Belki de benden asıl istediği telaşa kapılmadan yavaş hareket etmemizdi, gerekirse, olaylar birbirimizin istediğinden daha hızlı gelişirse iki adım gerilememizdi.
masum sayılırım yazmak suçsa
hele ki bu yazdıklarım hep kırık şiir
turnalar yazmak oturup uzun uzun
ve bir ömrün tarifini yazmak bu kadar kısa
masum sayılırım sevmek suçsa
annem vardı birkaç hatıramda ve hepsi bu
masum sayılırım düş görmek suçsa
bedelini ödememe rağmen uyku haplarıyla
işte suç
ve işte ceza
yine aşık olurum biliyorum
masum sayılırım aşık olmak konusunda
hiçbir son mutlu olmadı
fakat yine de sondular
umutlu değilim, dikkatim dağınık
son durak
makinist çoktan indi
ve kırık kalpler çelik bir kutuya kondular
masum sayılırım suçsa delilik
bedelini ödememe rağmen
bil işte suç ve işte feza
ve atmosferden kurtulup kaçabilecegimiz bir delik
önümüzde bir bu kadar daha ömür varken üstelik
masum sayılırım yaşamak suçsa
selamımı alan harman kaldı
elime değen orman, çiçek soldular
“Yaşamla ölüm arasında bir kütüphane var,” dedi. “Bu kütüphanedeki raflar sonsuza kadar gider. Her kitap yaşamış olabileceğin başka bir hayatı yaşama şansını sunar sana. Farklı seçimler yapmış olsan, şu an nasıl bir hayatın olacağını görürsün… Pişmanlıklarını telafi etme şansın olsaydı, bazı konularda farklı davranır mıydın?”