Puan vermedi·216 syf.·
2026 427. kitabı
Derin duygulardan, büyük hayallerden ve aşktan hiç vazgeçme!” Meltem Gürle Gurbette olmanın getirdiği hisler, yabancı bir ülkenin kurallarına uyum sağlama süreci ve yalnızlık temaları yazarın incelikli mizahıyla harmanlanır.. Kitap, İrlanda Defteri James Joyce’un meşhur Ulysses eseri başta olmak üzere; Samuel Beckett, W. B. Yeats gibi pek çok İrlandalı yazarın izini sürerek şehri ve ülkeyi edebiyat üzerinden okur.  Sürgündeki yazarın "sevgili rezil Dublin"ine aşk mektubu gibidir aslında bu roman. Bu mektubun muhatabına ulaştığını düşünüyorum. Dublin hâlâ Joyce'an sözcükleriyle parlıyor, onun hikâyesiyle canlılığını koruyor. S:125 Meltem Gürle İrlanda’da yaşadığı üç yıllık süreci kendi kişisel deneyimleri, gündelik yaşamın kırılgan ayrıntıları ve İrlanda tarihi üzerinden anlatan kurgu dışı bir deneme eseridir. Eser, sokakları arşınlarken edebiyatı adeta bir rehber gibi kullanır Sadece bir gezi veya anı kitabı olmanın ötesine geçerek; İngiltere’nin gölgesindeki İrlanda’yı, ülkenin kederli tarihini ve halkın yaşayış tarzını yansıtır. İrlanda Defteri “Hepsi iyilerin sessizliği yüzünden,” dedi Yeats’in şiirini anımsatarak, “onların daha fazla inancı olsaydı, her şey farklı olabilirdi.” S156
Deneme, İnceleme, Edebiyat
İrlanda DefteriMeltem Gürle · Can Yayınları · 2025199 okunma
7/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 22:20
Karaya ayak basması yasaklanmış, şu üzerinde yaşamak zorunda olan bir halk düşünün. Bunlar Alaha. Sadece senede bir kez pazara gidebilmeleri söz konusu. Karada yaşayan Kenta halkı ile alışveriş yapıyorlar ve bu karaya çıkışları bile kurallara bağlı. Bir grup iyi eğitilmiş Alaha genci bu hakkı alabilmiş. Büyük bir şans. Bu şans belki de ellerine ömürlerinin bir kez geçecek. Kimsesiz olarak büyüyen Brynn, okyanusla çevrili Alaha'da muhafız adayı olarak büyür. En yakın arkadaşları Komutan Wren'in oğlu Kai ve Messer ile pazar yerine gidecek şanslı kişilerden. Fakat b burada Brynn'ın başı Kenta'lı bir asker olanan Acker ile belaya girer ve arkalarında büyük bir karmaşa bırakarak oradan kaçarlar. Hikaye ise bundan sonra başlar. Sırlar, gizlenen kimlikler,oyun içinde oyunlar. Son kelimesine kadar soluksuz okuyacağınız büyük bir macera. Her ne kadar çok ayrıntı vermese de güzel bir evren kurgusu. Belli yeteneklere sahip insanlar. Düşman halklar. Kaçma, kovalamaca. Yavaştan filizlenen duygular. Herşey çok güzel. Ta ki son iki bölüme kadar. O son, bir çok kişinin büyük ters köşe dediği şey büyük bir mantık hatası değil de nedir? Bu da kitapta anlatılan herşeyi bir anda alt üst ediyor. Biz bir yalanı mi okuduk diye düşünüyorum. Yazar hangi mantıkla olayları buraya bağladı bilmiyorum ama birçok senaryo aklımda. Bu yüzden de ikinci kitabı merak ediyorum. Kitabı son sayfalarına kadar bir solukta okudum. Kurgulanan evreni sevdim. Deniz üzerinde ağaçlarda ki evlerinde yaşayan halk fikrine de bayıldım. Fakat üzerine düşündükçe buram buram klişe koktuğunu anlıyorsunuz. Klişelere karşı değilim. Bu türde çok okuduysanız artık bu kaçınılmaz. Güzel yazılmış o ayrı bir konu. Çok akıcı bu da yadsınamaz. Fakat kitabın kapağını kapadığınızda havada kalan çok şey var. Ve o sonda ki olay.
