayatına girmesi ile de artist olma hayalini yok eder. Kemal’in engellemeleri nedeniyle önüne gelen fırsatları değerlendiremez. Hayatını istediği şekilde yaşayamaması da Füsun’un Kemal’e öfkeyle karışık bir aşk hissetmesine neden
Duygu ve Düşünce
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,4bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2025 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2025 12:33
İçinde farklı farklı hikayeler bulunan bir kitap. Köy öğretmenlerinin yaşadıkları veya Anadolu insanlarının yaşadıkları fukaralıklari kısa hikayeler ile anlatıyor. Beni en çok etkileyen hikayesi ise küçük hasanin iki küçük kardeşine bir güğüm ayran satıp onlara bakması gerektiği ve bir kış akşamı kurtlardan korktuğu için yolda koşarak köye varmaya çalıştığı için yüzükoyun düştüğü ve ağladığı hikaye. Hikayenin sonu yok küçük hasana sonra noldu bilmiyorum ve ne olduğunu merak ediyorum açıkçası keşke devamı da olsaymış. Aslında tüm hikayeler bu şekilde bitiyor bazıları yarıda bitiyor ve insanda merak uyandırıyor. Çok severek okuduğum diğer hikayesi de Hasanboğuldu. İki farklı köyün gençlerinin birbirine aşık olması ve kavuşamamalarını anlatıyor. Bu hikayede yörük kızı Emine ve zeytinli köyünden olan Hasan'ın imkansiz aşkı ölümle sonuçlanınca emine Hasan'ı için bir koşma söylüyor; Uzaklardan sesin aldım Çevreni derede buldum Nereye gittiğini bildim Hasan'ım ardından geldim Sarı kahküllü dal boylum Saz benizli ayva tüylüm Tatlı sözlü melek yüzlüm Hasan'ım ardından geldim Köyden obadan koğulan Duru sularda boğulan Toz köpük olup dağılan Hasan'ım ardından geldim Sarp dağlara getirdiğim Kavuşmadan yitirdiğim Ak kefensiz yatırdığım Hasan'ım ardindan geldim Emineyi yaslı eden Kerem olup aslı eden Dağı taşı sesli eden Hasanım ardından geldim
Duygu ve Düşünce
Yeni DünyaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202533,7bin okunma