Gaz verilmiş bir balon gibi havaya ilerledi ve ben uçmaya çalıştım kendimce..

Murat Ç, bir alıntı ekledi.
23 saat önce · Kitabı okuyor

"Eğer bir şüphe diğerini getirmiyorsa, uzun zamandır biriktirilmiş yanlış düşüncelerle büyümüş balon bir gün patlayacaktır."

Şeytanın Kitabı, A. S. Lavey (Sayfa 21 - 6:45 Yayınları bir "Kaybedenler Kulübü Tribidir.", Yayın Yönetmeni: Kaan Çaydamlı - Şenol Erdogan, Kapak Tasarımı: Erol Egemen "Kim Lan Bu Erol Egemen :)", 2.Baskı, Kadıköy)Şeytanın Kitabı, A. S. Lavey (Sayfa 21 - 6:45 Yayınları bir "Kaybedenler Kulübü Tribidir.", Yayın Yönetmeni: Kaan Çaydamlı - Şenol Erdogan, Kapak Tasarımı: Erol Egemen "Kim Lan Bu Erol Egemen :)", 2.Baskı, Kadıköy)
Küçük Şair, bir alıntı ekledi.
 Dün 16:41

Okuldaki günleri aklına geldi: böyle, hırsla eline
aldığı kitapların beş on sayfasını okuduktan sonra içinin bir
balon gibi söndüğünü hatırladı. Bir kitabı bırakır ötekine
saldırırdı. Bu ümitsizce çırpınış, bütün kitapların yüzüstü
bırakılmasıyla sona erer, büyük bir utanç ve hayata dönüş
buhranları gelirdi arkasından.

Tutunamayanlar, Oğuz Atay (Sayfa 27)Tutunamayanlar, Oğuz Atay (Sayfa 27)

500 kişi bir seminerdeydi. Birden konuşmacı durdu ve bir grup çalışması yapmaya karar verdi. Herkese bir balon vererek başladı. Herkes gazlı kalemle balonuna adını yazmalıydı. Sonra bütün balonlar toplandı ve bir odaya kapatıldı.

Katılımcılar odaya alındı ve 5 dakika içinde üzerine isimlerini yazdıkları balonu bulmaları söylendi. Herkes deli gibi kendi adını aramaya başladı, insanlar çarpıştılar, bir birlerini ittirdiler, tamamen bir kaos ortamı oluştu.

5 dakikanın sonunda kimse kendi balonunu bulamamıştı.
Konuşmacı bu sefer herkesin bir balon almasını ve üzerinde adı yazan kişiye o balonu vermesini söyledi. Bir kaç dakika içinde herkes kendi balonuna kavuşmuştu.

Konuşmacı dedi ki: "Yaşamımızda bunu görüyoruz. Herkes deli gibi mutluluğu arıyor ve nerede olduğunu bilmiyor. Bizim mutluluğumuz başkalarının mutluluğunda gizlidir. Onlara mutluluk verin; sizinki size gelir. Ve insanların yaşam amacı da budur...mutluluğun peşinden gitmek."

Tiffany Moore

Zenci Çocuk ve Siyah Balon
Küçük bir zenci çocuk, şehrin lunaparkında dolaşırken bir satıcının elindeki balonları seyre dalmıştı. Her renkten ve her biçimden balonlar, ışıl ışıl parlıyordu.

Derken, birdenbire kırmızı bir balon, baloncunun elinden kazara kurtularak havada uçtu, ve nihayet aşağıdan seçilemeyecek kadar yükseldikten sonra gözden kayboldu. Bu manzarayı seyretmek için öyle bir insan kalabalığı toplanmıştı ki, satıcı, bir tane daha bırakmanın, iyi bir reklam olacağını düşünerekhavaya parlak sarı renkte bir balon daha bıraktı. Arkasından bir tane de beyazını çözdü.

Küçük zenci çocuk, olduğu yerden büyük bir hayranlık içerisinde, ardı ardına uçan rengarenk balonları bir zaman daha seyrettikten sonra:

Baloncu amca” dedi. “Acaba bir de siyah renkte balon bıraksaydınız, ötekiler kadar yükselir miydi?”

Baloncu adam, anlayışlı bir bakışla çocuğa tebessüm ederek, siyah renkli bir balonu boşluğa bırakırken cevap verdi:

“Yavrum, bizi yükselten dışımızdaki renk değil, içimizdeki sevgidir.”

