Puan vermedi·360 syf.··
2026 114. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 14:44
Unutulmuş Kuşlar Göğü 3 ~ K. Kübra Berk . Bu seriye veda etmeye hiç hazır değildim İlk iki kitabı kısa süre önce art arda okumuş ve çok sevmiştim. Her bir karakter ve evren öyle dolu, öyle duyguluydu ki üçüncü kitaba başlamak için çok heyecanlıydım. Kitabın başlarında okuduğumuz yeni düzen, karakterlerin tüm yaşanmışlıklarla mücadelesi derken bir anda kitap öyle bir noktaya geldi ki… Evera, elmas gen olduğunu öğrenip gücün uyutmasıyla çok zaman geçmişti. Ama yanı başında hep Rans vardı. Yuva’yla ilgili ortaya çıkan gerçekler ve göçmen olarak Rans’ın kasabasına sığınanlar, buna karşı kasaba halkının verdiği tepkiler ve düşmanlarla yaşananlar inanılmaz heyecanlıydı. Her şeyi başlatan kaybın bizi getirdiği noktayı soluksuz okudum. Rans ve Evera, sizi asla aşamayacağım. Aşkınızı ve bağlılığınızı asla unutamayacağım. Bazı seçimleri ve sonuçları, kaderin bizi götüreceği yeri ve konu aile, kardeşlik olunca yapacaklarınızın sınırının olmayışını asla aşamayacağım. Kitapla ilgili beklediğim bir ters köşe vardı ve o, en beklenmedik yerden geldi. BAYILDIM! Size uzun uzun konusundan bahsetmeyeceğim çünkü okumalı ve her bir karakterle beraber bu evrene konuk olmalısınız. Söylenecek çok şeyim var ama bu evrenle sizin de tanışmanız lazım. Ben size ne aile ilişkilerini tam anlamıyla anlatabilirim ne de Evera ve Rans ikilisinin o eşsiz bağını Kesinlikle şans vermelisiniz. Favorilerim arasındaki yerine yerleşti bile! “Sana verdiğim hiçbir sözün ispata ihtiyacı yok çünkü tam kalbimin içindesin,” “Çok az kaldı, kalbim seninle. Sen benimlesin. Gökyüzü bizimle, ilk kez denizi gördüğün gün bizimle, ilk kaçışın bizimle, seni yaralı bulduğum gece benimle. Özgürlüğün bile benimle, sen benimlesin, güzelim. Sen öyle çok benimlesin ki ben sensiz kendimde değilim ama yalnız da değilim; nefesim,
Unutulmuş Kuşlar Göğü 3K. Kübra Berk · Artemis Yayınları · 202618 okunma
9/10
·283 syf.··
2025 6. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2025 00:00
Mustafaİnan Bu kitap bir biyografi değil. Sessizliğin, çalışkanlığın ve ahlâkın romanı. Mustafa İnan “büyük” olmaya çalışmıyor, sadece işini ciddiye alıyor. Gösteriş yok, vitrin yok, slogan yok. Bilgiyle yaşamak var, bilgiyi namus gibi taşımak var. Oğuz Atay burada bağırmıyor. Sakin, saygılı ve derin konuşuyor. Ve insan ister istemez şunu soruyor: Bu ülkede neden en dürüst olanlar en az görünür? Kitabı bitirdiğimde içimde bir mahcubiyet kaldı. Çok konuşup az derinleştiğimiz için. Çok görünüp az emek verdiğimiz için. Bu roman, gürültüsüz insanların hikâyesi. Ve belki de en çok onlara ihtiyacımız var. oğuzatay Bence Oğuz Atay bu kitabı yazar gibi değil, tanık gibi yazmış. Süslememiş, edebiyat yapmaya kalkmamış. Kendini geri çekmiş, Mustafa İnan’ı öne almış. Cümleler gösterişli değil ama dürüst. Duygu var ama ajitasyon yok. En çarpıcı tarafı da şu bence: Hiç kahramanlaştırmadan, kahraman yaratmış.
Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnanOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202020,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·240 syf.··
2026 29. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 02:20
Miguel de Unamuno'nun Sis isimli kitabını elime aldığımda, daha önsöz ve sonsöz kısmında durup kaldım. Ön sözü yazar değil, Victor Goti yazıyordu ve Victor, Augusto'yu anlatırken bir yandan da Unamuno'nun yazarlığını ve edebiyat anlayışını anlatıyordu. Daha kitap başlamadan kendi kendime "Bu nasıl bir kitap?" diye sordum. Augusto, etrafındaki insanları, kullandığı eşyaları ve gündelik hayatı alaycı bir sorgulamayla izleyen biridir. Yaşamda bir yolculuk yapanlardan çok, onun içinde dolaşanlardandır. Bir yere varmaya çalışmaktan çok, neden var olduğunu anlamaya çalışır. İnsanların neden çalıştığını, neden mücadele ettiğini, neden belirli kurallara uyduğunu sorgular. Hayatın içinde görünse de çoğu zaman onun dışında durup seyretmeyi tercih eder. Annesinin ölümüyle birlikte bu yalnızlık ve sorgulama hâli daha da belirginleşir. Annesi onun en çok güvendiği limanıdır. O liman kaybolunca Augusto, kendisini büyük, yalnız düşüncelerinin içinde bulur. Sevmeyi ve sevilmeyi arzular ama bunu nasıl yaşayacağını da tam olarak bilemez. Bir gün yanından geçen genç bir kızın peşine takılır ve farkında olmadan onun etkisine girer. Kızın adının Doña Eugenia Domingo del Arco olduğunu öğrenir. Ben Agusto isimde bir duraksayınca araştırdım biraz nedenini. Kadın isimlerinde beklenen "Dominga" yerine "Domingo" kullanılması imiş nedeni. Domingo erkek isimlerinde, Dominga ise dişi isimlerde kullanılırmış aslıda. Bu noktada da bu karakterin alışılmış kalıpların dışında biri olacağını düşündürdü yazar bana. Bu yüzden ben bunu sıradan bir ayrıntı olarak okuyamadım. Bunun bilinçli bir tercih olup olmadığını bilmiyorum ama daha en baştan Eugenia'nın farklı biri olacağı hissinin kurgusunu yazarın burada hissetmeye başlattığını hissettim. Eugenia, piyano çalmaktan hoşlanmayan bir piyano
SisMiguel de Unamuno · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20236bin okunma
10/10
·172 syf.·
2026 15. kitabı
ب Besmele, hamdele ve salvele ile başlanılan her eser bereketlidir. O vakit ben de Allah'a hamd ederek ve Peygamber Efendimize (sav) salat ve selam ederek başlayayım. Bu eser, İbnü'l Cevzî'nin eserleri arasında okuduğum 4. kitabı oldu. Eserin ince olmasına aldanmayın, mahiyeti çok derin ve tesirli. Maalesef bu kadar kıymetli olup da böyle az okunmasına teessüf ediyorum. Neden inci gibi değerli eserler kıyıda köşede kalır ki?.. Muhtevası aslında ikiye ayrılıyor, ilk yarısında birçok farklı menkıbeler var, selefi salihînden, Allah dostlarından, imamlardan ve fakihlerden kısa hikayeler nakledilmiş. Bu hikayeler insana kendini sorgulatıyor. Hüzün tesellisi değil de daha çok amel ve ibâdete teşvik edici ve dokayısıyla insqnın hüznünü arttırır nitelikte. İnsan okuyunca, "onlar bu kadar amellerine rağmen kendilerinden emin olmazken ve günlerce ağlarken, bizim yaptığımız birkaç iyi işle kendimize cenneti garanti görmemiz neden?" diye sorguluyor. İnsana takvâyı ve zühdü nasihat eden hikmetli menkıbeler.. Çok faydasını gördüm, kendimi sorguladım.. İnsana ve iç âlemine çeki düzen veriyor hakikaten. Eserin son kısmında ise tam bir hüzün tesellisinde bulunuyor İbnü'l Cevzî. Okudukça insan gerçekten hayrân kalıyor. Kitabın resmen tadını aldım ve tadı damağımda kaldı.. Bu kitabı daha çok insanın okumasını dilerim. Mutlaka okuyunuz, vesselâm..
