Selma

Selma
@baliklifil
İzmir
298 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
Uyanan zihnimin içinde, çok derinlerde kıvranan bir acı vardı, nereden geldiğini bilmediğim, varlığıma yapışık birşey.
Sayfa 55 - Ada Yay. 1. Baskı 1985
Edebiyat
Selma
metne sadık kalıp bir şeyi bitişik yazdığım için çok üzgünüm :()
Reklam
Belâ okuyarak intizar etmemizi niçin bize yakıştırmazdı büyüklerimiz? Çünkü serhaddini iman dolu göğsü ile çizen milletin kendi hudutları içinde billurlaştırdığı bir hayatı vardı. Gayr-i müslim âlemde "Noblesse oblige" (Soyluluk icbar eder) ifadesiyle canlanan umde Türk milletinin her ferdini ihata ediyordu. Mü'minin intizarına Allah canibinden bir cevap doğarsa birilerinin başına geleceklerden memnuniyet duymazdık büyük küçük biz Türkler. Yaptığımız her şey eksiksiz ve fazlasız Allah rızasını celp edecek kıratta olmalıydı. Birçok felâkete uğradık. Uğradıklarımızın tamamına sebep olan şey mü'minin intizarını suiistimal eden münafığın eseridir.
Sayfa 94 - TİYO, 3. Baskı, Kasım '19
Selma
http://1000kitap.com/gonderi/64223645
Puan vermedi·431 syf.·
2020 4. kitabı
Hüsn ü Aşk'ın bahsini zaman zaman bazı yerlerde görüyor; ama boyumu fazlaca aşacağını düşündüğüm bir eser olduğu için okumaya yanaşamıyordum. Ama sonra denk geldik bu kitapla bir vesileyle. Bir şekilde okurum deyip aldım o gün. Aylar sonra da, koronavirüs salgınından dolayı eve kapanmışken, sırasıdır şimdi dedim, otur masa başına, oku bakalım. Bu incelemede yazacaklarım elbette sınırlı bakış açımdan görebildiklerim itibariyledir; bu kitap okuduğum ilk divan edebiyatı eseri olmasının yanı sıra, bu eseri hakkıyla okuyabilecek düzeyde bir dil bilgisine de sahip olmadığımı da ekleyeyim. Bu incelemeyi daha çok günümüz Türkçesine hapsolmuş çağdaş bir okurun bu "aşk" hikâyesine bakışı olarak düşünün. Öncelikle bu kitabı yukarıdaki tariflere uygun bir insan nasıl okumalı öyle başlayalım. Elbette, eğer mümkünse, eser hakkında bir ön araştırma yapmak faydalı olacaktır. İş Bankası Kültür Yayınları'ndan çıkan baskısında Abdülbaki Gölpınarlı'nın kapsamlı bir önsözü var; ama önsözdeki çoğu husus divan edebiyatı hakkında kapsamlı bir bilgi birikimine sahip olanlara hitap edecek düzeyde. Yine de bu önsözde eserin yazıldığı zamandaki şartlara ilişkin anlaşılır bilgiler de verilmiş. Bununla beraber önsözde veya yapacağınız araştırmada olay örgüsünü öğreneceğim diye çekinmeyin; zira bu eserin olay örgüsünü bilmenin zarardan çok faydası dokunacak. Eseri okumaya gelince... Öncelikle ben günümüz Türkçesi ile okuyayım sadece bana yeter gibi düşünmeyin. Her ne kadar tamamıyla idrak ettiğimi iddia edemesem de, asıl metindeki güzel söyleyiş ve kelime oyunlarından bihaber okuyuş çok yavan kalabilir. Dilin büyüsü diye bir şey varsa, Hüsn ü Aşk'ta bunu açık bir şekilde görmeniz mümkün. Bir tavsiye olarak, o güzel ahengi hissedebilmek için, 5'erli gruplara ayrılmış beyitleri tek tek okuyup
Edebiyat
Hüsn ü AşkŞeyh Galip · İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,677 okunma
Selma
