“Biz insan gücünü aşan her şeyi yaptık ama bu yetmedi. Şimdiye kadar önümüzden kaçmaktan başka bir şey yapmayan kızılordudan değil, ne çektikse, bu anlatılması mümkün olmayan soğuktan çektik. Büyük merkezler dışında Almanlar zaten az olan yollara yenilerini katamadılar. Bu sonbaharda biz jimnastik yaparken, Wehrmancht akla durgunluk veren bir ilerlemeden sonra çamurlu çukurları çiğneyip geçiyordu. Sonra ilk donlar başladı; doğuya giden korkunç yollar buz tuttu; sadece arabaların gidebildiği bu yollarda nakliyecilerin taşıtları son derece güç bir durumla karşı karşıya kaldı. Bununla birlikte yolun sertleşmesi, ordulara erzak gönderilmesini kısmen mümkün
kılıyordu. Sonra kara kışta geniş Rus topraklarma yağan aralıksız kar her türlü trafiği kapadı.”
”Gruptakilerin her biri içeri girdikçe isimleriyle kibarca karşıladı.’Hoş geldiniz Arathorn oğlu Aragorn!’dedi.’Dışarıdaki dünyanın sekiz ve otuz yılı geçti siz bu topraklara geleli, üzerinizde bu yılların ağırlığı görünüyor. Fakat ister hayır ister şer olsun, sona az kaldı.”
“Korku da kaygı da yerinde duruyor. Deliriyorum, az kaldı. Ya da belki asıl bunlar kendimi ikna etmek için söylediğim şeylerdir. Ben aslında şu an hafızasızlık dolayısıyla epeyce mutluyumdur, huzur içinde yaşıyorumdur. Ama bu pek de normal bir şey olmadığı için anormalliği farketmemem için kaygı duyduğumu söylüyorumdur, söylüyorumdur değil, söyleyerek kaygı duyduğuma inandırmaya çalışıyorumdur kendimi. Çünkü anormalliği farkedersem bu anormalliğin sebebi üzerine kafa yormaya başlarımdır. Bu ise kendimin pek hoşuna gitmeyebilirdir. Bu da olabilir.”