Uzun süredir kendimi amaçsızca uçan bir balon gibi yitik hissediyordum.
Sonra bu adam geldi,
Beni aşağı çekti ve ipi bileğine bağladı.
Bu çok tuhaf ama bir o kadar da doğru hissettiriyordu..

varoluş sancısı
Dostları ile mutlu bir ortamda eğleniyordu. Laf lafı açıyordu ve herkes çok mutluydu. Kahkahalar ortalığı kırıp geçiriyordu. Belki de mutlu olduklarını sanıyorlar, yalnızlıklarını maskeleme ihtiyacı duydukları için kahkahalar atıyorlardı. Aslında hepsi o kadar yalnız ve mutsuzdu ki!

Birden etrafındaki herkes balon gibi sönmeye, sesleri, yüzleri ufak ufak kaybolmaya başladı. Hepsi tek tek patlıyordu insanların. PUF! PUF! PUFFFFF! Çok sürmeden hepsi toz taneciklerine dönüştü ve havada süzüldüler. Ortam birden karanlığa ve ıssızlığa gömüldü.

İçini bir korku kaplamıştı. O esnada kafasının üstünde parlak, sarı bir spot lambası beliriverdi. Gözlerini ovaladı dehşet içinde. Varlığından şüpheye düştü. Varlığından o kadar yoksundu ki kendisini sanki dışarıdan izleyen üçüncü bir tekil kişi idi. karşısında bir adam, bir ışık bir de karanlık vardı. Bu üçünü izliyordu şimdi. Çıldıracaktı neredeyse. Gözleri fal taşı gibiyidi, tüm bedeni istemsiz bir titreme halinde.

Karşısındaki adam hızla ve korkuyla etrafına bakınıyordu. "Nerdeyim ben! Kimse var mı? Heeeyyy!". Etrafta kimsecikler yoktu; rahatsız edici, kulak tırmalayıcı bir sessizlikten başka! Kalp atışlarını, kanının damarlarında hücum ile ilerleyişini duyabiliyordu. Ansızın nereden geldiği belli olmayan, huzursuzluk veren "O" ses ile irkildi. Sandalyesinde oturuyordu artık. Artık üçüncü tekil şahıs değil, birinci tekil ve yalın şahıstı. BİRİNCİ YALNIZ ŞAHIS idi!

-Mutlu musun? ... Değilsin. Anlat o halde bana, kendi kendine; sen kimsin? Sen nesin?

Elfida., bir alıntı ekledi.
20 May 00:35

sadece ben farklıyım
biraz dalgın ve uzak
bir hayli karamsar
biliyorsun
içimde kirli bir balon gibi büyüyen boşluğun
tek bir sebebi var
senin yokluğun

Ayrılık Sevdaya Dahil, Attila İlhan (Sayfa 89 - Bilgi Yayınevi - Üçüncü Basım: Haziran 1995)Ayrılık Sevdaya Dahil, Attila İlhan (Sayfa 89 - Bilgi Yayınevi - Üçüncü Basım: Haziran 1995)

Bazı kadınlar kaç yaşında olursa olsun,içinde uçan balon telaşıyla dans eden küçük bir kız çocuğu taşırlar..
Abartılı sevmeleri,saçmasapan halleri ve dudak büzüp şımarıkca omuz silkmeleri hep bu yüzdendir..
Ve saklambaç oynarken bir kuytu köşede uyuyakalmak kadar olasıdır onlar için oyunu kuralına göre oynamamak..
İçinden geldiği gibi davranan,aklına ilk geleni konuşan,çıplak ayaklı dağınık saçlı bahçe düşesleridir bazı kadınlar..
Gülümsettiğiniz zaman küçücük göz bebeklerinin içine,sizi nasıl da kocaman yerleştirdiğini hayretle izlersiniz..
Seviyorsa ruhunuzu,sesli kahkahalar atar yanınızda ve kıymetinizi derinden hissedersiniz..
Babasına ilk kez pişirdiği kahveyi taşıdığı gün olduğu kadar heyecanlı sevebilen kadınlar..
Ne kadar itina etse,o kadar tökezleyebilen,sağa sola saçılan düş kırıklarını toplarken bağıra bağıra ağlayabilen gerçek kadınlar diyorum beyler..
Şanslıysanız onlardan biri mutlaka dokunur hayatınıza..
O zaman sakin olun..Kalbindeki tırtıllara koza olun..Düşmekten yorulmuştur,yapabilirseniz eğer bir hurma dalı olun..Kırılgan kalbine sığınak olun..
Sonra yaslanın ruhuna ve hiç susmayan bir şarkı olun..

Esra Arslan