10/10
·181 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2025 21:50
Sanki gerçekten uzman bir psikiyatrist ile birebir görüşüyormuş gibi hissettim kendimi. O kadar çok tahliller yaptım o kadar çok derin düşüncelere daldım ki… Türk psikiyatrist Engin Geçtan okuduğum ilk kitabı Hayat ile gönlüme taht kurdu. 1932 yılında doğduğunu görünce “Aaaa bayağı yaşlıymış.” dememle ardından 2018 yılında vefat ettiğini görünce daha üzgünüm bir “Aaaa” ile “vefat etmiş” demem bir oldu. O kadar piskoloji okuyup nasıl Engin Geçtan ile bu kadar geç tanıştım anlam veremedim ama olsun. Belki bu dönemde kendisini okumuş olmam bana daha çok şey kazandıracaktı. Kitabın başında günümüzde varlığını sürdürmekte olan neden-sonuç ilişkisine dayalı düşünce tarzının ne yazık ki anlatılanı anlatıldığı gibi anlamaktan yoksun kılmasına değinilmiş. Bu benim kendi hayatımda kendimle alakalı da sıkça yaşadığım bir sorun. Sürekli anlatılanlarda kesinlikle bir kişisel neden ve yine bununla beraber kişisel bir sonuç çıkarıyorum. Bu da karşı tarafı anlamamı zorlaştırıyor. Bunu bazen de karşıdaki kişi yapıyor. İlerleyen kısımlarda ise “Acaba gölgemle barışık mıyım? Barışık değilsem bu nerede patladı ya da daha sonra mı patlayacak? Gölgemle barışıksam bunu nereden anlarım? Kendisiyle barışık olmayan biri gölgesiyle barışık olabilir mi? Peki insan kendisiyle barışık olup olmadığını nereden anlar?” bunları sorgulamaya başlamışım. Beğenilme kaygısının bireyleri “sevilebilmeye” itmesinden bahsedilmiş. Bu da yine çağımızın kronik rahatsızlığı diyebiliriz. Herkes kimin ne düşüneceğini kendi düşüncelerinden daha çok önemser oldu. Çoğu kişi istediği için istediği şeyi yapmıyor. Hobilerini bile dayatılanlar arasından seçiyor. Bugün voleybol oynamak dayatıldıysa kimse badminton oynamayı düşünmüyor. Düşünse dahi bunun popüler olmaması onu alaşağı edebileceği için dile getirmiyor.
HayatEngin Geçtan · Metis Yayınları · 20236,1bin okunma
Hayat kafanızda oynadığınız bir badminton maçına benzer…
Puan vermedi
İvan İlyiç’in Ölümü, Tolstoy tarafından kaleme alınmış. İvan adında bir hukukçunun hayatını anlatıyor. İvan’ın genel olarak hukuk branşında başarılı mesleğine ve kariyerine aşık bir adam olduğunu görüyoruz. İnsanlar tarafından kabul görmüş belli bir saygınlığa ulaşmış İvan evlenmeye karar verince hayatı aynı şartlarda devam etmiyor. Evlenince başlayan geçim sıkıntıları, hayat zorlukları, karısının tavırları İvan’ı fazlasıyla hırpalıyor ve yoruyor. Fakat İvan mesleğiyle bütünleşmiş bir karakter dolayısıyla evinde yaşadığı sorunları mesleğine olan düşkünlüğüyle kendi çapında yok ediyor ve bu şekilde yaşamına devam ediyor. Karakterimiz kariyerinde daha üst bir klasmana çıkmak için farklı bir kente tayinini istiyor ve orada boşalacak bir mevkiyi kovalamaya başlıyor. Hedefine ulaşan İvan kendisine ikinci bir hedef belirliyor. Yeni kentinde tuttuğu evi baştan aşağıya dekore edecek ve ailesine sürpriz yapacaktı. Sonunda bu işinden üstesinden geldi ve ailesine büyük bir sürpriz yaşattı. Fakat İvan daha sonradan evin başına gelen birtakım yıpranmalardan ve eskimelerden rahatsız olup kafasına fazlasıyla takmaya başladı. Tam bu sıralarda İvan’ın bağırsağında öngörülemeyen bir hastalık patlak verdi. İvan her ne kadar kentin en iyi doktorlarına gitse de hastalığından bir cevap alamıyordu ve bu durum onu daha kötü yapıyor ve sinirlendiriyordu. Hastalığı iyice ilerleyen karakterimiz kafasında sürekli ölümü kuruyor iyileşip iyileşmeyeceğini tartıyordu. Bir taraftan da kendisi bu durumdayken herkesin gündelik yaşantısına devam etmesi onu rahatsız ediyordu. Artık karısı dahil herkes ona yalancı ve ikiyüzlü gözükmeye başladı. En sonunda kendisinin de yakın zamanda beklediği mutlak son ölüm geldi. Yaşadığı bunca acıyla beraber hastalığı boyunca korktuğu ölüm, bu esnada ona tüm bu
