Üç İstanbul… Mithat Cemal Kuntay’ın tek romanı olan Üç İstanbul, yazara adını altın harflerle yazdıran en önemli eseridir.
Spoiler vererek devam edeceğim incelememe, kitabın arka kapağındaki üç cümleyle devam etmek istiyorum; “Simsiyah ve 33 yıl sürmüş Abdülhamit Dönemi baskısıyla “İstibdat İstanbul’u!”… Özgürlük adına iktidara gelenlerin yönetimde olduğu ama Abdülhamit’e rahmet okutturan “Meşrutiyet İstanbul’u!”… Batan bir imparatorluğun bütün sefaleti ile ülkeyi işgal edenlere yaltaklanmada birinci olanların “İşgal İstanbul’u!”…
Roman, özet itibariyle Osmanlı Devleti’nin son yılları olan İstibdat, Meşrutiyet ve Mütakere(çöküş ve umutsuzluk) dönemini sosyal, siyasal ve ekonomik yönüyle, dönemin gerçekliğini bütün çıplaklığıyla dile getiriyor. İmparatorluk çöküşe giderken toplumda yaşayan insanların nasıl ahlaksızlaştığı, erdem adına hiçbir duygunun kalmadığını kitapla birlikte yaşıyorsunuz. Diğer bir ifadeyle ahlaksızlığın ve zulmün her tarafa sirayet etmesiyle İmparatorluğun çöküşe gittiğini ifade etmek daha doğru olur. Çünkü bir millet nasılsa öyle yönetilir. Yazar, daha çok toplumsal olayları dile getirdiği için insan ilişkilerindeki gerçeklikler bütün detaylarıyla önümüze seriliyor.
Üç İstanbul… Mithat Cemal, sadece İmparatorluğu değil, güçlü psikolojik imgeleriyle de insanların kişiliğini ustalıkla ele almıştır. Adnan karakteriyle 3 farklı insan mizacını bizlere gösteriyor. Başta fakirlikle mücadele ederken idealist ve onurlu olan Adnan, İttihat ve Terakki iktidara geldiğinde onlar vasıtasıyla zenginleşen, güç ve para kazanırken gurur ve ideallerinden taviz veren Adnan ve son olarak ülkeyi İstibdat döneminden daha hızlı şekilde çöküşe götüren İttihat ve Terakki tasfiye edilirken fakirleşen, yalnızlaşan ve içten içe çöküşe geçen Adnan…Yazar, bu 3 farklı