5/10
·107 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
Balon. Ancak fazlasıyla şişirilmiş olması, hepten değersiz olduğu anlamına gelmiyor. Christopher Nolan gibi olay akışını kesip biçerek okuyucunun kafasını lüzumsuzca karıştırmaya çalışmak, bu karmaşadan bir derinlik biçmeye çalışmak ucuz bir numara. Daha önemlisi, bu orijinal bir fikir de değil. Kırmızı Pazartesi için çok büyük maharetmiş gibi dillendiregelinen bu akış, Nabokov tarafından nasıl ustaca kullanılmış: “Bir zamanlar, Almanya’nın Berlin kentinde Albinus adında bir adam yaşardı. Zengindi, saygındı, mutluydu; günün birinde gencecik bir metres uğruna karısını terketti; sevdi; sevilmedi; ve yaşamı felâketle son buldu. Öykünün hepsi bu kadar. Biz de hiç üstünde durmayabilirdik, eğer anlatmaktan keyif alıp kâr elde edebileceğimizi bilmeseydik.” Kitabın öne çıkan bu yanı kenara bırakılacak olursa, gerçekten kıymetli olan yanı keşfedilecektir: Toplumsal gözlem. Kırmızı Pazartesi’nin bence en büyük numarası budur; Latin Amerika gibi hayat doludur, canlıdır, kıpır kıpırdır ve gerçektir. Ancak bunun dışında bir güzellik bulmak zordur.
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,4bin okunma
Olmaktan korktuğum kişiyim; Anneannem.
3/10
·320 syf.··
2026 11. kitabı
·
44 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 14:43
Ben artık iflah olmaz bir komplo teoricisi, bir numaralı Batı düşmanı olmuşum; yani anneannem. Yaş almak, sen nelere kadirsin! Düşünüyorum da gençliğin verdiği o toyluk, o cahillikle bu kitabı birkaç yıl önce okumuş olsam, şu an beni çok rahatsız eden şeyler o zaman da eder miydi? Galiba evet ama benim bugün geldiğim durum yılların nefreti. Bu Batılıları Allah bildiği gibi yapsın; adamlar yıllarca sömürgeden sömürgeye koşsunlar, köle ticaretlerinin, akla hayale gelmeyen etik ikilemlerin içinde yüzsünler, sonra gelsinler romanlarında bilim adı altında yaptıkları hayali, sözde “kahramanlıkların” propagandasını yapsınlar. Çocuk klasikleri diye milyonlarca çocuk okusun, beyinleri yıkansın. Hadi oradan! Üç puan niye verdim diye sorarsanız; kitabın başı ne kadar sıkıcıysa balona bindiklerinden sonraki kısım bir o kadar sürükleyiciydi, o yüzden. Bir de Jules Verne çok değişik bir adam. Yazım dili öyle bir dil ki teoride mümkün olmayan hem balon icadını olsun hem yolculuğun kendisini olsun öyle bir yazıyor ki şahsen ben kendimi,”bu yazılanların gerçeklik payı var mı?” diye araştırırken buldum.
Balonla Beş HaftaJules Verne · İş Bankası Kültür Yayınları · 20217,3bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kendimi Victoria'nın içindeki dördüncü yolcu gibi hissettim.
