KARANLIK KIZ
Anneliğe ve kadınlığa dair ne kadar yıkıcı bir sorumluluk olduğunu, insanı okurken derin derin düşündüren bir Elena Ferrante kitabı..
Toplumun kadına dayattığı kalıplara cinsiyetinizden bir an soyunarak bakıyorsunuz ve soruyorsunuz peki sen ne istiyorsun kadın? Aile kurumunun varlığına inceden inceye eleştiriliyor ve neden hep bu aile yapısı kadın üstünden kadın merkezli diye soruyorsunuz duygusal sondajlar çok başarılı işlenmiş. Annelik hakikaten kutsal mı? Her kadın bu olguyu tüm benliği ile benimsemek zorunda mı? Veyahut bunu taşıyabilir mi? Kitapta Leda ikinci gebeliğinden bahsederken ‘’içimde, büyüyen bir kan irin torbası’’ ifadesini kullanıyor,bu ifadeyi toplumun hiçbir kesiminden duyamazsınız toplumlar bu cümleyi kurmaya müsaade etmez ama neyse ki edebiyat var iyi ki var..
Leda ile o harika betimlenen sahilde bunun üstüne konuşsaydım eğer elini tutarak ona Sabahattin Ali’nin Kuyucaklı Yusuf’ adlı eserinden şu alıntıyı söyler yüreğine bir soğuk su serperdim ‘’fakat her şey geçer, her şey unutulur. Kendini bir felaketin içinde kaybetmenin bir manası yoktur. İnsan biraz da kalender olmalı’’ derdim …
Kitabın aynı isimde Maggıe Gylenhaal yönetmenliğinde 2021 yapımı bir filmi de var, Olivia Colman ‘ güçlü performansı ile oldukça başarılı, izlemeye değer..