Beni seviyor mu? Bilmiyorum. O da bilmiyor belki... Sevmiyor mu? Bilmiyorum. O biliyordur belki... Eğer beni sevmezse ne yaparım, bilmiyorum. Beni severse ne yaparım? Onu da bilmiyorum. Sevmiyorsa eğer beni, sevmesi için ne yapmam gerekir, onu hiç bilmiyorum. Beni sıktığını düiünüyormuş zaman zaman, öyle söylüyor. O kadar saçma ki bu, o lafı her duyduğumda kendimi domates kasası gibi hissediyorum. Ağlıyorum öyle konuşmaların sonrasında. Hadi ağlamak demeyelim de gözlerim
doluyor diyelim. Hiçbir yere sığamıyorum. Ben onu çok seviyorum. O bana inanmıyor. Bir gün inanacak biliyorum ama ne zaman bilmiyorum. Daha fazlası gelmiyor elimden. Bekliyorum...
Umutsuzluk sarhoşluğa bile engel... Otuz yıldır kendimle ve yirmi yıldır da başka herkesle kavga ettim
durmaksız.. ikincisini kaybettim. Başkalarına kaybetmenin pek bir zararı yok, mağlubiyet mağlubiyettir nihayetinde, boynunu eğer kabullenirsin... Ama kendimle olan kavgamdan hiçbir sonuç alamadım. "En kötü sonuç bile belirsizikten iyidir," diye bir laf daha duymuştum. Aferin bu lafı uyduran... Güzel söylemiş. Zaman zaman sormuyor değilim kendime, kendimi ortadan kaldırsam galip mi sayılırım mağlup mu bu sikindirik kavgamda?
"Her şey anlamını yitirmiş gibi... İçimde kocaman bir boşluk var ve ben onu hiçbir şeyle dolduramıyorum. Hiç bu kadar çaresiz hissetmemiştim kendimi..."