Bırak ey bîçare feryadı, beladan kıl tevekkül.
Zira feryat bela-ender, hata-ender beladır bil.
Cihan dolu bela başında varken ne bağırırsın küçük bir beladan, gel tevekkül kıl!
Tevekkül ile bela yüzünde gül, tâ o da gülsün.
O güldükçe küçülür, eder tebeddül...
İlya ilyiç karakteri ve yaşadığı oblomovluk hemen hemen herkesin bir döneminde yer almıştır diye düşünüyorum . Okudukça yaşanmışlıklar, zaman kavramı, anılar ,hatalar, ruh hali vb. birçok şey gözümüzde canlanabiliyor. Akıcı bir dile sahip çok fazla olay örgüsünün yer almadığı bir kitap.
….
-Ne günah işledin? İyi yüreklisin, zekisin, duygulusun, soylusun. Ama gene de eriyip gidiyorsun. Seni için için yiyen nedir? Bu hastalığın bir adı yok mu?
Oblomov zor işitir bir sesle:
-Oblomovluk, diye mırıldandı. (syf 466)
( “Oblomovluk; bilinçli bir tembellik halidir. Buna uyuşukluk değil, aksine fazla uyanıklık da diyebiliriz. insanın sonunu gördüğü yolda ilerlemek istememesinin getirdiği bir tükenmişlik ve kendini gerçekleştirememe halidir.” #Alıntı)