Hüzün Tesellisiİbnü`l-Cevzî · İlk Harf Yayınevi · 202120 okunma
Dünyanın Sonunu Değil, İnsanlığın Yeniden Doğuşunu Anlatan Destan
10/10
·1216 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 00:00
Bazı kitaplar vardır, olay örgülerini hatırlarsınız. Bazıları vardır, karakterlerini unutmazsınız. Bir de çok az kitap vardır ki bitirdikten yıllar sonra bile size insanı düşündürmeye devam ettirir, olaylarını da karakterlerini de unutturmaz. Stephen King’in Mahşer’i benim için işte bu son gruba giriyor. Romanın yüzeyine baktığınızda bir salgın hikâyesi olduğunu görüyorsunuz. Laboratuvardan yayılan ölümcül bir virüs ve birkaç hafta içerisinde neredeyse tamamen yok olan bir dünya… Ancak sayfalar ilerledikçe anlıyorsunuz ki King’in anlatmak istediği şey salgının kendisi değil. Virüs sadece sahneyi boşaltıyor. Asıl oyun, sahneyi boşaltan virüsten kalan insanlar ortada kaldığında başlıyor. Mahşer’i okurken sık sık şunu düşündüm: Medeniyet dediğiniz şey gerçekten ne kadar sağlam? Elektrik, internet, devletler, yasalar ve milyonlarca insan ortadan kalktığında geriye ne kalır? King’in cevabı ise oldukça ilginç. İnsan kalır. Ve insan, ne kadar yıkım yaşarsa yaşasın yeniden bir düzen kurmaya çalışır. Romanın ilk bölümlerinde salgının yayılışını ve toplumun çöküşünü okuyoruz. Bu kısımlar o kadar gerçekçi yazılmış ki bazen bir roman okuduğunuzu unutuyorsunuz. Fakat beni asıl etkileyen, salgın sonrasında başlayan uzun yolculuklar oldu. Boşalmış otoyollar, terk edilmiş kasabalar, sessiz şehirler ve kilometreler boyunca tek bir insanın bile görünmediği yollar. King bu bölümlerde yalnızlığı öyle güçlü hissettiriyor ki bazen karakterlerle birlikte ben de o sessiz dünyanın içinde yürüyormuş gibi hissettim. Fakat Mahşer’in asıl büyüsü Boulder’da başlıyor. Dünyanın sonundan sonra kurulan bu yeni topluluk, romanın en etkileyici bölümlerinden birini oluşturuyor. Başlangıçta insanların kapılarını kilitlemeye ihtiyaç duymaması, insan sayısı artıkça insanın tekrardan insandan korkusunun
1000Kitap
MahşerStephen King · Altın Kitaplar · 20243,924 okunma
Spoilersiz.
10/10
·272 syf.·
2026 40. kitabı
Bu kitabın sonunda resmen ağzım açık kaldı. Yani böyle bir ters köşe beklemiyordum ben. Bu yazardan okuduğum 3 cü kitaptı, en hafiflerinden okumağa başlamıştım, ve az kitap okumağıma rağmen yazarın yazım stilinden anlamış sayılırım. Yazar kitap boyunca bizim dikkatimizi farklı kişileri çekiyor, onların geçmişini anlatıyor ki, asıl katili bulmakta zorlanalım. Ama ben bunu tabii ki ters köşe olduğunu biliyorum, kanmıyorum, o yüzden tamamen farklı, daha az , hatta hiç şüphe uyandırmayan birininin katil olmasına nerdeyse emindim, bakın sonda asıl katili buldum diye zafer çığlıkları atmak üzereyken z*rt oldum resmen. Yaa ben sonda hani üzülüyordum ki, katil zavallı birini öldürecek, son anda Nora'nın bunu fark etmesine rağmen elinden hiçbir şey gelmiyecek, fakat tam farklı oldu herşey. Zavallı, öleceğini düşündüğüm insanın aslında asıl katil olması şokunu atlatamıyorum. Çok güzel yazılmıştı bu kitap. Gerçekten yazardan okuduğum 3 kitap arasında en iyisiydi diyebilirim. Eğer bu tarz polisiye, gizem, korku tarzında kitap okumağı seviyorsanız okumanızı tavsiye ederim. Uyarı: Geceleri okumağınızı tavsiye etmiyorum, ama yine de siz bilirsiniz.
1000Kitap
Kilitli KapıFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20252,603 okunma