Sana karşı derin bir zaafım vardı. Her sabah uyandığım vakit aşkımı kalbimde biraz daha büyümüş buluyordum. Bu derin zaaf beni hem utandırıyor hem korkutuyordu Zaman zaman öyle bakışların, öyle sözlerin vardı ki kalbimi derin ümitlerle çırpınıyordu. Fakat sen, çabuk değişiyordun. Bu gülen, eğlenen çocuk gözlerinin içinde uyanan nazik, hassas genç kız ruhun görülmesiyle kaybolması bir oluyordu. "Bir çocuk, beni mümkün değil anlamayacak, hayatımı kıracak diyordum..." diyordum.
"Feride!" dedi. Bizim bütün sergüzeştlerimiz burada başlıyor. Beni dinle, öyle görüyorum ki bu gözler artık beni anlayabilecek kadar ıstırap çekmiş ve düşünmüş. Seni sevmeye başladığım vakit; gülmeden, eğlenmeden başka bir şey düşünmeyen hafif, yaramaz bir kız çocuğu ışık gibi, ses gibi elde durmasına imkan olmayan bir Çalıkuşu'ydun.