Metal BükücüRachel Schneider · Juno Kitap · 202650 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·864 syf.··
2026 41. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 04:06
Albastı Gecesi kitap incelemesi. Bu kitap bana bir kez daha gösterdi ki; bizim mitolojimiz doğru anlatıldığında hiçbir yabancı evrene ihtiyaç duymaz. Türk mitolojisinin karanlık yüzünden çıkan Albastı, kamlar, kut anlayışı, Kök Dağ ve gök yeleli kurt gibi unsurlar; hikâyenin içinde son derece doğal bir şekilde yer buluyor. Bu yüzden okurken yalnızca bir korku-fantastik roman okumuyorsunuz. Aynı zamanda Türklerin kadim inanç dünyasına da kısa bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Okurken yabancı bir fantastik evrende değil, kendi kültürümüzün hafızasında dolaşıyormuş gibi hissettim. Özellikle Albastı’nın yalnızca bir yaratık değil; bereketi kurutan, doğumu tehdit eden ve umuda musallat olan bir karanlık olarak işlenmesi oldukça etkileyiciydi. Türk mitolojisine ilgi duyuyorsanız Albastı Gecesi’ne kesinlikle göz atabilirsiniz. Türk mitolojisini sevenler ve yerli fantastik eserler okumak isteyenler için güzel bir başlangıç olabilir. Bu kitapla birlikte başlayan “Uğursuz Rivayetler” serisinin diğer eserlerini de merak etmeye başladım.
Uğursuz Rivayetler (10 Kitap Takım)Kolektif · Ötüken Neşriyat · 20262 okunma
10/10
·83 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Bir gemide; dünyanın en büyük satranç ustası Mirko Czentovic ile gizemli ve ürkek bir yabancı olan Dr. B.’nin karşılaşması üzerinden 'takıntı' ve 'özgürlük' gibi kavramları, hiç beklemediğimiz olağanüstü bir hikâye ile bizlere aktarıyor. Bu iki kişinin mücadelesi için satranç oyununun seçilmesi mükemmel ötesi. Hangi şartlar altında olursa olsun, özgürlüğü alınmış bir kişi insanlığını ve aklını kaybeder. Naziler tarafından tutsak olan Dr. B, akıl sağlığını korumak için daha önce oynanmış satranç oyunlarını içeren bir kitap ile hayata tutunmaya çalışıyor. Yıllar sonra kendini istemeden de olsa dünyanın en iyisi Mirko Czentovic ile satranç oynarken bulur; bu, geçmişine uzanan bir kapıyı açar. Mirko Czentovic; duygudan ve ruhtan yoksun, sadece kazanmak için oynayan, bunun dışında olan hiçbir şeyi umursamayan bir kişidir. Daha fazla detaya girmek istemiyorum. Sürekli düşmeyen temposu ile bir seferde okunacak, kitap okumayı sevdirecek bir eser.
