• Evvelden bade-i aşk ile mestiz
    Yerimiz meyhane mescit gerekmez
    Saki-i kevserden kandık elestiz
    Kuran-ı natık var samit gerekmez
    Cennet irfan imiş remzini bildik
    Bai bismillahtan dersimiz aldık
    Cemal-i dilberi aşikar gördük
    Cennetteki huri gilman gerekmez
    Gelmişiz cananın asitanına
    Sıtkıyla sarıldık dost damenine
    Canla baş koymuşuz aşk meydanına
    Hayvan kesmek gibi kurban gerekmez
    Bize lazım değil müftü fetvası
    Ehli aşk olanın var aşinası
    Ademi hor görüp olmayız asi
    Secdeden ar eden şeytan gerekmez
    Biliriz abdesti savmı salatı
    Kelime-i şahadet haca zekatı
    Taklit ile olmaz hak farziyatı
    Riya ile olan iman gerekmez
    Biliriz mevlayı vicdanımızda
    Allah aşikardır seyranımızda
    Kuş dili okunur irfanımızda
    Arabi Farisi lisan gerekmez
    Yürekte gizlidir bizim derdimiz
    Taklide bağlanmaz hiçbir ferdimiz
    Nefsimiz iledir daim harbimiz
    Cahil-ü nadanla kavga gerekmez
    İbreti nadanla etme ülfeti
    Anlamak istersen ilm-i hikmeti
    Dost kapısın bekle eyle hizmeti
    Aşktan başka din ve iman gerekmez
    Aşık İbreti
  • Harika-i sevdan yek ateş-i bahar imiş
    (Aşk ateşin bir kırmızı gül imiş)

    Ben gibi sevdazedeye ateş-i ter imiş
    (Benim gibi aşığa/sevdalıya kırmızı şarap imiş)

    Amma bu kalb-i fasık içün bâde haram imiş
    (Ama bu günahkar insanın kalbi için şarap haram imiş)

    Bu aşığın ahiri ateş-i ter'in odunda ihtirak etmek imiş
    (Bu aşığın sonu kırmızı şarabın aşk ateşinde yanıp kül olmak imiş)
  • Âşıkam meftûn-u cânân olmayan bilmez beni

    Hançer-i aşk ile kurbân olmayan bilmez beni

    Anlamaz ahvalimi her sûfî-meşreb müddeî

    Bâde-nûş-i bezm-i irfân olmayan bilmez beni


    Halk-ı ʿâlem şekker-i laʿl-i lebinden kâm-yâb

    Kalmışam bi-behre ben ancak esr-i tef ü tâb

    Mürg-i cânım Hâmiâsâ oldı firkatle kebâb

    Hasret ü sûz ile biryan olmayan bilmez beni



    Arturup sevdâ ser-i pür-şûra her dem zülf-i yâr

    İtdiren hep ʿaşk-ı dil-berdir bana terk-i diyâr

    Ehl-i derdem sırrımı nâ-dâna itmem âşikâr

    Hikmet-i ʿaşk içre Lokmân olmayan bilmez beni


    Mâʾilem bir şûha cevr eyler ben itdikce niyâz

    Rahm idüp bir dem dil-i bimâra olmaz çare-sâz

    Öyle zâr itmiş beni ol Yûsuf-ı iklim-i nâz

    Hicr ile Yaʿkûb-ı Kenʿân olmayan bilmez beni
  • Sanman bizi kim şîre-i engûr ile mestiz
    Biz ehli harâbâtdanız mest-i Elest’iz

    [Bizi üzüm suyu ile sarhoş oldu sanmayın..
    Biz meyhane sakinleriyiz (ama) Elest(ü birabbikum?) bezminin sarhoşlarıyız..]

    Ter-dâmen olanlar bizi âlûde sanır lîk
    Bizi mâil-i bûs-ı leb-i câm ü kef-i destiz

    [Etekleri bulaşmış olanlar bizi de bulaşmış sanırlar ama..
    Biz yalnızca (aşk) kadehinin dudağını ve elin ayasını öpmeğe düşkünüz..]

    Sadrın gözedüp neyliyelim bezm-i cihânın
    Pây-ı hum-ı meydir yerimiz bâde-perestiz

    [Bu dünya toplantısında başköşeyi gözleyip te ne yapalım!?
    Biz şaraba taparız.. Yerimiz meyhanedeki şarap küpünün dibidir..]

    Mâil değiliz kimsenin âzârına ammâ
    Hâtır-şiken-i zâhid-i peymane-şikestiz

    [Biz kimseyi incitme, gönlünü kırma niyetinde değiliz, ama..
    (Aşk) kadehi(ni) kıran ham sofunun, hatırını kırarız..]

    Erbâb-ı garaz bizden irâğ olduğu yeğdir
    Düşmez yere zîrâ okumuz sâhib-i şastız

    [Garaz sahiplerinin bizden uzak olması iyidir..
    Çünkü biz şast sahibiyiz, okumuz yere düşmez..]

    Bu âlem-i fânîde ne mîr ü ne gedâyız
    Âlâlara âlâlanırız pest ile pestiz

    [Bu fani dünyada ne efendi ne de köleyiz..
    Büyüklenenlere büyüklenir, alçak gönüllülerle alçak gönüllü oluruz..]

    Hem-kâse-i erbâb-ı diliz arbedemiz yok
    Meyhânedeyiz gerçi velî aşk ile mestiz

    [Gönül ehliyle kadeh arkadaşıyız.. Kimseyle kavgamız yok..
    Her ne kadar meyhanedeysek de (ilahî) aşk ile sarhoşuz..]

    Biz mest-i mey-i meygede-i âlem-i cânız
    Ser-halka-i cem’iyyet-i peymâne-keşânız

    [Biz canlar aleminin şarabıyla sarhoş olmuşuz..
    Kadeh çekenler topluluğunun dizildiği halkanın başında bulunuruz..]

    Bağdatlı Ruhî