İSLAM’DA ÇOCUK CARİYELER
Hammad b. Seleme’nin bildirdiğine göre İyas b. Muaviye (ö. 122/740), kendisiyle cinsel ilişki kurulamayacak kadar küçük yaştaki (dolayısıyla hamile kalma riski olmayan, ergenlik öncesi) bir cariye satın alan adam hakkında şöyle demiştir: “İstibra’da (iddet bekleme süresinde) bulunmadan kendisiyle ilişkiye girmesinde bir sakınca yoktur.” (Kaynak: İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, Nikâh bölümü, Hadis No: 16919).
Kur’an-ı Kerim’de (Mü’minûn 5-6, Nisâ 24 ve benzeri âyetler) “sahip olunan cariyeler” ile cinsel ilişkinin meşru olduğu açıkça belirtilir. Bu uygulama, erken dönem İslam toplumunda savaş esirliği, ganimet paylaşımı ve köle ticaretiyle uyumlu bir sistemin parçasıydı. Fetihler sırasında binlerce kadın ve kız çocuğu esir alınmış, cariye olarak kullanılmıştı.
Bu rivayet, İslam’ın klasik fıkıh kaynaklarında çocuk yaştaki kızların bile “mal” statüsünde görüldüğünü ve cinsel kullanıma açık olduğunu belgeleyen örneklerden biridir.
Köle ticareti ve savaş esirliğine dayalı bu sistem, modern insan onuru ve hakları anlayışına temelden aykırıdır. Günümüzde IŞİD gibi radikal gruplar, bu eski metinleri harfiyen yorumlayarak “cariye” uygulamalarını gerekçelendirmiş ve bu da söz konusu hükümlerin güncelliği konusunda ciddi tehlikeleri gözler önüne sermiştir.
Not: İbn Ebi Şeybe, Buhari ve Müslim’in hadis hocasıdır.