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,3bin okunma
Puan vermedi
Bazen bir hikaye sadece bir efsaneyi anlatmaz. İnsanların yıllardır korkuyla anlattığı bir varlığın ardında bıraktığı acıları,nesiller boyunca devam eden korkuları ve geçmişin hiçbir zaman tamamen geride kalmadığını anlatır. Albastı Gecesi – Hasan Erimez Kitap daha ilk sayfalarda okuyucuyu oldukça sert bir olayla karşılıyor.Hamile bir kadının korkunç ölümüyle başlayan hikaye yıllardır sadece bir efsane olarak anlatılan Albastı'nın yeniden hatırlanmasına neden oluyor.O andan itibaren obanın üzerine çöken korku hiç eksilmiyor. Aradan yıllar geçmesine rağmen yaşananların etkisi kaybolmuyor.İnsanlar hayatlarına devam etmeye çalışırken geçmişte yaşanan olaylar yeniden gün yüzüne çıkmaya başlıyor.Özellikle yeni bir doğumun yaklaşmasıyla birlikte eski korkular tekrar ortaya çıkıyor ve herkes yıllardır unutulduğunu düşündüğü olaylarla yeniden yüzleşmek zorunda kalıyor. Hikaye ilerledikçe yalnızca Albastı'nın peşinde bıraktığı korkuyu değil insanların kayıplarla nasıl yaşadığını, sevdiklerini korumak için neleri göze alabildiğini ve geçmişten kaçmanın her zaman mümkün olmadığını da görüyoruz.Ortaya çıkan her yeni gerçek yaşananların sanıldığından çok daha büyük olduğunu gösteriyor. Daha önce yazarımızın Destanlar serisini okuduğum için kitaba başlarken beklentim yüksekti.Açıkçası bu kitapta da Türk mitolojisini hikayenin içine başarılı bir şekilde yerleştirdiğini düşünüyorum.Albastı efsanesi,Umay Ana,kamlar,kut inancı ve eski Türk inanışları hikayeye farklı bir atmosfer katmış.Gerilim unsurlarıyla birleşince ortaya sürükleyici bir hikaye çıkmış. Hazırsanız... Bir ölümle başlayan,yıllar boyunca unutulmayan korkuların ve geçmişten gelen karanlığın hikayesine yaklaşabiliriz... Çünkü bazen insanı en çok korkutan şey bir efsane değildir...Onun gerçekten var olabileceği
Uğursuz Rivayetler (10 Kitap Takım)Kolektif · Ötüken Neşriyat · 20262 okunma
ÖZETLENMİŞ İNCELEME
Puan vermedi·128 syf.·
2026 15. kitabı
ÖZETLENMİŞ İNCELEME Vitruvius’un Gölgesinde Kalan Kadın: Ralph Fox’un “Roman ve Halk”ında Eril Evrensellik ve Edebiyatta Kadının Yokluğu Özet Ralph Fox’un “Roman ve Halk” (1937) eseri, Marksist edebiyat eleştirisi içinde, kapitalist yabancılaşmaya karşı “Bütünlüklü İnsan” (The Whole Man) idealini öne çıkaran temel bir metindir. Ancak, Fox’un bu ideali inşa ederken temel referansı olan Rönesans hümanizmi ve onun simgesi “Vitruvius Adamı”, görünüşte evrensel, özünde ise derin bir şekilde eril (masculine) bir özne tasarımıdır. Bu makale, Fox’un “epik kahraman” ve “Bütünlüklü İnsan” arayışını, Vitruviusçu bir erkeklik kurgusu olarak feminist bir perspektiften eleştirmeyi amaçlamaktadır. Argümanımız, Fox’un evrensel olduğunu varsaydığı “İnsan” kategorisinin, aslında Batılı, erkek ve burjuva bir özneyi merkeze alarak, kadını bu evrensellik anlatısının dışına ittiği veya onu ikincil, tamamlayıcı bir konuma hapsettiği üzerine kuruludur. Makale, öncelikle Vitruvius Adamı imgesinin tarihsel ve cinsiyetçi doğasını ortaya koyacak; ardından Fox’un bu imgeyi edebiyat teorisine nasıl aktardığını ve bunun “kahraman”, “yaratıcı deha” ve “tarihin öznesi” gibi kavramları nasıl eril bir şekilde kodladığını analiz edecektir. Son olarak, bu eril evrensellik iddiasının, edebiyat tarihi ve eleştirisinde kadın yazarların, karakterlerin ve deneyimlerinin sistematik olarak “yok sayılması”, marjinalleştirilmesi veya çarpıtılarak temsil edilmesiyle nasıl doğrudan bir ilişkisi olduğu, Virginia Woolf, Simone de Beauvoir ve Elaine Showalter gibi feminist teorisyenlerin çalışmalarına atıfla gösterilecektir. Fox’un kapitalizm eleştirisi değerli olmakla birlikte, önerdiği estetik ideal, ataerkil tahayyüllerle iç içe geçmiş olduğu için, kadının edebi ve tarihsel varlığına dair kapsayıcı ve
Roman ve HalkRalph Fox · Ayrıntı Yayınları · 201915 okunma