İvan İlyiç’in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201961,2bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
6/10
·432 syf.··
2023 7. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2023 03:10
Sürpriz yumurta gibi bir kitaptı. Kapağına bakıp "Ay ne kadar tatlıışş, bol bol aşk okuyacağım." diyen bir kitapken konu bir anda cinayete döndüğünde "Noluyor?" dedim. Başka bir kitabın kapağını, başka bir kitabın içeriğine yanlışlıkla mı bastılar acaba diye düşünmedim değil. Anlayacağınız sağ gösterip sol vurdu, beklemediğim bir anda beklemediğim bir olay örgüsüne girerken buldum kendimi. Tenny evlenmelerine sadece bir kaç hafta kalan nişanlısı Bing'i 2 tane kadınla çırılçıplak bir şekilde evlerinin bahçesinde badminton oynarken yakalar. Haneye tecavüz, şeftali ile adam yaralama suçundan 6 ay eyalet dışına çıkamama ve göz hapsi cezasına çarptırılır. Bu olaydan 2 gün sonra Bing cinayete kurban gider ve tek şüpheli kadın karakterimiz Tenny'dir. Malesef katili tahmin ettim. Ya ben dikkat ederek okudum (çünkü ben genel de katili tahmin edemem, hep yanılırım) ya da ipuçları bariz ortadaydı. Bilemiyorum. Ama ben ilkini tercih ediyorum ki bu benim sivri zekalı olduğumu gösterir ve kendimi pohpohlamak istiyorum. Sonu gereksizdi ama yazar kitabı devam ettirmek istemiş. Olay bu kitapta son bulup yeni olaylara kapı açacak bir son yazıldığı ve bende ikinci kitap olmadığı için ve bu pahalılıkta o kadar da aşırı merak etmediğim bir seri devam kitabına para vermek istemeyişimden seri ile işim bitmiştir. Kötü değil iyi de değil ama daha iyi kitaplar varken kitaplığınız da olmadığı sürece gidip alıp okumaya kalkmayın.
1000Kitap
Aşk Adında HayatMichael Lee West · Arkadya Yayınları · 2013546 okunma
9/10
·32 syf.··
Beğendi
·
2022 214. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2022 19:18
Nasrettin Hocamız, bizim en kıymetli en nükteden en hazırcevap hocalarımızdan. Onun masalları, öyküleri, nükteleri derken pek çok şeyiyle büyüdük. Mustafa Delioğlu’nun resimleriyle süslenmiş bu kısa Rıfat Ilgaz öyküleri ise tadından yenmez. Adeta çocukça, çocuklara özel yapmışlar gibi. Belki de öyledir zaten bilemeyiz. Önce bir ‘Gülüt’ tanımı karşılıyor bizleri. Çünkü bu kısa yazılara ‘Fıkra’ demek olmazmış. Neden olmayacağını tek tek açıklamışlar bizlere. Günlük gazete yazılarından yasaların içinde sayılarla ayrılmış kısımlardan belkemiği omuruna kadar pek çok yere verilen bir tanımmış. Bunların hiçbirinin birbiriyle alakası olmadığı için bu yazılarla da alakalandıramayıp bunun yerine çok daha hoş, akılda kalıcı bir kelime türetmiş bizimkiler. Bir paragraf da beğenmeyen olursa diye açalım: Badminton için Tüytop, Billboard için Duyurumluk, Diyalektik için Eytişim, Duayen için Aksakal, Gurme için Tatbilir ve benzeri açıkçası komik ve saçma gelen pek çok tanım yanında bu kadar uygun tanım bulunması bence övülecek bir durum. Sonuç olarak doğumundan önce ve ölümünden sonra bile yaşayan dünyadaki tek insan Nasrettin Hocamızın bu özlü öyküleri oldukça dikkate şayan ve önem derecesi yüksek yazılardan oluşur. Bizde eğlenerek ama alttaki mesajları da mümkün olduğunca alarak okuyacağız. İçinde pek çok hikâye var ve bunların görsellerle desteklenmesi de çok eğlenceli olmuş. Çocuğu olan, çocuklarla alakalı akademik veya toplumsal görev veya işlerde çalışanlara kesinlikle tavsiye edeceğim, çok kısa oluşu neticesinde de çabucak göz atabileceğiniz bir eser olduğunu düşünüyorum. Hepimize keyifli okumalar dilerim..
