ADIN BURDA YASAKLIDIR
Adın burda yasaklıdır Ahımsın eyvahımsın Bu kalp sana saklıdır Şahımsın, sultanımsın Ateş beni yakarsa Külümden savrulansın Testi düşer dizine Suya adı yazılansın Güneş küserse bize Hep karanlıklardasın Romada Sezarım’sın Babilde mezarımsın Piramitler ötesinden Sen hep Mısırımdasın Aynaların sırrısın Benim sırlarımdasın Örümcekler ağ yapmış Gönül dağlarındasın Omuzlarımda yazıcı Meleklerin affısın Kendimle çelişirim Sevabım günahımsın Vaftizin şarabısın Rakıma şamamasın Siyah bir mum yakarım Sen o şamdanlardasın Sanki bi kaçıştasın Saki akşamlardasın Sahi başkasındasın Ve dahi burda varsın Okyanusta karada
Şiir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ömer Nasuhi Bilmen İsmet İstanbulî İsmet İstanbulî Yemeklerin evvelinde “Besmele-i şerife”yi okumalı, sonunda da “Elhamdülillah” demelidir. Büyük İslam İlmihali Ömer Nasuhi Bilmen İsmet İstanbulî İsmet İstanbulî Hadîs-i şerif: “ALLAH Teâlâ rüşvet alana da, rüşvet verene de, bunların arasında rüşvete vasıta olana da lanet buyursun.” Büyük İslam İlmihali Ömer Nasuhi Bilmen İsmet İstanbulî İsmet İstanbulî eğer fakir bir kimse, bir zaruret dolayısıyla bir malını böyle noksanına satıyorsa, onun zararına meydan vermemeli, o malı mümkün olduğu kadar değeriyle satın almalıdır. Bu, bir yardımlaşma, bir sadaka mahiyetinde olmuş olur. Büyük İslam İlmihali Ömer Nasuhi Bilmen İsmet İstanbulî İsmet İstanbulî
Din
Tarihin derinliklerinden gelen birisiyim. Mezopotamyada yazı ilk bulunduğunda.. İlk mısrayı ben yazmıştım. Göz yaşlarımdan yaptığım kil tabletlerine. Bir kartal uçtuğunda Süzülüşünü anlatmıştım Ve ben bir kartal yavrusu olmuştum. Karanlıkları inceden inceye delip Babilde asma bahçelerinde İlk hırsızlığı ben yaptım.. çalmıştım mavi gözlü bir güvercini.. sonra Zindana atıldım. Prangaların ağırlığı ile yürürken İlk türküyü ben okumuştum. Kanlı, hüzünlü, ve çığlık çığlığa. Bir ağıt mıydı bu? Yoksa aşkın mümkünlüğüne mi? Aşk mümkündü,, sen mümkün.. ve ancak özgürlük bu denki güzel olabilirdi.. Ağır ağır yürürken.. Serfiraz
Edebiyat
Sümer mitolojisinde "An" olarak bilinen gök tanrısı, zamanla Akadlarda "Anu", Babillilerde "Anum", Mısırlılarda "Atum", ardından "Amun" olarak anıldı.. Yunanlar ona "Uranüs" dedi.. Yahudilikte "Yahveh" adını aldı, İncil'de "Tanrı"ya dönüştü, Kur’an’da ise "Allah" olarak karşımıza çıktı.. Sümer tanrısı Ea, Akad inancında Enki oldu.. Mısır’da Horus, Yunan mitinde Zeus, İncil’de İsa olarak kimliğini aldı..Bu karakterlerin hepsi mucizevi doğmuş, kötülüğü yenmiş, ölmüş ve dirilmişti.. İnsanlara yol gösteren ve onları "kurtaran" figürlerdi.. Sümer'in bilge tanrısı Ningişzida, Babil’de Enmeduranki, Asur’da Nabu, Mısır’da Thot, Yunan’da Hermes, Tevrat’ta Hanok (Enoch) olarak yaşadı.. Kur’an’da da bu isim geçer.. Hepsi bilginin taşıyıcısı, sırların koruyucusuydu.. Tanrılarla insanlar arasında aracıydılar.. Kadim Sümer tanrıçası Nammu ise Mısır’da yeniden doğdu..Yunanlarda Gaia, İncil’de ise mucizevi şekilde çocuk doğuran Meryem oldu.. Her bir figür, kötülüğe karşı doğan "kutsal bir oğul"un annesiydi.. Tıpkı Sara' nın mucizevi şekilde İshak’ı doğurması gibi.. Sümer’in şeytani figürü Zu, Akad’da insanlığı yok etmek isteyen Enlil oldu.. Daha sonra veba getiren, yeraltı dünyasının efendisi Nergal'e dönüştü.. Mısır’da bu figür Set adını aldı.. Zamanla Yunan mitinde babasını deviren Kronos, sonra onu Tartarus’a hapseden Zeus, ardından cehennemin hakimi olan Şeytan figürüne evrildi.. Her anlatıda sonunda "ışığın oğlu" tarafından alt edileceği söylendi.. Özetlemek gerekirse brahimî dinler, Sümer ve Babil mitlerinin uyarlanmasıyla yazıya döküldü.. Bu mitler aynı karakterleri farklı kılıklarda önümüze koydu. Hikâyeler aynıydı ama isimler değişti.. Binlerce yıl boyunca anlatılan bu “ortak masallar” sadece tesadüf olabilir mi?..Tüm dinlerin ortak temaları, ortak karakterleri, ortak
1000Kitap