Ben Anna Karenina ve Sefiller gibi çok büyük yapıtların maalesef ki küçükken kısaltılmış versiyonlarını okuyarak zaten hatayı en başından yapmıştım.. Yıllarca bu kısaltılmış versonunu okuduğum her kitabı unutmayı bekledim ki asıl versiyonlarına başlayayım. Ama bir türlü unutamadım. Hele ki Anna Kareninanın sonunu unutmam için galiba hafıza kaybı yaşamam lazımmış. E o da yaşanmadığına göre başlamalıyım diyerek açtım 1062 sayfalık Anna Kareninamı yumdum gözümü.. Her şeyiyle muazzam olan bu uzun versiyondaki insan tahlilleri Anna'nın kişiliği Vronskiy'in karakteri.. İkisine de çok bağlandım ve aynı zamanda üzüldüm. Bu başyapıt esasında sayfa sayısıyla korkutmamalı çünkü her türlü bitiyor sonlara doğruysa akıyor.. Ama ahh Anna.. çok şey söylemek ama hiçbir sözün anlatmak için yeterli olmayacağını bilmek..
John Steinbeck'in Gazap Üzümlerinin anadolu versiyonu olan bu kitap Orhan Kemal'in ne kadar Steinbeck gibi gerçekleri yüzümüze tokat gibi çarptığının kanıtı mahiyetinde. Orhan Kemalden okuduğum ilk kitap, en iyi kitaplarından biriymiş. Hala etkisindeyim. Anadolu insanının neler çektiğini bu kadar acı ve yoksulluğu bu kadar muazzam bir anlatışla bize sunması.. Orhan Kemal bu kitabı ırgat, usta ve yardımcılarını toplayarak sabaha kadar okumuş ve bu kişiler çok beğenerek ancak bu kadar olur demiş ve anlatsak daha neler olduğunu 5 kitap daha çıkar demişler buradan bile aslında sadece üstten ve çok azını bildiğimiz anlaşılmakta. Diğer kitaplarını da hemen okumak düşüncesindeyim. Zira aklımda yer edindi her anlamda. Ve sonu en az gazap üzümleri kadar vurucu ve unutulmazdı. Okuyun, okutturun.
Kütüphane deyince akla gelen Mustafa Güzelgöz ve onun kendi gibi mütevazı hayat hikayesi.. Kahramanımız kütüphaneciliği başlatan Türkiye'de bu konuda yapı taşı olan kişi olmakla kalmayıp yaptıklarıyla efsaneleşmiştir. Benim gibi kütüphanecilik okuyan onun izinden giden her kütüphanecinin muhakkak okuması gerekir. Ayrıca şu an Bilgi ve Belge Yönetimi adıyla bilinen Kütüphane ve Arşiv bölümü ilk haliyle, onun zamanında oluşmuş olup ilk öğrencilerin ona ziyarete gittiğine kadar her detay çok hoşuma gitti. Gerçekten büyük emekler, büyük uğraşlar ve büyük ödüller.. Tabi bunlardan rahatsız olup engel olmak isteyenler..
Ne diyor Mustafa Güzelgöz;
-Yurdumuzda aydınlığa karşı güçlü bir direnme vardır.
-Kitaplara yapılan kıyım halka yapılan kötülüktür. Ben buna hiç dayanamam. Nerde böyle bir olay, böyle bir kitap kıyımı görsem, o an başkaldırasım gelir. Başım döner, gözüm önümü görmez.
Daha fazla anlatıp kitaptan alacağınız zevki kısmak istemediğimden incelememi burada bitiriyor keyifli okumalar diliyorum.
Klasiklere karşı bir ön yargınız varsa sizi Jane Eyre okumaya davet ediyorum. Ben şimdiye kadar bu kadar uzun (656 syf.) olupta aynı zamanda bu kadar merak uyandıran ve akıcı giden bir klasik eser okumamıştım. O kadar merakla ve aşkla okudum ki bir baktım 3. günün sonunda bitti. Jane'i çok sevdim. Kendimi onun yerine koydum sürekli kâh ağladım, kâh güldüm. Ah, Mr. Rochester da kendini bi sövdürdü bi sevdirdi. Ama onu da Jane kadar sevdim. Bir Martin Eden bir de Jane Eyre gönlüme taht kurdunuz. Sizi çok sevdim. Sözün özü.. Okuyun, okutturun...
Jane EyreCharlotte Brontë · Bilge Yayınları · 198642,1bin okunma
Marguerite Duras ile tanıştığım kitap. Gerçekten Tezer özlü tavsiyesi kayda değermiş. Fransız edebiyatı kadın yazarlarından biri olan Marguerite bu kitapta zannımca kendi hayatından kesitler de koymuş karakterlerin gerçek olması bu tezimi kanıtlar yönde. Kitaba gelecek olursak diyaloglari ayırmamasını düz cümlelere eklemesi dikkatimi çekti ilk olarak. Ve yetmişli yaşlarında yazdığı bu kitapta on sekiz yaşında bir kızın düşüncelerini duygularını bu kadar iyi bize aktarması beni şaşırttı. En vurucu cümlesi olan 'On sekizimde yaşlandım' ile de etkiledi. Kitabı daha bir dikkatle okudum. Kendi yaşının üzerinde konuşmaları ve davranması ile bı kız çocuğunun yaşam ile harmanlaşan olgunluğuna şahit oldum. Kitabı beğendim, dilini, içine çekmesini, bu genç kızın hikayesini. 1984 Goncourt roman ödülü almış olan bu kitap fazlasıyla sarsıcı şiddetle tavsiye ediyorum.
SevgiliMarguerite Duras · Can Yayınları · 19941,300 okunma