merhaba, öncelikle bu yol gösteren incelemeniz için teşekkür ederim, asıl metin ve çeviri metinin birlikteliğinden bahsettiğiniz kısmı görünce kayıtsız kalamadım; Ötüken yay. 2002 basım Muhammet Nur Doğan'ın Hüsn ü Aşk çalışması mevcut bende. Kitapta asıl metin ve nesre çeviri karşılıklı sayfalarda yer almakta, açıklamalar ve notlar da bulunmakta. Henüz okumadığımı belirtmek isterim ama önsözü incelediğimde "Gölpınarlı, Hüsn ü Aşk'ın metnini birkaç küçük okuma ve değerlendirme hatası dışında mükemmel bir şekilde yeni harflere aktarmış; ancak, nesre çeviride çok fazla sayıda büyüklü küçüklü hataya düşmekten kurtulamamıştır. Hocanın, 'izahı icab eden beyitlerin doğru anlaşılması' adına kitabın sonuna koyduğu 'Açıklama' bölümü de, büyük çoğunluğu itibariyle, metinle özel bağlantısı kurulamamış ansiklopedik bilgilerin toplamından ibarettir." yazısıyla karşılaştım. Ayrıca M. Nur Doğan yine bu önsözde Ahmet Cevat'ın, Vasfi M. Kocatürk'ün, Orhan Okay - Hüseyin Ayan'ın çevirilerine de değinmiş ve yanlışlarla dolu olduğunu ifade etmiş. Hâl böyleyken sanıyorum ki bahsettiğim çalışma okumak isteyenler için daha doğru olabilir.
Puan vermedi·248 syf.·
2020 13. kitabı
Ne söylersek söyleyelim eksik kalacak, biliyoruz. Bilmenin ötesinde bir şey de yok elde. Teslim olduk. Bırakalım da kalan eksiklerimiz anlatsın. Hisleri, beni, seni; olan şey her ne ise onu. Neden sen’den önce ben’i söyledim, neden öncelik benim? Böyle bir durumda bencil mi oluyorum yani? Bence de olmuyorum. Söyleyelim de klişe kurtarsın durumu: ben olmasam sen nasıl olacaksın ki. Seni varsayan benim, sen varsayılansın. Amma kafa mı açtım? Aşk olsun ama biz öyle bir insan mıyız? Gel gel iki sohbet edelim, söz kafa açmak yok. Ya o değil de Kireçburnu’nun Şimbillisi iyi kafa açardı ha… tamam sustum tamam. Bu öyküleri okudun mu sen? Okumadın mı? Hah, şaşardım okusan. Yani evet, okuma, zorunda değilsin tabii ama beni dinle lütfen. Sen şimdi şiir de sevmiyorsundur. Seviyor musun? E bak buna şaşırdım işte. Şiiri niye mi karıştırdım? Ben değil yazar karıştırmış. İlhamı şiirmiş. Günlük hayatın kalıntılarından arındıran bir sabuna benzetiyormuş şiiri, bundanmış yazmadan önce şiir okuması. Sahi, öykülerindeki şiirselliğin kaynağı bu mu acaba? Nereden mi vardım bu kanıya? “Hoyrat ellerde ezilen bir saksı fesleğen” benzetmesinden. Ben bu benzetmenin peşinden geldim Evvelotel’e. Nasıl mı? “Güneşi özledim sonra seni / Keşke gölgesine razı bir fesleğen olaydım” diyen kadının hüznünü anımsattı bana. Keşke Süslü Yenge de ilk sevgilisini aramak yerine Zembilli Göçmen’e söyleyebilseydi içinde ukde kalan o bir çift sözü. Doğru söylüyorsun, söyleseydi o zaman da öykü olmazdı. Dur yahu bitmedi diyeceklerim ne acelen var? Hem daha sana Umman’dan bahsetmedim. Aslında mesele Umman değil onun eski kocası ve eski kocasının kardeşi olan yeni kocası. Bunlar mı kim? İkinci öykünün karakterleri canım. Kaç öykü mü var? Ohoo çok var; öykü, öykü doğurmuş büyümüş kitap olmuş. Nasıl mı? Yazar,
Evvelotel - SaklıAyfer Tunç · Can Yayınları · 20191,533 okunma
Selma
open.spotify.com/episode/7fnpQzr...
Reklam