Nasrettin Hoca GülütlerAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 201658 okunma
Saçmalık
Puan vermedi·400 syf.··
2021 11. kitabı
·
93 günde okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2021 22:53
"Hoşça kal Gilberte, ben gidiyorum, unutma, bu akşam yemekten sonra sana geliyoruz." Yanımdan geçip giden bu Gilberte ismi, hakkında konuşulan biri gibi onu adlandırmakla kalmayıp doğrudan kendisine seslendiği için, ait olduğu kişinin varlığını daha da canlı kılıyordu; yanımdan, adeta hareket halinde, havada çizdiği eğri sayesinde ve hedefe yaklaştıkça artan bir güçle geçti; yöneldiği kişiye ilişkin, benim değil, ona seslenen arkadaşının sahip olduğu bütün bilgileri, kavramları da yanında taşıdığını hissediyordum; arkadaşının onu telaffuz ederken hatırladığı, en azından hafızasında saklı bulunan, ikisinin gündelik yakınlıklarına, birbirlerinin evine gidiş gelişlerine ilişkin her şeyi, bu talihli kızın bir haykırışla havaya atıverdiği, benim değdiğim ama içine giremediğim, bu kız için son derece tanıdık ve rahat olduğundan bana iyice ulaşılmaz gelen ve acı veren bütün o bilinmezliği beraberinde taşıyordu; Mile Swann'ın hayatının görünmez birkaç noktasına değerek, önümüzdeki gecenin, akşam yemeği sonrasında onun evinde geçecek saatlerine ustalıkla dokunarak açığa çıkardığı rayihayı, içinden geçtiği havada dolaştırıyordu; çocukların ve hizmetçilerin ortasında ilahi bir yolcuyu andıran, Poussin'in güzel bir bahçesinin üstünde dolaşıp, atlarla, arabalarla dolu bir opera bulutu gibi tanrıların hayatından bir görüntüyü bütün ayrıntılarıyla yansıtan yuvarlak bulutlara benzer, zarif renkli, küçük bir bulut oluşturuyordu ve nihayet, kırpık otların üzerine, aynı anda hem kurumuş bir çimenlik, hem de (mavi sorguçlu bir mürebbiye kendisini çağırıncaya kadar oyununa devam eden) sarışın badminton oyuncusunun öğle sonrasında bir an olan belirli bir noktaya, siğil otu renginde, bir akis gibi elle tutulması imkânsız, harikulade İade bir şeridi, halı gibi serdi; ben bu şeridin üzerinde
Edebiyat
Swann'ların TarafıMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20255,3bin okunma
9/10
·64 syf.··
2020 273. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2020 14:59
Okyanusların derin yerleri gezegenimizde en az bilinen yerler. Deniz yüzeyinin kilometrelerce altı, yaşam için pek uygun koşullara sahip değil. Buraya hiç ışık ulaşmıyor. Besin çok az. Basınç çok yüksek. Üstelik volkanik bacalardan zehirli gazlar çıkıyor. Her şeye karşın bu bölgede birbirinden ilginç canlılar yaşıyor. Bize ilginç gelmelerinin temel nedeni de yaşadıkları bu olağanüstü koşullara uyum sağlamış olmaları. Örneğin burada yaşayan balıkların çoğu iri gözlere, büyük çenelere, sivri ve uzun dişlere sahip. Bazılarının karanlıkta ışık yayan organları var. Bunların bir kısmını araştırma denizaltılarının ve görüntüleme cihazlarının yardımıyla keşfetmiş durumdayız. Denizlerin derinliklerinde başka neler var merak ediyor musunuz? Derginizin sayfalarında başka konuları da bulacaksınız. Öncelikle size Ankara’yı tanıtan bir yazı ve bu yazıdan yola çıkarak yaşadığınız kentle ilgili etkinlikler içeren bir kitapçık hazırladık. Koku, bir başka konumuz. Bu konuyla bağlantılı olarak da ‘‘Hayvanların Burunları ve Burun Benzeri Yapıları’’ kartlarımız var. ‘‘Astronotların Günlük Yaşamı’’ ve ‘‘Badminton Oynamaya Var mısınız?’’ da diğer konularımız. Editör Alp Akoğlu
1000Kitap
Bilim Çocuk - Sayı 262 (Ekim 2019)Bilim Çocuk Dergisi · Tübitak Yayınları · 201914 okunma