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Jules Verne'in Balonla Beş Hafta adlı romanı ilk bakışta Afrika üzerinde yapılan heyecanlı bir keşif yolculuğunu anlatan bir macera kitabı gibi görünür. Ancak roman ilerledikçe bunun yalnızca bir macera hikâyesi olmadığı anlaşılır. Eser aynı zamanda 19. yüzyıl insanının bilime, keşfe, doğaya ve dünyanın bilinmeyen bölgelerine bakışını yansıtan önemli bir dönem belgesidir. Romanın merkezinde Doktor Samuel Fergusson'un Afrika'yı balonla geçme fikri bulunur. Dönemin pek çok insanı bu fikri çılgınlık olarak görürken Fergusson, bilime ve insan aklına duyduğu güvenle yola çıkar. Yanında sadık dostu Dick Kennedy ve yardımcısı Joe vardır. Yolculuk boyunca fırtınalar, kuraklık, açlık, susuzluk ve çeşitli tehlikelerle karşılaşırlar. Ancak romanın asıl gücü yaşanan olaylardan çok, bu olayların karakterler üzerindeki etkilerinde gizlidir. Kitabın yazılış amacı yalnızca okuru eğlendirmek değildir. Jules Verne, okuyucusuna coğrafya, tarih ve keşifler hakkında bilgi vermek istemiştir. Roman boyunca Afrika'yı araştıran gerçek kaşiflerin isimleri, keşfettikleri bölgeler ve dönemin coğrafi bilgileri sık sık anlatılır. Bu yönüyle eser, kurgu ile bilginin birleştiği bir yapı oluşturur. Okur, hikâyeyi takip ederken aynı zamanda dünyayı tanımaya başlar. Romanın temel fikirlerinden biri bilimin insanı bilinmeyene ulaştırabilecek güçlü bir araç olduğudur. Ancak hikâye ilerledikçe bilimsel bilginin her sorunu çözemeyeceği de görülür. Başlangıçta neredeyse kusursuz görünen Doktor Fergusson zaman zaman çaresiz kalır, kararsızlık yaşar ve hata yapar. Böylece okuyucu bilim insanının da her şeyden önce bir insan olduğunu fark eder. Bilim güçlüdür fakat doğa karşısında mutlak değildir. Romanın dikkat çeken bir başka yönü doğaya bakış biçimidir. Yolculuk boyunca hayvanların sık sık avlanması ve
1000Kitap
Balonla Beş HaftaJules Verne · İş Bankası Kültür Yayınları · 20217,3bin okunma
6/10
·300 syf.··
2026 74. kitabı
Bazı kitaplar daha arka kapak yazısını okurken insanı öyle bir yakalıyor ki, beklentiyi arşa çıkarmamak elde değil. The Good Sister da benim için tam olarak böyle bir kitaptı. ​Şöyle bir gözünüzün önüne getirin: Eşiyle kavga etmiş ve bir anda ortadan kaybolmuş, ikiz kardeşini arayan bir kadın, ucu dark web’e uzanan bağlantılar, sonsuz mutluluk vadeden o gizemli tarikat kafası ve Meksika ormanlarının derinliklerinde saklanmış ultra lüks bir wellness merkezi… Konu kağıt üstünde tek kelimeyle inanılmaz! Özellikle benim gibi psikolojik gerilimde o tekinsiz, karanlık atmosferleri ve akıl oyunlarını sevenler için bulunmaz Hint kumaşı. ​Ama gelin görün ki, o müthiş fikir uygulamada maalesef sınıfta kalmış. Hani tam gerilim tırmanıyor, "Tamam, şimdi olaylar patlayacak" diyorsunuz ya, hop, o balon anında sönüyor. Olaylar bir türlü o beklediğim derinliğe ulaşamadı, haliyle beni de içine çekmeyi başaramadı. Eğer psikolojik gerilim okurken şöyle sizi sarsacak, temposu hiç düşmeyecek ve finaliyle ters köşe yapacak bir atmosfer arıyorsanız, bu kitap maalesef biraz yüzeysel ve havada kalan bir deneyim yaşatıyor. ​Bu arada küçük bir detay da dikkatimi çekti; kitabın Goodreads’te puanı 4.12 şu an sadece 58 puanlaması ve 40 yorumu var. Açıkçası bu kadar az okunmuş olduğu için puanının biraz suni bir şekilde yüksek kaldığını düşünüyorum. Çünkü benim gibi gerilimde yüksek tempo ve sarsıcı finaller peşinde koşan okurların bu kitaba pek de yüksek puanlar cömertçe dağıtacağını sanmıyorum. Uzun lafın kısası; fikre bayıldığım ama işlenişini fazlasıyla ortalama bulduğum, "ah ne olabilirdi ama ne olmuş" dedirten bir kitap oldu benim için. Küçük bir güncelleme: Yorumu paylaşmadan önce kitabın Goodreads puanına tekrar göz attım; an itibarıyla 70 okuma ve 45 yorumla 4.01 puana ulaşmış. Ancak
