Kendi içini okumaya çalışıp, bazen kaçan, bazen kalan; yarım bıraktıklarıyla bitirdikleri arasında dönüp duran, kalsa da gitse de hep yolda olan bir insan.
Akhilleus’un sözlerinde saklanmış bir akrebin iğnesini
çıkarmasını beklemekten vazgeçtim. Akhilleus gerçekten kastettiği şeyleri
söylüyor, karşısındaki öyle yapmazsa da şaşırıyordu. Bazıları bunu
budalalıkla karıştırabilir. Oysa her zaman yürekten gelen şeyleri söylemek
de bir tür deha değil midir?