The Good SisterBonnie Traymore · DP Books · 20262 okunma
3/10
·272 syf.··
2026 7. kitabı
Balon oğlu balon bir kitap. Ben böyle bir kitap görmedim kardeşim ya yazar bildiğin sırf bir olay örgüsü olsun diye kitaba olay örgüsü eklemiş. İnanılmaz havada kalan bir olay örgüsü var. Kitap tamamiyle bir dünya tasviri ve yazar kitap tek başına bir dünya tasviri olsun istemediği için böyle birkaç tane boş beleş karakter eklemiş,saçma sapan bir olay örgüsü eklemiş,bu kadar.Ben bu kitap nasıl bu kadar ünlü olmuş hiç anlamadım,nasıl böyle beğenilmiş onu da anlamadım,bilmiyorum. Bence inanılmaz vasat,inanılmaz başarısız bir kitap. Kesinlikle tavsiye etmiyorum,beğendim de diyemeyeceğim. Ha evet yalnızlıkla ilgili kısımlar biraz ilgimi çekti,empati yaptım ama genel olarak kitap bence başarısız.
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,2bin okunma
Popüler Kültürün Şişirdiği Bir Balon; Damızlık Kızın Öyküsü…
5/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 19:41
Margaret Atwood'un yere göğe sığdırılamayan başyapıtı(!) Damızlık Kızın Öyküsü, totaliter rejim, toplumsal cinsiyet rolleri ve dinin manipülasyonu gibi konuları odağına alıyor. Yazar, romanda kurguladığı hiçbir dehşet verici uygulamayı sıfırdan uydurmadığını; hepsinin 17. yüzyıl Püriten Amerika'sı veya yakın tarihteki diktatörlükler gibi insanlık geçmişinde zaten yaşandığını belirtiyor. Kitapta Gilead rejiminin sınıf sistemi, kadınların renk kodlarıyla kategorize edilerek nesneleştirilmesi hatta ana karakterin isminin bile elinden alınarak bir erkeğin mülkü (Of-Fred / Fred-inki) haline getirilmesi gibi düşünceleriyle kitabı çarpıcı kılıyor diyebilirim. Gelelim kitabın neden şişirildiğini düşünme sebeplerime… Fikirlerin çarpıcı olması, kitabın edebi açıdan kusursuz olduğu anlamına gelmiyor. İşte tam olarak bu noktada, eserin parlatıldığı kadar güçlü olmadığını gösteren ciddi eksiklikler barındırdığını düşünüyorum. ** Fredinki (Offred) kesinlikle klasik bir distopya kahramanı değil. Bir distopyadan sisteme aktif olarak başkaldıran, güçlü veya karizmatik bir figür beklediğimizde bu kitap büyük bir hayal kırıklığı yaratıyor. Karakterin sadece pasif bir gözlemci gibi olayları yalnızca anlatıyor olmasının sürükleyiciliği ciddi anlamda engellediğini düşünüyorum. Bana göre edebi bir eserde sarsıcı bir fikir bulmak, işin çok küçük bir dilimini kaplıyor. Kalan büyük bir yüzdelik ise o fikri güçlü karakterlerle, sürükleyici bir olay örgüsüyle ve tatmin edici bir sonla işlemeye kalıyor. Damızlık Kızın Öyküsü iyi bir fikre sahip olmasına rağmen, olay örgüsü ve aksiyon barındırmadığı için bir romandan ziyade uzun bir "durum tasviri" gibi kalıyor. Bu sebeple "Ee, şimdi ne olacak?" beklentisi kitap boyunca cevapsız kalıyor. ** Ben bir distopya okurken sistemin kökenlerini,
Damızlık Kızın ÖyküsüMargaret Atwood · Doğan Kitap · 201914,7bin okunma